lqvinia_1
- Reads 2,285
- Votes 101
- Parts 4
"Havin'in hikayesi yandığı gibi küllerinden yeniden doğan kızlar içindir."
Henüz altı yaşındayken annesinin elinden tutup Mardin'den ayrıldığında, küçük yüreğinde yalnızca bir kelime yankılanıyordu: ihanet. Babası, aşiretin kararıyla eve bir kuma getirmişti. Annesi, bu onursuzluğu kabullenmedi. O gün ne kocasını affetti, ne de aşireti. Boşandı. Ve kızını da yanına alarak Mardin'i terk etti. İstanbul'da yeni bir hayat kurmak için her şeyi göze aldı.
Yıllar geçti. O küçük kız, geceleri annesinin sessiz ağlayışlarıyla büyüdü. Okudu, çalıştı, hırslıydı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni birincilikle bitirdi. Ardından yargı yoluna girdi. Başarılı bir savcı oldu, sonunda Cumhuriyet Başsavcılığına kadar yükseldi. Yetmedi. Aynı zamanda gizli bir kimlikle büyük bir holdingin sahibi oldu. Kimse, o zarif iş kadınının Mardinli olduğunu bilmiyordu.
20 yıl sonra, bir gün Mardin'e geri döndü. Aşiret, onun bir daha dönmeyeceğini sanarken. Hanımağa geri dönmüştü. Ama bu kez sadece toprağını almak için değil... Hesap sormak için gelmişti.
O artık sadece bir kadın değildi.
O, adaletin ta kendisiydi.
Ve adaletin zamanı gelmişti.
---