BLACK_la
NEFRET VE ŞEHVETİN BULUŞMASI
:~:
"Seni bebeği gibi sevebilecek kadar şefkatli, ama sırası geldiğinde düşmanı gibi vurabilecek kadar acımasız bir canavara ne kadar güvenebilirsin? Yoksa ona aşık olup ölecek misin?
15 kapılı ölümcül bir simülasyon, kendi karanlık gölgeleriyle savaşan iki yaralı ruh ve aralarındaki o teni yakan, vahşi çekim... Kuralların sokak kanunlarıyla yazıldığı bu tekinsiz arenada, Sarah av bitmeden o son kapıdan çıkmayı başarabilecek mi?"
:~:
"Belki de bir piyonun sayesinde şah matı devireceksindir, ha?" dedim ona sırıtarak.
Gözlerine derin ama karanlık bir bakış düştüğünde omuz silkti. "Belki asıl şah matı bir piyon değil, satranç tahtası alır, ha!?" dediğinde anlamayarak ona baktım.
Pis bir sırıtışla yüzüme doğru eğildi: "Tahtanın oyun üzerindeki tek katkısı, sınırları belirlemesidir; onun üzerinde kimin dans edeceğine ise sadece güçlü olan karar verir. E tabii, bir piyon oyunu başlatsa da oyunun sonunda kimin kanayacağını tahtanın kuralları değil, benim kurallarım belirler. Kuralları yıkmak benim işimdir bilirsin, tatlım."
Sadist piç!
:~:
"İstemiyorsun beni, ha?" diye kükrediğinde, "Hayır!" diye çığlık attım. Ama bedenim aksini söylüyordu adeta. Cevabımı umursamadan sertçe içime girdi. Canımı yakıyordu, bunu feci şekilde biliyordu ama devam ediyordu. Bende bunu istiyordum zaten...
Dudaklarıma sertçe yapıştığında bende alt dudağını ısırıp kanatmıştım, hoşuna gitmiş gibi inlediğinde geri çekildi. "Hâlâ mı hayır?" diye sordu, nefesi tenimi yakarken. Acıyla ve şehvetle yeniden bağırdım: "Hayır!" Tırnaklarımı o heybetli sırtına derinlemesine sapladığımda acıyla karışık bir hazla inledi.
Hemen ardından sert bir hamleyle ellerimi yakalayıp başımın üstünde sabitledi. Boynumu sertçe emerken, canımı acıtan o derin hamlelerine devam ediyordu. İkimiz de ter içinde kalmışt