en sevdiklerim
64 stories
ANDROFOBİ by AysenurrYolatt
AysenurrYolatt
  • WpView
    Reads 62,154
  • WpVote
    Votes 4,378
  • WpPart
    Parts 20
Beria Işık, çocukluğundan beri babasından gördüğü şiddet ve kısıtlamalardan ötürü psikolojik sorunlar yaşayan, sevgi ve şefkat dolu bir anaokulu öğretmenidir. Yaşadığı psikolojik sorunları dile getirmeye utanan genç öğretmen, psikoloğa gitmek istese de bunun ortaya çıkması durumunda mesleğinden uzaklaştırılacağını düşünüp psikoloğa gitmekten korkar. Tedavi olmak yerine, yaşadığı tüm sorunlarla birlikte kendine küçük, sessiz ve hüzün dolu bir hayat kurmayı tercih eder. Beria'nın kurduğu bu hayatı, onun bütün korkularından oluşan, soğuk ve ters bir kişi tarafından yerle bir olur. O kişi; Azrail Kaner. İsmi gibi bir adam. Ve bu adamın kararmış kalbinde kurtarılmayı bekleyen kimsesiz bir çocuk. Onları bir araya getiren kötü olaylar, birbirlerinin yaralarına dokunup sızlatmaya neden olurken oluşan tutkulu aşkın en büyük engeli; Androfobi'dir.
ZEVAHİR by __okuyan94__
__okuyan94__
  • WpView
    Reads 4,771,821
  • WpVote
    Votes 237,389
  • WpPart
    Parts 85
"Lütfen... Hayır," dedim adımlarım geri geri giderken. Buradan uzaklaşmalıydım. Silahtan, bağlı adamdan, karşımdaki gözü dönmüş adamdan... Hepsinden kurtulmam lazımdı. Başıma ağrı saplanmıştı ve başım dönüyordu. "Lütfen. Gitmek istiyorum." "Pekala. Demek sen yapamıyorsun ama biri yapmak zorunda," dedi mavi gözlerini üstümden çekip, bağlı adama yönlendirirken. "O zaman ben yaparım." Ne yapmaya çalıştığını anladığımda ise her şey için çok geçti. Silahı tutan kolu havalandı, durmasını söylememe fırsat vermeden parmağı tetiğe ulaştı ve ucunda susturucu olan silah patladı. Korkuyla açılan gözlerimden gözyaşı döküldüğünde ise hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordum. "Bunun suçlusu sensin, Doğanay." Ruhuma damlatılan karanlık büyüdü ve altında kaldı.
KIRMIZI DÜŞ by Maviii_lavinia
Maviii_lavinia
  • WpView
    Reads 1,922,454
  • WpVote
    Votes 71,180
  • WpPart
    Parts 73
Mesih Yıldıran. Namı değer Şah; Sınırsız ve Yıkılış şehrinin sahibi. Herkesin korkudan titrediği, Polis'in aleyhine tek bir delil bulamadığı illagal bir dünyanın Şah'ı olan bir adam düşünün. Aşkı kırmızının en tutkulu tonu. Saplantısı ölümüne bir sınırsızlık. O şimdi öyle aşıktı ki aşkı bir bataklık gibi; sonu gelmez kırmızı bir bataklık... Lahza Lavia. Çiçek kız. Çiçeklere aşık, kendi dünyasında, geçmişin oyunlarından bir haber yaşayan bir bir kız. Hayatının tek bir günde değişmesiyle illagal bir dünyaya bomba gibi düşeceğinden ve herkesin sınırsızca korktuğu Şah'ın hayatına düşeceğinden bir haber Sınırsız şehrine gelir. Hayatını değiştirecek bir gece; Şah'ın defile gecesinde kendini sıınırsızın tâ kendisi olan bir adamın kucağında ve hayatının tam ortasında bulur. Kaderinin Şah ile kördüğüm gibi bağlanacağından habersiz Sınırsız'da kalmaya başlar. Fakat kırmızıya saplantılı bir adamın saplantısı haline geldiğini bilmiyordur. Kırmızı Düş 3 seriden oluşan bir kurgudur. Hepsi tek kitap altında toplanacaktır. Tüm hakları bana aittir. Kırmızı Düş adında yazılan tek hikayedir. İsim, konu olarak tek hikayedir. İsim ve konu benzerliği olursa gereken hukuki işlemler başlatılacaktır. Uyarı: +18 kitaptır
MÜNFERİT by RArsenDemir
RArsenDemir
  • WpView
    Reads 6,311,095
  • WpVote
    Votes 338,331
  • WpPart
    Parts 54
Bedenini öne doğru büktü ve koyu kahvelerini kısarak dudaklarını büyük bir yavaşlıkla alnıma dokundurdu. Tam da o anda midemin aniden kasıldığını hissettim. "Eğer benden istediğin gerçekten buysa, abin olurum." Sarfettiği sözler ile kulaklarımda bir uğultu ve hemen ardından boğazımda bir yanma meydana geldi. Onu göğüsünden tutup kendimden uzaklaştırmak ve bu yakınlığın gereksiz olduğunu savunmak istedim ancak dudakları temasını kesmeden ve onu itmemden gram etkilenmeden sürtünerek burnumun ucuna kadar indi. "İhtiyaç duyduğunda, baban olurum." Dudakları burnuma küçük bir baskı uygulayarak kısa süreliğine tenimden ayrılırken çok geçmeden sıcak dudaklarının varlığını yanan yanaklarımda hissettim. Göğüsümde binbir çabayla canlı tutmak için çabaladığım, özenle sakladığım o minik kuşun kanatlarını delicesine çırptığına şahit oldum. Yutkunuşlarım arttı. Nefes alış verişlerim hızlandı. Dudaklarını aralayıp kısa bir nefes aldığı esnada burnunu bir kedi misali usulca yanağıma sürttü. "Sığınmak isteğinde, liman olurum." Ilık nefesini sertçe dışarı bırakarak aralık dudaklarımın arasından içeri sızmasını sağlarken kollarının arasında titredim. "Korktuğunda, kalkan olurum." Dudakları temasını kesmeden bir yol izlercesine dudaklarımı es geçip çeneme ilerledi ve bir sonraki durağında yumuşak bir baskıyla çeneme yaslandı. "Ne olmamı, neyin olmamı istiyorsan o olurum." Başını aşağıya eğmeden hemen önce bakışlarını gözlerime çevirerek yüz ifademi dikkatle inceledi. Rahatsız olup olmadığımı kontrol ediyor olmalıydı. Değildim. Biraz garip hisler içindeydim ancak bu senelerdir hissettiğim huzursuzluk, rahatsızlık ya da korku hislerine hiçte benzemiyordu. "İhtiyacına, isteğine göre şekillenirim ama bu durum kocan olduğum gerçeğini değiştirmez."
PEŞİMDEKİ İNTİKAM by bilinmmeyenbiri
bilinmmeyenbiri
  • WpView
    Reads 1,258,114
  • WpVote
    Votes 31,830
  • WpPart
    Parts 50
Bir çığlık daha özgürlüğe kavuşmuştu o gece. Duvarla bulanan çığlıklar karanlığa hapsetmişti ikisinide Geri dönüş yoktu bugün. Acı iliklerine kadar sinirken Pişmanlık vurucaktı gün yüzüne. Acı ikisinide yok etmek için emir almışken Toprak iki can daha emrediyordu gökyüzünden.... ...... "Ben istersem nefes alır,ben istersem yaşayabilirsin güzelim, sen diye birşey yok ilya,sen ve sana ait olan herşey bana ait küçüğüm" Acı oydu, acı adamın duygusuzluğuydu,acı daha o doğmadan emanet edilmişti ellerine... "En acı ölüm ruhunun öldürülmesidir" Onunda ruhu ölmüştü ardından bedeni esir olmuş gücünü yitirmişti yavaşça... İLYA SOYKIR; Ateşin küçük kurbanı... Üç ay içerisinde tüm ailesini kaybetmiş,bu koca dünyada Onu acılar içinde ölüme sürükleyen duygusuz bir adamın ellerinde esir olmuştu... ölümü tatmak için çırpınıyordu ilya,her gece gözlerini parçalayan damlalar akmak için emir almışken, ölümü kara kalemle kalın bir kitaba not edilmiş. gerçekleşmeyi bekliyordu sadece... ATEŞ KARAHANLI; Acının, duygusuzluğun, ölümün beden bulmuş haliydi.. O acıdan yaratılmış,intikam ateşiyle büyümüş içindeki acımasızlığa tutunarak gelebilmişti bu yaşına kadar... İçindeki intikam ateşini bu minik bedenden çıkartmak için üstüne acımasızca abanırken,güçsüz çığlıklar duvarlara çarparak isyan edercesine Kaçıcak yer arıyordu. daha fazla direnememişti küçük bedeni... Kaderle iş birliği yapan ölüm emri,küçük kızı bu hayattan silmek için adamın Emirlerine itaat ediyor,onun gölgesine boyun eğiyordu tam anlamıyla... +18 bölümler olucaktır lütfen bunun bilincinde olarak okuyunuz
SAKA VE SANRI(Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 36,642,349
  • WpVote
    Votes 1,611,464
  • WpPart
    Parts 58
"Karımı artık yanımda, odamda ve yatağımda görmek istiyorum!" diye bağırınca donup kaldım. Ne söylediğinin farkında mıydı? Bir başkasının kimliğiyle evlenmek mümkün müydü? Gerçekten nikâhta bile sahtekârlık yapılabilir miydi? Başına gelene kadar Bige Saka bunun mümkün olduğunu sanmıyordu. İlk görüşte aşktı onunkisi, bu yüzden âşık olması ve duygularına yenik düşüp evlenmesi çok hızlı olmuştu. Evlendiği gün sevgilisinin bir dolandırıcı olduğunu öğrenmişti. Üstelik zaten evliydi ve başka bir adamın adını, soyadını, kimliğini hatta gerçeğinden ayırt edilemeyecek imzasını kullanarak Bige'yi evlendiklerine inandırmaya çalışmıştı. Son ana kadar Bige bu gerçeği görememişti. Peki, nikâh cüzdanında adı geçen gerçek Karun Kalender kimdi? Evlendiğinden haberi var mıydı? Böyle bir durumda nikâh geçersiz sayılırdı değil mi? "Ne demek nikâh geçerli?" Şaşkına dönmüş bir halde avukata bakıyordum. Benden haberi bile olmayan bir adamın karısı olduğumu mu savunuyordu? "Üzgünüm Bige Hanım," dediğinde olağan bir şeyden bahseder gibi sakindi. "Nikâh memuruna kadar her şey gerçek. Eski sevgiliniz Serhat Bey ile o masaya oturduğunuzu doğrulayacak hiç görgü tanığınız yok. Bu nikâhın başka bir adamın kimliğini kullanarak kıyıldığına dair hiçbir kanıtınız yok. Böyle bir durumda yapılacak en mantıklı şey Karun Bey'i bulmak ve ona olanları anlatıp boşanma evraklarını imzalatmak." Bu adam ne dediğinin farkında mı? Bahsi geçen adamın benden haberi bile yoktu. Karşısına geçip ona ne diyeceğim? Senin ruhun bile duymadan evlendik hadi şimdi de boşanalım mı? Bu koskoca bir saçmalıktı!
HÜKÜMRAN  by sumeyyelkoc
sumeyyelkoc
  • WpView
    Reads 7,015,089
  • WpVote
    Votes 442,987
  • WpPart
    Parts 77
"Gitmek mi istiyorsun?" diye sordu. "Evet," dedim. "Gözlerime bak," dedi. Baktım. Ve saatler sonra bakışlarında ilk kez, ufacık bir ihtimalle cebelleşen şüpheyi gördüm. "Ben sana her şeyimsin dedim. Ama sen hiçbir şeyimmişsin." Artık yapabilecek hiçbir şey kalmamıştı. Yolun sonu burasıydı ve o ne yaparsa yapsın, gidişime engel olamayacaktı. Saatler içinde çökmüştü güzel yüzü. Bomboştu karanlık gözleri. Bana öyle bir bakıyordu ki, sanki bıçağı kalbine saplamışım da geri çekmek bilmemişim gibi. "Bu bir son değil," dedi sadece benim duyabileceğim bir sesle. "Gideceksin ve ne yazık ki ben seni bırakmayacağım. Daha önce de söylediğim gibi, istersen dünyanın öbür ucuna git, yine de bulurum seni. Ama eğer seni bulduğumda, bir şeylere mecbur kalmadığını anlarsam, ikimize de geçmiş olsun. Eğer ki gerçekten benden intikam almışsan..." Gözlerine uzun uzun bakmak, dakikalarca nefes tutmakla eş değerdi. "Dua et ki Allah seni karşıma çıkarmasın."
LEZÂ ÇUKURU by burcinsaridogan
burcinsaridogan
  • WpView
    Reads 1,769,001
  • WpVote
    Votes 90,754
  • WpPart
    Parts 26
''Ahu Dila Tanin.'' Sesi şehrime düşen yıldırım gibiydi, sesi şehrime düşmekle kalmayıp evimi viran ederdi. Dehşetle kapattığım gözlerim, adım yabancı sesin dudaklarından döküldüğünde aynı dehşeti yaşarcasına tekrar açıldı. ''Lezâ Çukuru... Cehennemin yedinci kapısının önüne gelmekle kalmayıp, alevli ateşe dokunan ellerinle kapıyı açtın ve o çukura düştün.'' Birkaç adım attı, sıcak nefesi soğuktan çatlamış olan dudaklarıma değdi. ''Cehenneme hoş geldin diyemeyeceğim, sen zaten çok uzun zamandır burada yaşıyorsun.'' 🕸🕷
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 9,862,232
  • WpVote
    Votes 558,072
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.