eskibirakor
- Reads 3,003
- Votes 285
- Parts 29
Takvimler 2030 yılını gösterdiğinde, İstanbul'un spot ışıkları iki yalnız ruhun üzerine çevrildi.
Biri Sude Öztürk... Geçmişin tüm ağır yüklerini, babasının bıraktığı kırık dökük mirası omuzlarında taşıyan, adliye koridorlarındaki mübaşirlikten zirveye uzanan o gururlu, dikbaşlı aktris.
Diğeri Arda Soydoğan... Türkiye'yi kasıp kavuran Crush grubunun, kendi kuytusuna çekilip ilk solo projesinin lansmanı için gün sayan cool ve mesafeli solisti.
Arda, ekranlardan izleyip o duru oyunculuğuna hayran kaldığı Sude'yi yeni klibinin başrolü olarak seçtiğinde, sadece profesyonel bir ortaklık başlattığını sanıyordu. Bilmediği, asla tahmin edemeyeceği devasa bir sır vardı: O, Sude'yi son iki yıldır televizyondan tanıyordu ama Sude, onu tam dört yıl önce, stajyerlik günlerinden beri sessizce izliyordu.
Şimdi o lüks stüdyoda, lansman öncesi ilk piyano notasının basıldığı o anda, iki yabancı birbirlerinin maskelerinin arkasındaki o dilsiz bağla yüzleşecek. Şarkı Sude'ye yazılmamıştı belki ama ikisinin yalnızlığı da aynı kuytu melodide can bulacaktı.
Dört yıllık bir sırrın, spot ışıkları altında yavaş yavaş yanışına tanıklık etmeye hazır mısınız?
"Kuytu bir melodide unutulmuş ne varsa, külü üflesem o eski yangın bir daha canlanır mı?"