rbatlmts
"Seni her baharda bulacağıma söz vermiştim. Ama seni her buluşumda, ellerimde sadece senin küllerin kaldı."
Jeon Jungkook için zaman, bir düz çizgiden ziyade acımasız bir çemberdi. Yüzyıllardır yaşayan bir vampir olarak tek bir laneti vardı: Aynı ruha tekrar tekrar âşık olmak ve o ruhun her reenkarnasyonunda ölümünü izlemek.
1880 Londra'sında bir şair...
1940 Paris'inde bir asker...
Ve şimdi, 2026 Seul'ünde bir sanatçı: Kim Taehyung.
Jungkook bu sefer kaderi bozmaya kararlıydı. Onu uzaktan izleyecek, ona dokunmayacak ve onu bu karanlık döngüye çekmeyecekti. Ancak unuttuğu bir şey vardı; ruhlar zihinlerden daha güçlü hatırlar. Taehyung, her gece rüyalarında gördüğü o soğuk gözlü adamla tanıştığında, kader on üçüncü kez zarını atacaktı.
Ya bir kez daha veda edeceklerdi ya da sonsuzluğu kanla mühürleyeceklerdi.
"Beni kurtarma Jungkook," diye fısıldadı Taehyung. "Beni sadece sev. Ölümden korkmuyorum, seni unutmaktan korkuyorum."