alp923 adlı kullanıcının Okuma Listesi
164 stories
Yaşarken Ölmek Gerekir by kayipbirsahis
kayipbirsahis
  • WpView
    Reads 273,037
  • WpVote
    Votes 15,868
  • WpPart
    Parts 58
"Beni kendi inşa ettiğim o korkunç okullardan alıyor, uyuz Sokrates gibi sorular sorup konuşturuyor, sistemimdeki tüm karanlığı kendi kendime anlamamı sağlıyorsun." Gülümseyerek yanağını hafifçe okşarken gözlerim yanıyordu. "O itaatkâr karanlığın yanında senin ışıklarının kâfirlik olduğunu söylediğimde bana enfes resimler gösteriyor, aklımı alıyor; bir sahneye çıkartıyor ve kalbimi veriyorsun." Normalde kabul etmeyeceğim kadar yoğun duygular çenemin hafifçe titremesine sebep olurken onun dudakları hafifçe aralanmış, gözleri tamamen bana teslim olmuş bir vaziyette yüzümü izliyordu. "Omuzlarımda olduğunu bile unuttuğum o korkunç yükü çekip alıyorsun..." İç çekerek saçlarını bir kez daha okşadım. "Ama sistemim o karanlığa o kadar alışık ki yalnızca ışık değil, savaşma arzusu da getiriyorsun. Karşıtlıklar... Ortaya çıkarıyorsun. İçimde cadıları yakıyorlar, fikirleri suçluyorlar, çiçekleri izinsiz açtılar diye susuz bırakıyorlar... Yine de başımı döndürüyorsun, beni aydınlatıyorsun, elimden tutuyorsun ve aslında benim bahara ihtiyacım olmadığını, tek başıma baharı getirebileceğimi söylüyorsun. Sen geldiğinde gülümsemek istiyorum." Kısa bir an göz göze kaldık, yutkundum. "Anlıyorsun değil mi?" derken bir sarhoştan ziyade çaresiz bir divane gibiydim. Cevap olarak hafifçe yutkundu, elleri belime yerleşti. Sanki bu bir fitilmiş gibi ona doğru daha da yaklaştım, burnum yanağında bir çizgi çizerek sürtünürken derin bir iç çektim. Nefesi durdu. Sonra ellerimi yüzünden çekerek birini omzuna, öbürünü göğsüne yerleştirdim ve gözlerim yüzündeki en sevdiğim noktaya indi. Ne olduğunu bile anlayamadı, dudaklarım sus çizgisine yaslandı. "Benim rönesansım." Mart 2020 GENÇ YETİŞKİN
ÜZÜM BUĞUSU by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 4,844,646
  • WpVote
    Votes 266,366
  • WpPart
    Parts 45
Sene 1992, ülke sağ ve sol çatışmasının izlerini hâlâ taşıyorken henüz yoluna girmiş bir düzen yoktur. Bu çatışmanın içerisinde aynı evde doğup büyümüş olan Firuze ve Ecevit birbirlerinin tek ve en sevdiği oyun arkadaşıdır. Yetişkinlerin kavgalarının ötesinde, boya kalemleri ve oyunlarıyla büyüyen iki çocuğun doğarken beraber yazılan hikayeleri; bir doğum gününde sert bir silgiyle silinir, hiç var olmamış gibi koparlar birbirlerinden. Silgi yazıyı siler, kağıdı hırpalar ve Ecevit bir ailenin avucunun içinde yok edilir. Suçlar ve cezalar. Cezaları yalnızca suçlular mı çeker? Silgi yazıyı siler, leke bırakır ve Firuze en sevdiği oyun arkadaşını kaybeder. Suçlananlar ve cezalandırılanlar. Suçlular sadece yetişkinlerden mi çıkar? Firuze Akın ellerinde fırçalar, karşısında tablolarla yıllardır oyun arkadaşını beklemektedir. Seneler sonra aynı sayfa açılır, silgi de kalem de tek kişinin eline düşer. Ali Ecevit Tarhan, yazıp silmek için yok edildiği o yere geri döner. *** "Firuze sen benim çocukluğumsun," Gözleri derin bir şefkatle bana bakıyordu. Konuşan Ecevit'ti. Onu evvelden tanıyordum. Gözlerindeki şefkat avucunun içine düştü, un ufak edildi. "Firuze sen benim çocukluğumun katilisin," dedi acıyla, nefesini keskin bir bıçak kesti, o bıçağı ben tuttum sandım. Konuşan Ali Ecevit Tarhan'dı. Onu yeni tanıyordum.
Esmer by yericeryazar
yericeryazar
  • WpView
    Reads 547,708
  • WpVote
    Votes 32,416
  • WpPart
    Parts 33
İlay, yıllarca yanında büyüdüğü Adem babaya hayır diyemeyeceğinden bir asker ile görev için evlenmeyi kabul eder. Bu evlilik yüzünden hiç bilmediği, tanımadığı bir şehre gider ve daha ilk günden bu yabancı şehirde bir tanıdık ile karşılaşır. İlay, alacağı büyük darbeden habersiz yeni hayatına alışmaya başlar... Bu hikayede geçen kişi ve kurumlar tamamen hayalimin ürünüdür. Gerçekler ile hiç bir alakası yoktur. Yaş Farkı İçerir.
MALKOÇOĞLU by useeer55
useeer55
  • WpView
    Reads 692,043
  • WpVote
    Votes 29,287
  • WpPart
    Parts 66
Kendi halinde yaşayan tıp fakültesi öğrencisi Kayra bir gün fazla miktarda paraya ihtiyacı olduğu için ek iş aramaya başlar.Arkadaşı sayesinde bulduğu tekerlekli sandalyeye bağlı bir adamın bakımını üstlenme işini başta kabul etmez fakat sonra kararı değişir. Bakacağı adam yani Doğan önceki nişanlısı yüzünden kadınlara güveni olmayan ketum bir iş adamıdır. Kader yine de ağlarını örer ve onları bir araya getirir. Peki onlar bir arada kalmayı başarabilecekler midir? "Benimle hiç konuşmayacak mısınız?" Yüzünde herhangi bir duygu belirtisi yoktu."Pekâlâ bende kendi kendime konuşurum.Yapmadığım şey değil sonuçta." Yine tepki vermedi.Hep yaptığı gibi sadece yüzüme baktı.
AZE by kelebekleroldu1
kelebekleroldu1
  • WpView
    Reads 1,167,751
  • WpVote
    Votes 64,708
  • WpPart
    Parts 50
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.
Rayiha | Köy - Anlaşmalı Evlilik (Tamamlandı) by Mavverra
Mavverra
  • WpView
    Reads 2,718,805
  • WpVote
    Votes 160,048
  • WpPart
    Parts 56
Nehirde yıkanırken kendisini izlediğinden habersiz olduğu adam onu boğulmaktan kurtarır. Fakat suni teneffüs yaptığını gören köylüler onları sevişiyor sanınca olaylar bir namus davasına dönecek şekilde karışır. ❝Bataklığın neredeyse son bulduğu bu noktada karşısına çıkan manzara onu şaşkına çevirmişti. Bu kadar tenha ve tehlikeli sayılabilecek bir yerde bir insan neden yıkanmayı seçerdi? Aklına ilk olarak suyun serinliğinin cazibesi ya da bataklığın hemen ötesindeki doğal kaynaktan gelen berrak su ihtimali gelse de mahremiyet ihtiyacı düşüncelerine hiç uğramadı. Genç kadın önce ıslaklığı sebebiyle üzerinde yalnızca ince bir tabaka gibi duran kombinezonunu ağır hareketlerle çıkarıp bir kayanın üzerine bıraktı. Ardından sütyeninin kancalarını çözüp omuzlarından kaydırdı ve onu da aynı yere bıraktı. O an suyun yansımalarıyla parlayan bembeyaz, dolgun göğüsleri gözlerinin önünde bütün çıplaklığıyla belirmişti. Bakışları istemsizce o dik ve kusursuz yuvarlaklığa kaymış, ardından ucundaki canlı pembe tomurcukları seçmişti. Bu görüntünün şimdiye dek gördüğü en baştan çıkarıcı şey olduğunu düşündü bir an.❞ ▪︎Rayiha : Hoş koku ▪︎Yaş farkı vardır. ▪︎Cinsellik ve küfür barındırmaktadır. Rahatsız olacaklar, duyar kasacaklar uğramasa çok iyi olur. Tamamen eğlenmek amaçlıdır. Kadına şiddet ve tecavüz yoktur.
14 ŞUBAT SENDROMU by Fesatrice
Fesatrice
  • WpView
    Reads 2,442,221
  • WpVote
    Votes 232,148
  • WpPart
    Parts 57
Irmak, 14 Şubat'ın özel bir gün olduğuna inanır ve o gün bir randevuya çıkmanın nasıl bir şey olduğunu merak eder. Ama hiçbir zaman Sevgililer Günü'ne sevgili denk getirememiştir. Hayatına birini almak ve âşık olmak istemediği bir dönemde sadece bir gün için randevuya çıkmanın iyi bir fikir olacağına inanarak internete Sevgililer Günü için bir ilan verir. Ancak ilk aşkı ilana başvurduğunda işler, Irmak'ın kontrol edemediği kadar karışır ve kalbinin etrafına ördüğü buzdan duvarlar hissettiği sıcak hislerle tehlikeye girer. Semih: Eğer o saçma ilanı kaldırmana yardımcı olacaksa değerlendirmeye alınmak istiyorum Irmak: Ne? Semih: Yazdığımı okudun Semih: Adayım
ASİ DENİZ [MAHALLE KURGUSU] by theirsaye
theirsaye
  • WpView
    Reads 31,450
  • WpVote
    Votes 1,328
  • WpPart
    Parts 13
❝Karadeniz hırçın ama Asi ondan da hırçın. Ama ne derler bilirisiniz. Karadeniz'in hoyrat, hırçın, deli kızı Asi'nin sevdaya ve yaşamaya olan umudunun bittiği yerde Ural Soner'in inadı başlar.❞ 𓆟 𓆞 𓆝 𓆟 𓆝 ...unutmayın burası Karadeniz. Sevdaluk olmasaydı, Karadeniz de olmazdı...
İlkuş by D_ah_lia
D_ah_lia
  • WpView
    Reads 109,610
  • WpVote
    Votes 5,610
  • WpPart
    Parts 48
Görevi için Yüzbaşı'ya yaklaşmak zorunda olan Gül'ün, karanlık sırlarla sıralı yolculuğu... Elindeki kripteksi açabilmek için bir kasabaya gönderilen istihbarat ajanı,onu açabilecek tek kişinin Yüzbaşı olduğunu öğrendiğinde,zamanın karanlık dehlizlerine gömülmüş sırların geri sayımı başlar. Geçmişten gelen büyük oyunlar, zamanın kördüğüm kıldığı hakikatler... Gül, kripteksin sırrını çözmek için Yüzbaşı'ya ulaşmak zorundadır. Ancak bu yolculuk, sandığından çok daha tehlikeli, çok daha derindir. Çünkü bazı sırlar, gün ışığına çıktığında yalnızca geçmişi değil, bugünü de kanla mühürler. "Bilmezsen ölürsün, bilmezsen ölürler." dedi. Ve ben bilmedim,öldüm. Bilmedim, öldüler... 🦋 Onlar sadece canlarını değil tüm hayatlarını ortaya koyanlardı aldıkları nefes yedikleri lokma ayak bastıkları toprak bile meslekleri içindi, ölüm ve yaşam arasında yürürken ölümle barışmış yaşamla küsmüştü çünkü yaşam ona zorla sunulmuştu... Attığı her adımda cesareti, disiplini, korkusuzluğu ve kahramanlığı konuşulan adamın etrafına ördüğü duvarlar yalnızca düşman için değil aynı zamanda kendi içindeki kimsesiz büyüyen çocuğa,zaaflarına karşı şekillenmiş büyük bir kalkan.En derinlerinde bir çocuğun kaybolmuş ruhu hiç tatmadığı sevgi ve korkuları vardı.Gözlerini bazen ölümün soğukluğu bazende vatana olan bitmeyen borcunun kutsallığını taşırken şimdi o gözlere yıllar sonra bu gün korku tohumu ekilmişti aslında bu en derinlerine gömdüğü çocuğun fısıltılarıydı .