AhmetEfeUslu
İşinden bıkmış bir polis, mafya, garip bir yolcu, bir katil ve sonucunda ortaya çıkan değişik bir kasaba...
Aile, kasabayı kontrol altına almışken, emniyet müdürü, artık tekdüze olaylardan sıkılmışjeb, kasabaya uğrayan ve yüzünü daha önce kimsenin görmediği sessiz bir adam yoldan geçerken, kasabaya göz koyan birileri daha vardır.
_________________________________________
Silahını, simsiyah parlayan kemerinden, nazikçe çıkardı. Kemerinin parıltısı, silahın üzerine yansıyan ışıkla birlikte artık daha da belirginleşmişti. Yüzündeki kaslar gerilmiş, kendisinin ne kadar gergin olduğunu belli eder nitelikteydi. Ancak gerginliği, hareketlerinin mümkün olduğunca zarif olmasını engellemiyordu. Sesi bile, rahat olduğu zamanlardan daha net ve soğuktu -gerçi rahat olduğu zamanların üzerinden çok zaman geçmişti. Karşısında diz çökmüş adama baktı. Tüm hayatı boyunca, insanlara olabildiğince kötülük etmiş, ayrıca aileye silah çekebileceğini iddia edebilecek kadar küstah olan bu adam, şimdi canının bağışlanması için karın üzerine çökmüş yalvarıyordu. Gökyüzünden beyaz bir parça adamın şapkasına düşerken, ve uzakta güneş hafifce göz kırparken, silahın bum sesi, yerdeki beyazın üzerine kırmızı manzaradan çok daha etkileyiciydi. Adamın bedeni yere düşerken, beyaz kar, kırmızı kan ile sulandı. Adalet yerini bulmuştu. Bu bir intikam değildi, olması gerekendi.
Siyah şapkasını düzeltti. Silahı beline soktu. Wolsagın arabasına bindi. Ana yola, kasabaya doğru sürmeye başladı. Jazz radyoyu açtı:
Gökyüzünü ne renk istersin bebeğim,
Kızıla mı boyayım senin için,
Aşk ve tutkunun rengini sever misin ?
Yıldızlar, anıları götürür mü dersin ?
Kar yağınca yer kirlenir mi dersin ?
Siyah olsun mu tüm insanlar ?
Sen sever misin ?
_________________________________
Tüm hakları, geride hiç bir delil kalmayacak şekilde yok edilm