aviophobia
Rathian dağlarının gölgesinde, zamanın yavaş aktığı küçük bir kasabada hayat basitti. Sabahları taş yollar çiy kokar, eğitim alanında kılıç sesleri yankılanır, akşamları ocak ateşleri gökyüzüne ince dumanlar bırakırdı.
Cordelia için dünya bundan ibaretti: disiplinli eğitimler, inatla parlayan ateşi, şakalaşmalarla gizlenen kırgınlıklar ve kalbinin bir köşesinde hep susturduğu o huzursuzluk. Ateşin gücünü taşıyordu; ama ateş yalnızca ısıtmazdı. Yakar, dönüştürür ve bazen sahibini bile kül edebilirdi.
Kralın bir kararıyla bu sade kasabaya sürgün edilmiş güç kullanıcıları, sıradan bir hayatın güvenli sınırlarında yaşamaya zorlanmıştı. Ateş, su, toprak, hava, metal ve ruh... Her biri yeteneklerini bastırmayı öğrenmişti. Çünkü geçmiş, güçlerin özgür bırakıldığı zamanların kanla yazılmış hikâyelerini hâlâ fısıldıyordu.
Fakat bazı kaderler saklanamaz.
Bir gece, Rathian dağlarının zirvesinde yanan tuhaf bir ışık; bir yabancının gelişi; eski bir lanetin yeniden uyanışı... Ve Cordelia'nın içinde büyüyen o kontrolsüz öfke. Kasabanın taş duvarları onları sonsuza kadar koruyamazdı. Seçim zamanı yaklaşıyordu: Ya güvenli bir yalanın içinde kalacaklar, ya da gerçeğin ateşine yürüyeceklerdi.
Cordelia'nın hayatı bir karar anıyla değişecek.
Ve o karar, yalnızca onun değil, bütün krallığın kaderini ateşe verecek.
Bazı hikâyeler huzurla başlar.
Ama efsaneler, her zaman yanarak doğar.