gakzar
- Reads 2,186
- Votes 92
- Parts 20
Güzellik çoğu insan için bir lütuftur. O talihsiz varoluş içinse bir lanet. Kirli eller tenine değdiği vakit lekeler içine işler, ruhunun her bir yanına bulaşır; her bir dokunuş onu gitgide insanlıktan uzaklaştırarak canavarlaştırır ve kötülükle kuşanan bu karanlık ruh, bir cezaya dönüşen güzelliğini artık tek bir amaç uğruna kullanır.
İçindeki canavarı saklamak.
Canavar geri kalan bütün hayatını insanlara benzemeye çalışarak geçirir. Onlar gibi gülmeyi, ağlamayı ve hangi duygunun ne zaman gösterilmesi gerektiğini öğrenir.
Fakat insan gibi görünmenin, insan olmakla aynı olmadığı gerçeği her seferinde o güzel yüzüne vurur.
Bu gerçekle yaşamaya alışan yalnız canavarın yolu, kendisi gibi insan kılığında hayat süren bir toplulukla kesişir. Kurbanı olduğu güzelliğinin altına saklanan canavar ilk defa dürüst olabilir ve ilk defa kendini bir yere ait hisseder.
Ta ki ait hissettiği yerin aslında eski ışığını içine çekmiş bir kara delik olduğunu anlayana kadar.
Kimin insan, kimin canavar olduğunu ayırt etmenin mümkün olmadığı bu hikâyede, siz insanların sandığınız kadar masum olduğuna gerçekten emin misiniz?
Yoksa "insan" dediğimiz varlık, başından beri canavarlığın en kusursuz kılıfı mıydı?