cilginhamsi
Adımlarım tam karşısında durdu. "Altay..." dedim, sesimin titremesine engel olamayarak. "Dün gece seni gördüm... Yüzün, üstün başın... Çok kötü görünüyordun. İyi misin?"
Altay, elimdeki boş çöp kovasına, ardından doğrudan gözlerimin içine baktı. O kahverengi gözlerinde iki haftadır ördüğü o aşılmaz, profesyonel askeri duvarlar sapasağlam duruyordu. Yüz hatları mermer gibi kaskatı kesildi.
"Teşekkür ederim, Efsun Hanım," dedi. Sesi o kadar mesafeli, o kadar resmiydi ki... "Bir operasyon kazası, mühim bir durum yok.
Efsun Hanım.
İki haftadır içimde biriken tüm o pişmanlık, özlem, korku ve endişe, o "hanım" kelimesinin buz gibi tınısıyla bir anda devasa bir öfke patlamasına dönüştü. O yeni kesilmiş, pürüzsüz ama çizikli yanağına, bana yabancı gibi bakan o derin kahverengi gözlerine bakarken içimdeki tüm mantık kaleleri saniyeler içinde yerle bir oldu.
"Başlatma şimdi hanımına!" diye içimden kükrerken, ayaklarım benden bağımsız hareket etti. Aramızdaki o iki adımlık mesafeyi tek hamlede kapatıp askeri nizamiyesini yıktım. İki elimi birden uzatıp siyah tişörtünün yakalarını sımsıkı kavradım. Altay ne olduğunu anlayamadan, onu kendime doğru çekip parmaklarımın ucunda yükseldim ve dudaklarımı doğrudan onun o sert, şaşkın dudaklarına bastırdım.
O an zaman durdu. Altay, hayatında hiç karşılaşmadığı bu sivil saldırı karşısında tamamen savunmasız yakalanmıştı. O sarsılmaz askeri refleksleri, benim dudaklarımın sıcaklığı altında tamamen felç oldu. Hareket bile edemedi. Sadece gözlerini usulca kapatıp, onu büyük bir hırsla ve özlemle öpen kadının dudaklarındaki o yoğun hisse kendini bıraktı.
Nefesim tükenip geri çekildiğimde, kalbim delirmiş gibi atıyordu. Yaptığım şeyin çılgınlığı yüzüme çarparken, onun o buğulanmış kahverengi gözlerine bakacak cesareti kendimde bulamadım. Başımı hızla yana ç