Esil_Yerli adlı kullanıcının Okuma Listesi
19 stories
İÇİMİZDE BÜYÜTTÜĞÜMÜZ ŞEYTANLAR by filizpuluc
filizpuluc
  • WpView
    Reads 99,414
  • WpVote
    Votes 8,729
  • WpPart
    Parts 12
Hipnozla, acı hissini manipüle etmeyi başardığı araştırmasıyla Nobel Ödülü kazanan Adli Psikiyatrist Esin Taşkıran, araştırmasını daha ileri taşıyarak ayna nöronlardaki aktiviteyi telkinle arttırma suretiyle suça meyilli insanlarda empatiyi arttırarak insanları içlerindeki kötülükten arındırarak suç oranlarını düşürmeyi hedefler. Fakat ödül kazandığı gece kazandığı tek şey bir ödül değil, kötülüğün yok olamayacağını savunan Maenon isimli bir ısrarlı takipçidir. Adli Psikiyatrist Esin Taşkıran'ın mâhkûmlar üzerinde yürüttüğü araştırmada intiharlar baş gösterdiğinde medya bu intiharlardan Adli Psikiyatristi sorumlu tutar. Tüm kariyeri ve idealleri tehlikeye giren Esin, intiharların sebebini ve Maenon'la nasıl ilişkisi olduğunu bulmaya çalışırken kliniğe 'deli' raporu almak isteyen aklı oldukça başında bir adam gelir. Felsefi bir bilimkurgu olan bu kitapta, iyi-kötü, doğru-yanlış, etik-ahlak ikilimler eline alınarak insanlığın sınırları ve insan olmanın ne demek olduğu sorgulanırken, insanın yarattığı kimliklerin gerçek benliği üzerindeki etkilerine ve nihayetinde yalnızca bir insan olmanın yarattığı acizlik ve ilahilik üzerine alegoriler yapılır.
Luna Günceleri: Mühür by LilithCrescent
LilithCrescent
  • WpView
    Reads 415
  • WpVote
    Votes 62
  • WpPart
    Parts 17
Karanlık geçmişi yüzünden kendi ırkı arasında bile kabul görmemiş bir cadıydı Melliantha. Tutuklu gibi Rovana Akademi'sinde tutulurken, bir anda vampirlerin ortasına bırakılmasıyla neye uğradığına şaşırmıştı. İşin tuhaf yanı, gözünü kan bürümüş vampirlerin, ona cadılardan daha iyi davranmasıydı. Hem de geçmişine rağmen! Bu arada etrafta, Tanrıça Hekate'nin öldüğüne dair fısıltılar dolaşıyordu. Melliantha kendi kaderine acımayı bırakıp fısıltıların doğrularını araştırıken çok daha büyük bir ağın içine düşmeye başladığını fark edecekti.
MARDİN AĞASI (+18) by Naztgzdh
Naztgzdh
  • WpView
    Reads 355,006
  • WpVote
    Votes 6,923
  • WpPart
    Parts 21
Korkmaz aşiretinin ağası tüm ihtişamı ile yıllardır kan davalı oldukları Yılmaz konağının kapısına dayanmışdı... Belki de Ayaz Yılmaz'ın küçük kardeşi Dicle ile kaçması Mahir'i sevdalısına kavuşturmak için kaderin bir oyunu idi... Ordaydı işte.. 14 yaşında çeşme başında görmüştü onu.. Gördüğü an kalbi öyle bir titremişti ki, işte o gün hiç kimseye yenilmeyen Mahir Korkmaz o 14 yaşlı küçücük kıza yenilmişti. Konağın kapısı gürültüyle açıldı. Halit ağa içeri adımını atar atmaz bağırmaya başladı. "Süleyman ağa! Neredesin? Çıkasın dışarı!" Diye bağırdı. Süleyman ağa konağın terasına çıktı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Yavaşça aşağı indi ve Halit ağa ile karşı karşıya geldiler. "Ne oluyor Halit ağa? Ne bu tantana?" "Bir de soruyor musun? Senin adam olmayan oğlun kızım Dicleyi kaçırmıştır!" Süleyman ağa duyduklarına inanamadı. Nasıl yapardı oğlu bunu ?! Yıllardır kan davalı olduğu aşiretin kızını nasıl kaçırırdı?! Susup kalmıştı Halit ağa'nın karşısında... "Bu durumda töre ne der bilirsin! Ya ölüm olacak, kan dökülecektir ya da BERDEL olacaktır! Seç şimdi!" Başlama tarihi: 04.09.2023
+17 more
Rus mafyası / Yarı Texting  by be0imor
be0imor
  • WpView
    Reads 2,743,421
  • WpVote
    Votes 133,286
  • WpPart
    Parts 45
Rusya'da yaşayan kuzenine yazmak isteyen Narin, numaraları karıştırarak başka bir adama denk gelir. Denk geldiği adam, dünyaca ünlü, karanlık işleriyle bilinen, Ivan Volkov'dur...
REVİR 17 by gonulaslannn35
gonulaslannn35
  • WpView
    Reads 1,396
  • WpVote
    Votes 75
  • WpPart
    Parts 10
Yüzüm onun avuçlarının arasındayken, "Yapmak zorunda değilsin," diye fısıldadım çaresizce. Ama beni dinlemiyordu. Gözyaşlarım sel gibi yanaklarımdan süzülürken, Yavuz'un parmaklarımın arasından kayıp gidişini izliyordum. "Bari bana yapma bunu Yavuz... Lütfen." Artık ayaklarım bedenimin acısını taşıyamaz olmuştu; dizlerim büküldü, olduğum yere çöktüm. Yukarıya, ona doğru yalvaran gözlerle bakıyordum. "Sakın," dedi, zorlukla yutkunarak. Sesi ağlamaktan öylesine boğuk, öylesine çatallı çıkıyordu ki konuşurken canının yandığı her halinden belliydi. "Sakın peşimden gelme." Biliyordum. Eğer şimdi o kapıdan çıkıp giderse bir daha asla dönmeyecekti. Onu bir daha göremeyecektim. Ellerimi, yüzümü tutan ellerinin üzerine koyup sıkıca sarmaladım. Gitmeden önce teninin sıcaklığını son bir kez hafızama kazımak, bu veda anını asla unutmamak istiyordum. "Beni unut," diye fısıldadı gözlerimin içine bakarak. Ardından, kelimeleri kalbime birer kurşun gibi sapladı: "Beni hatırlatan her şeyden, herkesten uzak dur." "Ya unutamazsam?" diye mırıldandım hıçkırıklarımın arasından. "Ya unutmayı beceremezsem?" Gözlerini benden kaçırdı, derin bir nefesi içine hapsetti. Sırf beni kendinden nefret ettirmek, yaşatmak için dudaklarından o en büyük yalanı tek bir nefeste döküverdi: "Ben seni unutacağım."
MOR SÜTYEN  (Yarı Texting) by swmsaw
swmsaw
  • WpView
    Reads 296,016
  • WpVote
    Votes 15,073
  • WpPart
    Parts 22
Bazı düşüşler yere çakılmakla değil, bir canavarın inine düşmekle son bulur." İz, hayatını viyolonselinin kalın tellerine ve siyah dantellerine saklayan, melankolik bir konservatuar öğrencisiydi. Tek istediği, notaların gürültüsüyle dünyayı susturmaktı. Pusat, hayatını kırdığı kemiklerin sesiyle kazanan, öfkesi bileğine takılan elektronik kelepçeyle eve hapsedilmiş bir yeraltı dövüşçüsüydü. Tek gerçeği, sınırları çizilmiş o dört duvardı. Biri yukarıda sanat yaratıyor, diğeri aşağıda vahşeti dizginlemeye çalışıyordu. Ta ki o geceye kadar. İz'in balkona astığı mor sütyen, rüzgarın ihanetiyle aşağı süzüldüğünde, sadece alt kata düşmedi. Pusat'ın yasaklı bölgesine, tam kucağına düştü. Pusat dışarı çıkamazdı. İz aşağı inmeye korkardı. Telefon titredi. Gönderen: Alt Kat Mesaj:"Eşyan kanlı ellerimin arasında. Ve biliyorsun viyolonselist, ben bu evden çıkamam. Eğer onu geri istiyorsan, benim kafesime girmek zorundasın." Sanat, şiddete teslim olduğunda notalar susar. Şimdi sahne sırası, kafesteki canavarda.
AVCI VE KURT by hivsforyou
hivsforyou
  • WpView
    Reads 78,338
  • WpVote
    Votes 4,635
  • WpPart
    Parts 19
"Künh... öz demek. Bir insanın özüne indiğinde, onu dilediğin gibi yeniden yoğurursun. Ortaya çıkan artık bir asker değil silah olur." Bir avcı. Bir kurt. Bir ihanet. Ormanın karanlığında başlayan karşılaşma, gölgelerin ardına gizlenmiş büyük bir gerçeği yerinden oynatacak. Gerçek ortaya çıktıkça, birbirlerine en uzak olması gereken bu iki insanın yolları, farkında olmadan aynı karanlıkta birleşiyor. Bir avcı gerçeğe ne kadar yaklaşırsa, o kadar hedef olur. Bir kurt ne kadar köşeye sıkışırsa, o kadar tehlikeli hale gelir. Ve bazen... kader iki yabancıyı birbirlerinin hem en büyük tehlikesi hem de tek sığınağı yapar.
KIRIK PUSULA by kaminya
kaminya
  • WpView
    Reads 233,153
  • WpVote
    Votes 11,395
  • WpPart
    Parts 19
"Hazır ol, gelin hanım... En fazla bir saat sonra evleniyoruz. Ve karım olduğun andan itibaren sana ağlamayı yasaklıyorum. Çünkü sana hiç yakışmıyor." Bir gün, tanımadığı bir adamın evlilik teklifi etmek zorunda kalacağını söyleseler, gülüp geçerdi... Ama kader, Lavinia'yı tam da bu noktaya sürükledi. Kırık pusula... Ve kırk bir günlük bir oyun.Gerçek suçlu kim? Kim hayatta kalacak, kim yok olacak? Her sayfa, sırları bir bir ortaya çıkarıyor. Ve unutma: Ölüm Çiçeği'nin laneti, seni izliyor... Kırık pusula seni karanlığa sürüklerken, Ölüm Çiçeği kaderini belirleyecek. Varlığı, annesi için hiçlikten ibaret olan tüm kız çocuklarına... Veteriner:1. Sırada Lavinia: 1. Sırada 🧭⚓
MARŞ İLERİ by hezalllll
hezalllll
  • WpView
    Reads 90,175
  • WpVote
    Votes 4,312
  • WpPart
    Parts 31
MARŞ İLERİ- Karanlığın en derin yerinde, gökyüzünde parlayan tek bir ışık vardır: Kuzey Yıldızı. O, yol gösterir; düşene umut, yürüyene hedef olur. Bir yanda gölgelerin ardında saklanan asker yüzleri... Kendi içlerinde bir savaş, dışarıda görünmeyen bir düşman. Diğer yanda ise al bayrağın altında birleşen umut, gökyüzüne doğru yükselen bir marş. Ama bu yol kolay değildir. İhanetle sınanmış kalpler, sırlarla örülü kaderler ve düşmanların karanlık gölgeleri her adımda onları kuşatır. Onlar yalnızca cephede değil, kendi içlerinde de savaşır. Kimi sevgiyi ihanetle yoğurur, kimi gözyaşını yüreğine saklar. Ama her şeye rağmen ilerlemek zorundadırlar. Çünkü geri dönüş yoktur; onların tek pusulası kuzeyde parlayan yıldızdır. Ve işte orada, gece ile gündüzün, asker yüzüyle bayrağın birleştiği yerde başlar bu hikâye. Bir marş gibi yükselir: sert, kararlı ve susmayan. Bu sadece bir savaş değil... Bu, kalplerin, ruhların ve gölgelerin mücadelesi. Ve adımlar tek bir sesle yankılanır: Marş İleri.
KÜLDEN PORTRELER by zerapln
zerapln
  • WpView
    Reads 199,118
  • WpVote
    Votes 10,911
  • WpPart
    Parts 21
Acının ve dengesizliğin etkisiyle sırtüstü sertçe yere düştüm. Acıyla inledim. "Ah!" Sırtım ve kalçam çok acımıştı. Başım kaldırıma çarptığında dünyam sarsıldı, görüşüm bulanıklaştı. Şapkam başımdan koptu, saçlarım bir örtü gibi yere yayıldı. Yağmur damlaları yüzüme çarparken baş ucumda dikilen devasa silüetin karaltısı gökyüzünü kapattı. Bana üstten bir bakış attığını hissettim ama acıdan yerde kıvranıyordum. Bileğim çok acıyordu, başımın içinde bir uğultu vardı. ​Adam, ayaklarımın ucunda bana bakarak ceketinin kol düğmesini sakince ilikledi. Eğilmedi, elini uzatmadı. Sadece o buz gibi, ruhsuz sesiyle sokağın sessizliğini parçaladı: ​"Bugünü günlüğüne yaz küçük katil." Söylediği sözler bedenimin baştan aşağı titremesine sebep oldu. O yağmurun altında yerde sırtüstü iki büklüm yatarken kulağıma gelen sesler tenimden yayılıp kalbimin içine girdi. Kolunu kaldırarak kol saatine göz ucuyla baktı ve ardından gözlerini tekrardan bana çevirdi: "Bugün 24 Ocak 2026, saat 21.43." ​Bana doğru bir adım daha attı. Başımın ucuna doğru geldi ve durdu. Hafifçe eğilerek gözlerimin içine baktı. Gölgesi üzerime bir kefen gibi serildi. ​"Bugün celladınla karşılaştın." ... Nefsi müdaafanın sonucu ölüm oldu. Bir çocuk öldü. Günah keçisi ilan edilen kadın, ölen çocuktan daha masumdu. Ama kader ondan yana değildi. Sonuçları ağır oldu; geride kalan şey, saçlarının yerde bıraktığı enkazın izleri oldu. Celladının ölüm kokan gözleri merhametsizdi; kadın intikam ateşinin cayır cayır yandığı celladının kollarına sığındı, kül oldu. Adam yerdeki enkazına baktı, intikamın verdiği hazla izledi yerdeki kadını. Artık onun istediği portreye yerleşmişti, ona bağımlıydı. Yeni kimliğini o yaratmıştı.