HaticeArat9 adlı kullanıcının Okuma Listesi
31 cerita
1984 oleh ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Bacaan 58,591
  • WpVote
    Undian 1,943
  • WpPart
    Bahagian 17
İngiliz yazar George Orwell'in 1949 yılında yayımlanan ve kısa sürede kült mertebesine erişmiş eseri 1984, 1949 yılında yayımlanmıştır. Distopya türünde bir roman olan 1984, "Büyük Birader", "Düşünce Polisi", "101 Numaralı Oda", "2+2=5" gibi çeşitli terminolojileri ve kavramları günümüz lugâtına dahil etmiştir. George Orwell kitapları arasında en çok bilinen eserdir. Romanın adı "Avrupa'daki Son Adam" ismiyle yayımlanmak istenmiştir fakat Orwell'ın yayıncısı başarılı bir pazarlama stratejisiyle kitabın adını Bin Dokuz Yüz Seksen Dört olarak değiştirmiştir. Roman, II. Dünya Savaşı'ndan sonra oluşan totaliter rejimlere ağır bir eleştiri niteliğindedir ve romandaki alegoriler ve semboller bu totaliter devletleri işaret etmektedir. Çevirmen: Celal Üster Yayınevi : Can Yayınları İlk Baskı Yılı : 2000 Sayfa Sayısı : 352
Hayvan Çiftliği oleh ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Bacaan 69,526
  • WpVote
    Undian 2,436
  • WpPart
    Bahagian 10
Hayvan Çiftliği'nin kişileri hayvanlardır. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamında yer albilecek kişilerdir. Romanın alt başlığı Bir Peri Masalı'dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır. Yazar: George Orwell Yayınevi: Can Yayınları İlk baskı yılı: 2000 Çeviri: Celâl Üster
Denizkızı (Tamamlandı) oleh ciddikediler
ciddikediler
  • WpView
    Bacaan 2,922,860
  • WpVote
    Undian 123,730
  • WpPart
    Bahagian 54
Romantizm #3 "Sen de gözlerine bir deniz hapsetmişsin sanki. Denizden uzak kalmaya dayanamayan ben, bu gözlerde en çok ihtiyaç duyduğum suların varlığını buluyorum." Denize tapan adamın bu her kelimesinden samimiyet akan ifadesi beni en derinlerime kadar Atlas benliğiyle doldurmuştu. "Artık deniz bende de başka şeyler ifade ediyor. Hem de çok güzel şeyler ama içinde her şeyden önce Atlas Aladağ olan şeyler." Bana yumuşak fakat bir o kadar da koyulaşan elalarıyla bakarken aramızdaki görünmez iplerle birbirimize biraz daha bağlandığımızı hissediyordum. * "Bu hikayenin tüm hakları bana aittir. Herhangi bir çalınma durumunda yasal işlem başlatılacaktır."
Kuyucaklı Yusuf oleh ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Bacaan 123,401
  • WpVote
    Undian 2,647
  • WpPart
    Bahagian 19
İlk Basımı 1937 yılında "Yeni Kitapçı" tarafından basılan roman, Sabahattin Ali'nin roman türünde ilk eseridir. Kuyucaklı Yusuf konusu itibariyle ailesinin katledilmesiyle sahipsiz kalan dokuz yaşındaki Yusuf'un olayı soruşturmak için Kuyucak'a gelen Nazilli Kaymakamı Selahattin Bey tarafından evlatlık alınması ve çocuğun daha sonraki hayatı anlatılmaktadır. Edebiyat eleştirmenlerine göre Yusuf karakteri, köyden şehre göç edip şehir hayatına uyum sağlayamayan insan tipinin habercisi olarak değerlendirilmektedir.
Dönüşüm oleh ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Bacaan 63,978
  • WpVote
    Undian 1,828
  • WpPart
    Bahagian 7
Gregor Samsa, bir sabah, huzursuz edici rüyalarından uyandığında, devasa bir böceğe dönüşmüş olarak kendini yatağında buldu. Bir zırh kadar sert sırtının üzerine uzanmış, öylece duruyordu. Kafasını biraz kaldırıp baktığında, kahverengi bir kubbeyi andıran, boğum boğum olmuş ve tıpkı sırtı gibi sertleşmiş karnını gördü. Üzerindeki battaniye ha düşmüş ha düşecek gibiydi. Devasa vücuduyla kıyaslandığında acınacak derecede ince olan çok sayıda bacak, gözlerinin önünde umutsuzca çırpınıyordu. Bakışlarını pencere yönüne çevirdi. Kasvetli hava(metal pencere pervazına çarpan yağmur damlalarının sesini duyabiliyordu) Gregor'u melankolik bir ruh hali içerisine sokmuştu. "Neden uyumaya devam edip tüm bu saçmalığa bir son vermiyorum," diye düşündü. Ama bu son derece mantıksız bir düşünceydi, zira o, hep sağ yanının üstünde uyurdu ve içerisinde bulunduğu durum göz önüne alınacak olursa, kendini döndürebilmesi pek mümkün gözükmüyordu. Sağa dönmeyi ne kadar denerse denesin kendini hep aynı sırtüstü pozisyonda buluyordu. Herhalde gözlerini kapayıp (böylece kımıl kımıl hareket eden bacaklarını görmek zorunda kalmayacaktı) yüz kere denemiş olmalıydı. Ve yan tarafında daha önce hiç hissetmediği hafif bir sızı hissettiğinde daha fazla denememeye karar verdi.
Aşk ve Gurur oleh ClassicsTR
ClassicsTR
  • WpView
    Bacaan 251,244
  • WpVote
    Undian 12,504
  • WpPart
    Bahagian 61
Gurur ve Önyargı, taşralı bir beyefendinin kızı olan Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Gerçi Jane Austen bu iki karakteri birbirlerinin tuzağına düşmüş kişiler gibi sunar, ama "ilk izlenim"i tersine çevirmekte gecikmez: Soyluluk ve servetten kaynaklanan "gurur" ile Elizabeth'in ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği "önyargı", Darcy'yi mesafeli davranmak zorunda bırakır. Elizabeth'in davranışında da hem özsaygının uyandırdığı "gurur", hem de Darcy'nin züppeliği karşısındaki "önyargı" etkili olur. Zeki ve coşkulu Elizabeth yalnızca Austen'ın en çok sevdiği kadın kahramanı değil, aynı zaman bütün İngiliz edebiyatının en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.
L U C C A  •Kitap Oldu• oleh lollapallooza
lollapallooza
  • WpView
    Bacaan 2,048,641
  • WpVote
    Undian 26,368
  • WpPart
    Bahagian 13
LUCCA, Parola Yayınları artık raflarda! Lucca ölesiye tutkulu ve bir o kadar da tehlikeli adam... Beau ise suçun ortasına doğmuş, zarif bir kuğu kadar masum kız... Karanlık ve gizemli dünyanın kapıları ilk defa bugün sizin için ardına dek açılıyor! Onların serüvenine katılmaya hazırsanız, başlıyoruz...
ÇATLASIN DÜŞMANLAR (Savaşma seviş Serisi 2) oleh askyakarmi
askyakarmi
  • WpView
    Bacaan 14,088,276
  • WpVote
    Undian 550,905
  • WpPart
    Bahagian 63
Kamuflajlı kollarının kızın sarı bukleleriyle oluşturduğu tezata gülümsedi. Sonra gözlerini aşağıya indirdi. Bedeniyle duvar arasında küçücük kalan bir kız. Beyaz dantelin örtemediği göğüslerin arasındaki muhteşem vadi. Kızın kokusuyla sarhoş olmuş burnunu o çukura gömmemek için kıvranırken mırıldandı. "Ben askerim. Barut kokarım." Kızın inip kalkan göğüslerinden gözünü ayıramadan devam etti. "Sen dantelsin, parfümsün." Kendini güçlükle bir adım geri çekip o mavi gözlere baktı. "Bizden bi sikim olmaz. Şimdi git, o ütülü pantolonla evlen."
YAY BURCU oleh NisanUlusoy
NisanUlusoy
  • WpView
    Bacaan 87,578
  • WpVote
    Undian 8,399
  • WpPart
    Bahagian 36
YAY BURCU: Herkese merhaba; Watpadd' deki üçüncü hikayem 'Yay Burcu' hayalperest ama asla vazgeçmeyen bir genç kızın hayatını anlatacak. Tanıtım bölümünde Yay Burcunu daha iyi tanıyabilmeniz için özellikleri yazılmıştır. Çünkü Mine de bu özellikleri taşıyan tipik bir Yay Burcu kadını... Kahramanımız masallardaki gibi bir prenses değil ama külkedisi misali o da güzelleşecek. En büyük hayali ileride senaryosunu kendi yazacağı bir filmi yönetmek... Dedim ya o tipi bir yay burcu kafasına koyduğu her şeyi gerçekleştirebilme yeteneği var. Nereden mi biliyorum? Ben de öyleyim çünkü... Umarım bu romantik komedi tarzında ki hikayem de beni yalnız bırakmazsınız. Hepinize şimdiden çok teşekkürler... NİSAN...
TANYERİ oleh ozcanmerve
ozcanmerve
  • WpView
    Bacaan 187,445
  • WpVote
    Undian 11,260
  • WpPart
    Bahagian 17
"Sen bir tırtılsın" dedi bana. "...ben senin kelebeğe dönüşünü izliyorum." Ardından bir kez daha gülümsedi. Yemin ederim ki o gülümsemenin yerine bana bir tokat atmasını isterdim. Kelimelerin, acısına bulanıp gülümsemesinin altında sessiz sedasız ezilişini hissettim. Bilmediği bir şey vardı; ben, bilmediğimi sandığı o cümlenin devamını biliyordum, bunu onun satırlarında okumuştum. Sen bir tırtılsın, ben senin kelebeğe dönüşünü izliyorum... ve sonra kendi kanatların parçalayışını. Arsıl Alaz işte buydu, zihnimin dolunayı. Düşüncelerimi, her yanıma nüfuz eden karanlığın ıstırabından arındırıp ışığını avuçlarıma bırakan adam, o bunu hak etmiyor. Bense, kurak bir toprağa düşmüş küçük bir su damlasıyım. O toprağı yeşil vadilere dönüştüremem, dev bir nehrin çağlamasını sağlayamam. Düştüğüm toprak beni içine çekene kadar bir yanımı güneşin sıcağına feda edebilecek kadar güçlüyüm yalnızca. Yine de aldığım nefesin bile bir gün bana yabancı olacağını hatırlamak istemezdim. Helya ALAZ