iyi
61 stories
Seni Görüyorum by angelllber26
angelllber26
  • WpView
    Reads 30,166
  • WpVote
    Votes 6,394
  • WpPart
    Parts 37
Ölen oğulları Ercan'ın ardından anısına düzenlenen bir yardım sergisine gitsen... Ailenin genç yaşta motosiklet kazasında kaybettikleri altın çocuğunun sevdiği kız arkadaşı olduğun sanılsan... Ondan beş yaş büyük ancak varlığı görmezden gelinen ağabeyi Erdem'i gören sen olsan... Ölen kardeşten yaşayan ağabeye geçiş yaptığı varsayılan kalbini dinler miydin yine de?
Söyle Bana Çamlıkaya by alraganinsahibesi
alraganinsahibesi
  • WpView
    Reads 34,721
  • WpVote
    Votes 3,529
  • WpPart
    Parts 12
Alabildiğine havayla doldurdu ciğerini. Sonra önünde uzanan topraklara baktı, masal diyarlarından çıkmış gibi güzel topraklarına. "Söyle bana Çamlıkaya!" diye bağırdı. Sesi kayalığı, meşe ağacını, çayırlığı, küçük dereyi tuttu. Arkasındaki çalılıktan saksağanlar havalandı. Sert bir rüzgar esti. Saçındaki karahindiba tohumlarını aldı götürdü. Biraz gersinde duran kızlar kıkır kıkır gülüştü. Ne kadar da şenlerdi. Ne kadar da tasasız. Tek dertleri annelerinin onlara fazla ev işi yaptırıyor olmasıydı ya da derslerinin gitgide zorlaşması, veya gezip tozmaya vakit bulamayacakları kadar yorulacakları hasat zamanının yaklaşması. Bir zamanlar o da onlar gibiydi. Ve yaşı da öyle çok büyük değildi onlardan. Gözlerini yumdu. Yumruklarını sıktı. Sonra o uçurumun kenarında esen rüzgara geçmişte kalan tüm dertlerini bıraktı. Kendine ahdetti oracıkta. Bu, eller uğruna son ağlayışı olacaktı. Gözlerini tekrar açtı, bir kez daha baktı köyünün topraklarına. Ve Güldeniz savaşmaya işte o zaman başladı. "Bir kadının yüreğinden büyük müsün?" diyerek. "Söyle bana Çamlıkaya. Söyle! Bir Güldeniz'in yüreğinden büyük müsün sen?"
İHTİYACIN OLAN O AŞK by sedalena
sedalena
  • WpView
    Reads 595,684
  • WpVote
    Votes 55,721
  • WpPart
    Parts 23
"Yanlışlık falan yok." Bir elini başımın hemen yanından koltuğa bastırıp yüzüme eğildi. "Sen benim karımsın." Lila, nikâh tarihi aldığı patronunun zaten evli olduğunu öğrendiğinde takipçilerine anlatacağı eğlenceli bir hikâye bulduğundan emindi çünkü patronuyla evlenen kadının kendisi olduğuna dair en ufak bir fikri yoktu. YAZ ESİNTİLERİ - 1
BEYZADE by sickmundfreud
sickmundfreud
  • WpView
    Reads 202,170
  • WpVote
    Votes 4,160
  • WpPart
    Parts 8
Bir mürebbiye ile evin beyinin hikayesi...
Düşten Farksız by dusklavande
dusklavande
  • WpView
    Reads 1,993,355
  • WpVote
    Votes 121,389
  • WpPart
    Parts 59
*Aile/aşk kurgusu *Yetişkin içerik barındırır --- "Bir ay boyunca burada olduğumu bile fark etmeyeceksin. Tek derdim o mektupta yazanı gerçekleştirip, altında kalabileceğim tüm vicdan yükünden kurtulmak." Boş bakışlar atabilen tek kişinin o olmadığını kanıtlamak istercesine gözlerimde hiçbir his belirtisi olmamasına dikkat ettim. "O mektupta bir ay boyunca evimde bir hayalet gibi yaşaman gerektiği mi yazıyordu?" Sırıttım. Gözlerimde yaratmaya çalıştığım hissizliğim sırıtışımda da yer bulduğundan emindim. "Hayır," dedim sakince. "Babamı bulmam, onunla en az bir ay vakit geçirmem ve kendisini tanıma fırsatı bulmam gerektiği yazıyordu." Bir şey söyleyecek gibi olduğunda elimi kaldırarak beklettim. "Ama bir babaya ihtiyacım yok, biz bu bir ay boyunca birbirinden kaçan iki ev arkadaşı olalım." Yalan söyleyebilme konusunda başarılı biri sayılır mıydım, bilmiyordum. Fakat beni o kadar tanımıyordu ki cümlelerimde neyin yalan neyin doğru olduğunu bulabilecek gücü yoktu. Karşımda babam vardı. Adını altı ay önce öğrendiğim, adımı biraz önce öğrenen babam... ••• "Güzel olan sensin." "Güzel miyim?" "Sana güzel olduğunu söyleme nedenim çok basit aslında." derken başını küçük bir hareketle hafifçe eğdi. "Sessiz kalınamayacak kadar güzelsin, Afrodit." --- '040823
BAZI İNSANLAR BÖYLE YAŞAR by filizpuluc
filizpuluc
  • WpView
    Reads 4,094,157
  • WpVote
    Votes 199,944
  • WpPart
    Parts 54
Lina Kara, babasıyla ettiği kavga sonucu babasını kendi kafasına sıktığı bir kurşunla kaybeder. Bu kayıp kendisinden de birçok şey götürür. Borçlar ve vicdan azabı arasında sıkışırken zaman pek iyi davranmaz ona. On ay kadar sonra eski halinden eser yoktur artık. Hissizleşmiş ve yaşama olan hevesini kaybetmiştir. Kendisini bazı insanlar böyle yaşar diye teselli ederek annesi ve kız kardeşi için yaşamaya devam eder. Sıradan bir gün çalıştığı çiçekçiye gelen gizemli bir adamın ricası üzerine bir çiçek teslimatına çıkar. Ölüm anlamına gelen çiçekleri teslim ettiği adamın babasının otopsisini yapan adli tıp uzmanı olduğunu ertesi gün savcılıktan gelen bir telefonla babası hakkında sarsıcı gerçekle öğrenir. Adli Tıp Uzmanı Aral Çakırca'ya götürdüğü ölüm çiçeklerinin ikisi için olduğunu anlar. Babasının peşindeki birtakım organizasyon üyeleri, Lina'nın, Kadir Kara'ya gidecek olan anahtar olduğuna eminken Lina bunun ne demek olduğuna başta anlamasa da zamanla yaşananlar anlam kazanmaya başlar. Bilmediklerinin bildiklerinden fazla olduğunu Aral Çakırca ve Savcı Yiğit Atalay'la bu olayı çözmeye çalışırken keşfeder ve ailesinin kendisinden sakladığı sırlarla bir bir yüzleşmeye başlar. Saklanırım göz önünde. Gelir geçer önümden. Ben görünmez değilim. Hiçe sayar beni gözünde... Bu bir bilmece... Söyle bana Lily... cevap ne?
FİRUZE by _Mehsa_
_Mehsa_
  • WpView
    Reads 457,036
  • WpVote
    Votes 3,998
  • WpPart
    Parts 2
"SIRTINDA HANÇERİM VAR." "YÜREĞİME DEĞMİYOR, İKİ GÖZÜM!" İmkânsız bir aşk. Bir lanet. Ve affedilmeyecek bir ihanet. Firuze ve Ezra'nın bir araya gelmemesi için birçok sebep vardı. Üstelik araya giren yıllarla birlikte bu aşk, Doğu'da yaşanan imkânsız sevdaların başına yazılmıştı. Ta ki Firuze on gün erkenden Mardin'e dönene kadar. Firuze ihaneti için oradaydı ama kaderin bu sevda için başka bir planı vardı. Her ne kadar lanetli olsa da, Firuze on gün sonra döneceğine inansa da... Bu sevda baştan yazılacaktı. Kader, imkânsızı tanımazdı. Uyarı: Yetişkin okurlar içindir.
KIRMIZI GÜLLER ÇABUK SOLAR by ceyzabel
ceyzabel
  • WpView
    Reads 976,789
  • WpVote
    Votes 67,542
  • WpPart
    Parts 54
"Ve unutma Zümrüt; tüm çiçekler yavaş yavaş, kırmızı güller çabuk solar." *** 1980 yılının Mayıs ayında, Dilektaşı Mahallesi'ndeki aylardır boş olan daireye genç bir adam taşındı. Tek başınaydı, bir karısı veya çocukları yoktu. Kimseyle konuşmazdı ve soğuk çehresi, tenindeki yanığa benzer farklı renkte izleri, şüpheli hareketleri nedeniyle kimsenin de onunla konuşmaya niyeti pek yoktu. Mahalleli, bu suskun ve gizemli adamın dönemin şartlarını da göz önünde bulundurarak bir Amerikan ajanı olduğuna karar vermişti ve adama kendi aralarında 'Dilsiz Ajan' diye sesleniyorlardı. Zümrüt Ayten Özsoy ise henüz yirmisine yeni basmıştı. Altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuydu. Hayat hakkında bilgisi bu aileyle ve bu mahalleyle sınırlıydı. Liseyi yarıda bırakmak zorunda kalmıştı, hayata en büyük kızgınlığı da buydu. Hayallerini baltalayan şey yoksulluk ve yoksulluğunun sebebi ise başlarındaki sorumsuz babalarıydı. Çoğunlukla bu kalabalık mahallenin cıvıltısında ömrünün çürüyeceğini ve ailesine rağmen yapayalnız öleceğini düşünürdü. Onun için hayat, ışıltılı bir oyun sahnesiydi ve bu sahne, akşam babası eve geldikten sonra perdelerini kapatarak karanlığa bürünürdü. Ve bir gün Dilsiz Ajan nihayet konuştu. Zümrüt Ayten Özsoy ise hayallerine çok yakın olduğunun henüz farkında değildi. (30.03.2021)
Ederlezi by profeysinil
profeysinil
  • WpView
    Reads 1,867,626
  • WpVote
    Votes 85,969
  • WpPart
    Parts 47
"Sabaha kadar konuşmanın sabaha kadar sevişmekten daha tehlikeli olabileceğini kim tahmin ederdi ki? Her gece çiftliktekiler uyuduktan sonra Elif gizlice odama gelip yatağın diğer ucuna geçiyordu. Işıkları yakmayı hiç teklif etmemiştim, o da durumdan şikayetçi değildi. Binbir gece masallarındaki gibi karanlıkta başlayıp aydınlıkta son bulan gece buluşmalarıydı bunlar, ve nedense gizli kalmasını istemiştik. Oysa ortada gizlemeyi gerektirecek bir şey yoktu, onca gece yanımdaydı fakat elim onun eline bile değmemişti. Biz sadece konuşuyorduk... Sadece konuşuyorduk ve sanırım tüm sorun buydu. Belki konuşmak yerine sevişseydik bu kadar kök salmazdık birbirimize. Ben bile anlatacak bu kadar çok şey biriktirdiğimden habersizdim. Konu konuyu, kapı kapıyı açıyor ve konuştukça söylenecek daha fazla söz açığa çıkıyordu aramızda. Bazen attığımız kahkahalar duyulmasın diye ellerimizi ağzımıza kapatmak zorunda kalıyorduk. Bazense Elif mutfağa inip gizlice yiyecek bir şeyler getiriyordu ikimize. Biri duyar diye ekmeği bile sessizce böldüğüm, çocukluğumdan bile daha çocuk olduğum, hayatımda ilk kez bir kadının yüzünde kaybolduğum gecelerdi. Bir erkeğin neden binbir gece boyunca masal dinlemek isteyebileceğini ilk kez o gecelerde anladım. Ve tarihteki onca adamı eline kalem almaya iten, tüm bunları bana yazdıran şeyi ilk kez o gecelerde buldum. Bazen bir kahkahanın ortasında, bazen birbirine çarpan iki bakışta, bazense saçını kulağının arkasına sıkıştırmasını izlerken ansızın beliriveren o sızıyı... İçimdeki edebiyatı uyandıran bir ağrıydı bu. İnkâr edip kaçsam da, durup kapılsam da gözlerine bakarken hissettiğim gerçek hiç değişmiyordu. Elif bir Balkan ağıdı gibi göğsümde büyüyordu."
KARANLIK SARMAL   (Kitap oldu) by Invictus1408
Invictus1408
  • WpView
    Reads 964,897
  • WpVote
    Votes 2,628
  • WpPart
    Parts 1
Gel bakalım, ateşle nasıl oynanır göstereyim. Gör bakalım ateş mi seni yakar sen mi ateşi? İki çocuk... İki farklı ülke... Bir kış günü aynı anda dünyaya geldiklerinde, ciğerlerine ilk nefesi de aynı anda çektiler. Birbirlerinden çok uzakta olsalar da, yaşayacakları acıları bilir gibi yine aynı anda ilk çığlıkları duyuldu. Birbirlerinin varlığını dahi bilmeden acı dolu çetin yıllar geçirdiler. Karşılaştıklarında ise; henüz farkında bile olmadıkları bir sarmalın içindelerdi. Bildiklerimiz bir damla, bilmediklerimizse bir okyanus