esranisa
Hünkâr Batuhan Han'ın oğlu, Şehzade Cengiz; sarayın altın duvarları arasında büyümüş, gücü, ihtişamı ve tahtın ağırlığını omuzlarında taşıyan genç bir prenstir. Dışarıdan bakıldığında krallığın en güçlü varisi, en parlak geleceğidir. Fakat kimsenin bilmediği bir gerçek vardır: Cengiz'in kalbi, krallıktan çok daha önce kırılmıştır.
İki yıldır yanında olan Rus soylusu Viktoria... güzelliğiyle büyüleyen, sözleriyle kalpleri yönlendiren ama aşkı hiç tanımayan bir kadın. Cengiz için bir sevda sandığı bu ilişki, aslında yavaş yavaş örülmüş bir ihanetin gölgesidir.
Ve bir gün... her şey değişir.
Büyük çınarın altında planlanan bir buluşma, bir aşkın sonunu değil; bir gerçeğin başlangıcını getirir. Cengiz, kendi elleriyle taşıdığı sevgisinin başka bir adamın kollarında yok oluşunu izlerken, içindeki dünya sessizce yıkılır.
Ama kader yalnızca bir kalbi kırmakla yetinmez.
Kasabanın diğer ucunda, sıradan bir hayat sürdüğünü sanan Narin vardır. Gülüşü sıradan, hayatı sade görünse de içinde taşıdığı kan... yüzyıllar öncesinden gelen bir lanetin ve gücün mirasıdır.
Reçtengle...
Bir zamanlar krallıkları titreten, korkunun adı olan o eski kralın soyundan gelen son varis Narin'dir. Ve o bile, bu gerçeği öğrenmeden önce, kendi kalbinin en büyük sınavıyla yüzleşecektir.
Sevdiği adam Mert tarafından reddedildiğinde, en yakınındaki insanlar bile ondan uzaklaştığında, Narin artık yalnızca bir gerçeğin eşiğinde kalır:
Kaçtığı güç, aslında onun kimliğidir.
Ve bir gece
Bir gölün soğuk sularında iki yabancı kader birbirine dokunur
Bir prens, ihanetiyle yüzleşirken suya atlar
Bir kız, kim olduğunu bile bilmeden ölümle savaşır
Ve o an... kaderin mührü iki kez vurulur
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır
Çünkü bazı insanlar birbirini sevmez
Birbirini tamamlar.