KARDEŞİMİN KALEMİNDEN.
3 stories
TEN BATAN DİKENLER  by scaroftheocean
scaroftheocean
  • WpView
    Reads 7,497
  • WpVote
    Votes 319
  • WpPart
    Parts 1
Leyla Tunalı, özel bir opera ve bale salonunun baş sopranosuydu ve bir gece, kariyerinin zirvesini gördü. İki yıldır sürdürdüğü, ciddi olduğunu düşündüğü ilişkisi aynı gecede kuruyan bir gülün yaprakları gibi ihanetle darmadağın oldu. Leyla tanık oldu. Hem kendine, hem de ülkeye yapılan ihanete şahit oldu. Kendini birden, öyle karmakarışık bir operasyonun içinde buldu ki artık kariyeri tehlikedeydi, işyeri tehlikedeydi. Hayatı tehlikedeydi ve yaptığı işbirliği karşılığında onu koruyabilecek tek kişi, kendi karanlığından çıkıp geldi. Yavuz Selim Aladağ. Askeri üniformasının üzerine taktığı maskeyle onun yanında, evinde, odasında, bazen yatağında dururken, Leyla'nın gece karası saçlarının hep özgür tuttuğu bileklerine dolanacağını tahmin etmemişti. Yavuz'un inandığı bir şey vardı; tarih hep kötü bitenleri yazardı, iyi biten aşk da yoktu zaten. Yine de o sahip olduğu ve olacağı her şey için sonuna dek savaşmayı öğrenmiş bir askerdi. Leyla'nın hem teni hem ruhu dikenliydi, Yavuz'un elleri ise yara bereye aldırmazdı. Yara alan hep ten olmazdı, bilirdi. Şayet Leyla dikense, Yavuz dikene batan tendi. Leyla ise ten batan diken. "Ben bu gülü bile isteye kopardım, dikeni battı diye şikayet etmeyeceğim," dedi Yavuz, yüzündeki kar maskesini çekip çıkarırken. Elleri kan içindeydi. "Senin bir gülden çok diken olduğunu fark edeli de çok oldu. Sana yaklaşmayı ben istedim." Çenemi kavradı, kanın ıslaklığını tenimde hissettim ve Yavuz kapkara gözleriyle gözlerime baktı. Beni öpmeden hemen önce son cümlesini söyledi. "Ben bir dikene batan ten oldum, sen de tenin göğsüne saplı diken." YAVUZ SELİM ALADAĞ & LEYLA TUNALI
GÜLPEMBE by scaroftheocean
scaroftheocean
  • WpView
    Reads 437,480
  • WpVote
    Votes 33,552
  • WpPart
    Parts 27
Ağabeyi onu masallardaki bir prensese benzettiği için lakabını bir isim gibi üzerinde taşıyan Güzel, abisi ile birlikte küçük bir lojman dairesinde yaşayan, üniversite son sınıf öğrencisidir. Ağabeyi Harun, işi yüzünden sık sık göreve gider ve son gidişinin ardından, geri dönemez. Ölümü Güzel'in hayatına ve ruhuna bir yıldırım gibi düşer. Harun son nefesini vermeden onu en yakın arkadaşına, Cesur Yakut'a emanet eder. Ağabeyinin emaneti, lojmanda bir sivil olarak tek başına kalamayacak olması ve hayatı ile ilgili aldığı tehdit mektupları, Güzel'in kendini aniden abisinin en yakın arkadaşı ile anlaşmalı bir evliliğin içinde bulmasına sebep olur. Güzel, ismi ile değil, duygusuzluğu ve hislerinin yoksunluğu ile lanetlendiği için Çirkin olan bir adamın, camdan çiçek bahçesinin içine hapsolur. Sonra o cam kubbenin içine, adamın lanetinin üzerine, hislerini bir gül fideleri gibi ekmeye başlar. Fidelerin çiçek açacağından umutludur. Ancak ne derler bilirsiniz, Çiçek açsa da her gül, solmaya mahkûmdur. "Bileklerime kadar dikenlerle yaratmış beni Tanrı," dedi, sesinin iğne deliği kadar küçük bir boşluğundan bile bir his alamıyor, göremiyordum. "Güller için elimi tutsan bile, yara içinde kalacaksın Güzel." Dudaklarını ıslattı. "İşte bu yüzden, işte bunun için." ❧ Kurgunun temeli 2015 yılına dayanmaktadır.