atesbocegii_
Bir varmış, bir yokmuş.
Bir varmış, iki yok olmuş.
Ömer'in meleği varmış, Ömer'in çiçeği yok olmuş.
Melek'in Ömer'i varmış, Melek'in bi'tanesi yapayalnız kalmış.
"Boks, nefes alma sanatıdır." derdi Yavuz Turan. Sıkışmış hisseden çoğu insanın nefes almak için başvurduğu bir yöntem olduğunu iddia ederdi.
Peki ya ona nefes olan bi'tanesini kaybetmiş bir adam için de çare olur muydu boks?
Ömer Keskin.
Çiz üstünü.
Sadece Ömer.
Hayatına doğan güneşi ellerinin arasından kayıp gitmiş olan Ömer.
Yirmi yaşına bastığı gün, canından çok sevdiği meleğini toprağa vermiş Ömer.
Çiçeğinin ölümünü kabul etmek istemediği için her gece yarısı onun numarasına tonlarca mesaj göndermeye devam eden Ömer.
Ansızın tüm mesajların okunmasıyla, uzun süredir umudu göremeyen gözleri yeniden ışık saçan Ömer.
Tek bir mesaj.
"ZAKKUM."
Birinin hayatına mal olabilir miydi?
Ya da hayattan umudunu kesmiş bir adama yeniden nefes olabilir miydi?
Zakkumlar solarken sulasak da bir anlam ifade etmezdi, değil mi? Peki ya bu gerçeğin varlığı, kalan tek umudu yok saymaya yeter miydi?
Ömer için yetmemişti.
Elinde son bir şans vardı.
Meleğini geri getirmek için son bir şans...
UYARI: Bu hikayede şiddet, işkence, saplantı ve bolca dram bulunacaktır. Bunları göze alarak okuyun lütfen. Küçük yaştaki okurlarım için uygun olmadığını söylemek istiyorum.