ranaxx_008
- Reads 290
- Votes 153
- Parts 16
Kim bilebilirdi Ateş'in oğlunun zehirleneceğini...
Kim bilebilirdi Yılan'ın kızının yanacağını...
Maalesef ikisi de bilemedi.
Biri zehirlendi...
Biri yandı...
İki aile.
Birbirlerini sevmeyen iki taraf.
Ve yıllar önce yapılmış bir anlaşmanın yeniden masaya sürülmesiyle başlayan bir evlilik...
Elem Karahan, Yılan'ın kızıydı.
Zehir diye anılmasının bir sebebi vardı.
Alaz Vardar ise Ateş'in oğluydu.
Ailesinin adını taşımanın, bazen kendi kaderini taşımak anlamına geldiğini biliyordu.
Her şey bir anlaşmayla başlamıştı.
Bir imza.
Bir evlilik.
Birbirine ait olmayan iki hayat.
Fakat bazı hikâyelerde hesaplar yapılırken kalpler hesaba katılmaz.
Ve bazı insanlar, hayatımıza tam da gitmemeleri gereken yerde dokunur.
Belki de en tehlikeli şey düşmanlık değildi.
Belki de birbirlerini hiç sevmeyen iki ailenin arasında büyüyen o sessiz bağdı.
Çünkü ateş her zaman yakmaz.
Bazen ısıtır.
Zehir her zaman öldürmez.
Bazen insanı hayatta tutan tek şey olur.
Ve bazen...
Ateş ile Zehir birbirine karıştığında,
hangisinin kimi yok edeceğini kimse bilemez.
Yazarın sözünden;
Ateşin zehrinin sonunu bilmiyorum
Bir hikâye yazmak için oturdum karşılarına.
Onlara isimler verdim, yollar çizdim, cümleler kurdum.
Sonra onlar kendi kaderlerini yazmaya başladılar.
Ben ne zaman "buradan böyle gidecek" desem,
onlar başka bir yol seçtiler.
Ben onların kaderini yaratmadım.
Onlar kaderlerini yaşadı.
Ben sadece arkalarından yürüdüm,
yaşadıklarını kelimelere döktüm.
Belki de bu yüzden sonlarını ben bile bilmiyorum.
Çünkü bazı karakterler yazarın kaleminden doğar,
ama hikâyenin sonunu kendi elleriyle yazar.
Ateşin Zehri de tam olarak böyle bir hikâye.
Ben sadece yazıya döküyorum.
Onlar ise yaşıyor.
"Belki de onlar, kendi hayatını yazmaya çalışan herkes gibiydi; sonunu bilmeden yaşadılar, ben de yaşadıklarını yazdım."