Gecenin ilerleyen saatleri...
Dolunay .
Dolunay bir kandil misali
Dağıtmaktaydı
Gecenin üzerindeki laneti
Düşmanlığını üstlendiği siyahın
Sessizliği hakimken dört bir yana
Görev başındaki bir asker misali
Nöbetteydi adeta
Uykunun tutsaklarının başında
Toprak uykuda
Su uykuda
İnsanlık uykuda...
Gecenin esareti son bulana dek
Uyku uğramayacaktı varlığına...
Bazıları şanssız doğar
Daha adım atamadan
Koşmaya zorlar hayat
Onu bu kirli dünyaya getiren meleğinin şefkatli kollarını bir kere olsun üzerinde hissedemeden
Daha ona sesini duyuramadan
Hayatın sillesinin üzerine bir de ondan tekme yemesi
Bata çıka ilerlemesi gereken uzun yolda
Tüm güvendiklerinin çıkarları uğruna kazdığı kuyulara
meleğinin tekmesiyle düşmesi
Gittikçe çamura bulanması
Hayat onu bu sefer de insanlara karşı aşılmaz yüksek duvarlar örmesine zorlamaz mıydı?
Bu duvarın arkasında tuğlaların sahiplerinden başkalarının yer alması
Ne kadar umrunda olurdu ?
Böyleleri kendi karanlığında kaybolup gitmeye mahkumdur
Eğer hayat onlara yeni bir başlangıç hazırlamadıysa...