ErdalTimur
Hangi pusu beklemektedir bizi köşe başlarında!
hangi ihanetler zinciri döşümüzde bıçak yarası bırakacak!
Namluların karanlıkları mı saracak aydınlığımızı?
şimdi hayatın son bulduğu başlangıçlara,
hangi sona gideceğimizi bilmeden karanlıklara sarılı
bedenlerimizle gidiyoruz,
Omuzlarımız heybemizde kendi yalnızlıklarımızdan
başka hiç bir şeyi almadan,
Beynimizdeki külleri rüzgarlara emanet ederek gidiyoruz,
Hoşçakalın, sıcaklığında şefkati bulduğumuz merhametli sarılışlar
hoşçakalın kaçak çay, kaçak tütün tadındaki özlemlerimiz,
soğuk kış gecelerindeki sıcak sohbetlerimiz,
hoşçakalın kahkahalar, çıkarsız dosluklar,
hoşçakalın kavgalarım,
hiçbir şeylerini hiçbir şeyim bildiğim herşeylerim,
hoşçakalın...
sizlerde kalsın gülümseyen yüzüm,
armağanım olsun size çocukluğum...
Şimdi vicdanımdan arta kalanını da söküyorum yerinden,
az sonra geriye kalan küllerimi de savuracak rüzgarlar,
kim bilir, nerde, hangi yangında,
hangi pusunun çıplak koynunda
ve hangi pas tutmuş ihanetler zincirinde