Üvey kardeş yada kuzen ilişkisi değildir. Veya öz kardeş.
*********************************
"Rüya. Sana bazı sorular soracam ve sende doğru cevap vereceksin.- Parmağını çıtlattı- Tamam mı?"
"Tamam."
Parmağını çıtlattı. "Seninle ormanda konuşurken birini sevdiğini söylemiştin dimi?"
"Evet."
Parmağını çıtlattı. "O kişi bu evde mi?" Allah kahretsin.
"Evet."
Parmağını çıtlattı. "Senle aynı yaşta mı yoksa bir yaş büyük mü?" Ne yapmaya çalışıyorsun Yankı?
"Bir yaş büyük."
Parmağını çıtlattı. "Uzun boylu mu?" Selim minyondu.
"Evet."
Parmağını çıtlattı. "Esmer mi?" Oğuz sarışındı.
"Evet."
Parmağını çıtlattı. "Kahve rengi saçlı ve kahve rengi gözlü mü?" Hakan'la birbirlerine benziyorlardı.
"Evet."
Parmağını çıtlattı. "Şu ana yukarda mı yoksa aşağda mı?"
Sustum. "Rüya cevap ver!" Yine sustum. "Rüya kahretsin bana bir cevap ver!"diye bağırdı bu sefer.
"Sensin o sensin! Oldu mu!"diye bağırdım gözlerimden yaşlar süzülüyordu.
Sadece onun yanındayken etrafımdaki insanları öldürme dürtüsünde olmuyordum. O benim ölen çocuk ruhum. O benim çoktan kemikleri toprağa karışmış çocuk ruhumu diriltiyor.
On beşindeydi, öldü. Azalan yılları boyunca, hayatındaki olan bitenlere ışık tutulan genç bir kızın hikayesi. Belki adı yaşamayacak ama o hep hatırlanacak
Peyton’ın bir ailesi yok. Anne ve babası bir araba kazasında öldü, büyükanne ve babası ise uzun zaman önce öldü ve o sadece bir çocuktu. Hayatı boyunca en az on beş cenaze törenine katılmıştı ve gitmesi gereken son bir tane daha vardı. Kendi cenazesi.
*Bu hikaye@11tay99 adlı yazarın "Letters From Peyton" hikayesinin Türkçe Çevirisidir. Tüm hakları saklıdır.