zusellam
Tomris Soykan, karanlıkta doğmamıştı. O karanlığı seçmişti. Çoğu insanın seçmekten korktuğu ve kaçmaya çalıştığı şey Tomris'in kurtuluşu, dinlenme yeriydi. Tomris kendi elleriyle bir taht yapmış ve ona sahip olmayı başarmıştı. Fakat bir gün hiç beklenmedik bir aksaklık çıkmış ve yeni şirketinin sunum dosyaları çalınmıştı.
🌪⛓️
"Bu dosyalar çalınırken siz ne yapıyorsunuz lan?" Bağırarak konuştuğumda Eylül süt dökmüş kediye döndü. Sinirlerime hakim olmaya çalışarak kanepeye oturdum. "Neredeyse herkes dedin. Demek ki sorguya çekmediklerimiz de var." Bunu söylememi bekliyor gibi konuştu Eylül, "Şöyle ki Alparslan Beyoğlu normal şartlarda şüpheli listemde olurdu." Söylediği isimle kaşlarımı çattım. Bu adamın ismi tanıdık geliyordu ama birebir hiç konuşmamıştım. Bu durum canımı sıkarken konuştum, "Şuan listende değil mi?" Sesimin gayet karanlık çıktığını düşünmüştüm. Eylül'e baktığımda alnında oluşan tanecikli terler cidden sert bir sesle konuştuğumu onaylıyordu.
"Tomris hanım, Alparslan bey çok tehlikeli. Değil onu sorguya çekmek korumalarının yakınına bile yaklaşamayız." Bu kadın ya beni bilerek sinirlendirmeye çalışıyordu yada her şey bir kamera şakası falandı. Bana bunu söylemeye nasıl cüret ederdi? Sinirli bir şekilde ayağa fırlayıp Eylül'e baktım. "Sanırım sana fazla yetki verdim ben. Benim adıma kararlar almaya nasıl cüret edersin. Dosyaların çalınmasında ki en büyük suç sendeyken bütün potansiyel suçluları bana söylemeliydin."