Berbat.
3 stories
Diyarların Yazarı (Wisteria 4) by adorayagmur
adorayagmur
  • WpView
    Reads 67,347
  • WpVote
    Votes 4,732
  • WpPart
    Parts 53
Lin gözlerini kana bulanmış bir toprağın üzerinde açmıştır. Geçmişi yoktur. Hafızasını kaybetmiştir. Adını hatırlatacak bir anı, ardına dönüp bakmasını sağlayacak tek bir iz bile kalmamıştır. Bildiği tek bir şey vardır: Bu diyara bir sebeple gelmiştir. Acıların Hükümdarı Euria Vaseva karanlığını bütün diyara yaymak için ordularını yürütürken, Lin kendisini yalnızca bir savaşın değil, kaderin tam ortasında bulur. Çünkü ona artık ismiyle değil, bir unvanla seslenilmektedir. Diyarların Yazarı. Hafızası parçalanmış, hakikati sislerin ardına gömülmüş ve kudretinin sınırları kendisine bile yabancı olan Lin, bir yandan kim olduğunu hatırlamaya, bir yandan da omuzlarına yüklenen kaderin altında ezilmemeye çalışır. İmparatorluk mu ayakta kalacaktır, yoksa Acıların Hükümdarı Euria Vaseva tüm diyarı mı fethedecektir? Yaklaşan savaşta mesele sadece kimin hayatta kalacağı değildir. Mesele, hikâyenin sonunu kimin yazacağıdır.
SARKAÇ(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 22,047,358
  • WpVote
    Votes 827,718
  • WpPart
    Parts 47
"Delilerin sevdası hoyrat bir fırtına gibidir. Günün başında seni sarsan fırtına, gecenin şafağında ılık bir esintiye dönüşüp kaburgalarının arasına sokulur." Saka ve Sanrı'da tanıdığımız Gurur ve Farah'ın hikayesi. SVS'den bağımsız bir kurgu olduğu için Sarkaç'a başlamak için önce Saka ve Sanrı'yı okumanıza gerek yoktur.
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 9,861,465
  • WpVote
    Votes 743,493
  • WpPart
    Parts 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.