mrsunar
1. KİTAP: SESSİZLİĞİN TERZİSİ - İLK İLMEK
Arka Kapak Yazısı:
İstanbul'da bir adam ölü bulundu.
Dudakları siyah bir cerrahi iplikle dikilmişti.
Bağırmaması için değil, yalan söylememesi için.
Adli Tıp asistanı Larin Karatay, 7 yıldır masasına gelen her kadının hikayesini ezbere bilir. Hepsi aynı cümleyi kurar: "Beni kimse duymadı."
Bu sefer masaya gelen erkek.
Üniversite kampüsünde üç kadına kabus yaşatıp, delil yetersizliğinden beraat eden Mert Şahin. Şimdi o dilsiz. Ve Larin, o cesedi incelerken kendi attığı düğümü tanıyor.
Cinayet Büro'dan Komiser Baran Eren onu davaya danışman olarak çağırdığında, Larin'in önünde iki seçenek var: Katili bulmalarına yardım etmek... ya da katilin kendisi olduğunu asla anlamamalarını sağlamak.
Çünkü bu ilk cinayetti. Ve ilk ilmek, her zaman en acemice atılır.
Kitabın İçi:
Bu bir polisiye değil, bir ikilik kitabı.
Bir yanda gündüz Larin var: Sessiz, zeki, travmalı kadınları otopsi sonrası giydiren, onlara son kez saygı gösteren idealist asistan. Meslektaşlarının "ölülerle daha iyi anlaşıyor" dediği kadın.
Diğer yanda gece Larin var: Yıllarca sistemin serbest bıraktığı adamların listesini tutmuş bir defter. Ve o defterin ilk sayfasını nihayet yırtmış biri.
Her bölüm iki sesle ilerliyor. Bir bölüm otopsi raporu gibi soğuk ve klinik, bir bölüm Larin'in iç sesi gibi karanlık ve şiirsel.
Komiser Baran, Larin'e aşık olmaya başladıkça davayı çözmeye yaklaşıyor. Ve Larin, Baran'a yaklaştıkça bir sonraki kurbanını seçmekte zorlanıyor.
Final sahnesi bir otopsi odasında geçiyor. Masada Larin'in öldürdüğü adam yatıyor. Karşısında Baran duruyor ve soruyor:
"Sence bu adam neyi hak etti?"
Larin eldivenlerini takıp cevap veriyor:
"Sessizliği."