sahtamat
- Reads 237
- Votes 86
- Parts 11
Kirayı bir kere daha ödemediğimde, hayat beni kapının önüne koymakta tereddüt etmedi. Kıpkırmızı saçlarım dağılmış, sarı gözlerim uykusuzlukla donuklaşmış halde; sol elimde eski bir valiz, sağ elimde tek dostum olan kedimle kaldırımda oturdum. Artık gidecek bir yerim yoktu-ya da öyle sanıyordum.
Tam umutsuzluğun en dibine çökmüşken, karşımdaki ıssız sokakta garip bir ışık belirdi Ne bir sokak lambasına benziyordu, ne de bir evin penceresine... Sanki sadece beni çağırıyordu.Bakmamaya çalıştım, ama gözlerini ayıramadım. İçimde açıklayamadığım bir çekim büyümüştü. Mantığım "dur" derken, ayaklarım çoktan hareket etmişti.
O sokak, sandığım kadar boş değildi.
Işığın içine adım attığım anda, gerçeklik parçalandı.Kendimi hiç bilmediğim bir yerde buldum.Hassiktir,burası neresi?Etrafımda beş yabancı erkek... Her biri farklı, her biri tehlikeli, her biri benden bir şey saklıyordu. Neden beni buraya getirdiler? Yoksa ben mi seçildim?Aralarında ki buz mavisi o iki çift göz beni bir yerden ısırıyordu.
Geçmişimin kırık parçaları, anneme dair gömülü anılar ve karanlık sırlar birer birer yüzeye çıkarken,ben artık sadece hayatta kalmaya değil, kendi "hiçliğimi" anlamaya da mecburdum.
Bazı kapılar açıldığında, geri dönüş yoktur.
Ve bazı ışıklar... aydınlatmaz. Yutar.