En'lerim 🌸
154 stories
Mükemmel Ceza (Karadeniz Serisi, BARUT) Tamamlandı. by suskun_kalem
suskun_kalem
  • WpView
    Reads 932,463
  • WpVote
    Votes 50,777
  • WpPart
    Parts 42
Ben, Tanem Mutlu.. Gerçekten ergenlik dönemi hariç mutlu bir hayat süren, her zaman gülümseyen bir kızdım. Kendimi mutlu ettiğimde herkesinde mutlu olabileceğine inanacak kadar da bencil! Ama benim neden bu hale geldiğimi ailemde dahil olmak üzere kimse sorgulamamıştı. Herkesin kendince bir hikayesi vardır, elbette benimde vardı. Belki insanlar için geçerli bir mazeret değildi ama hayatım, yaşantım ve düşüncelerim bu sayede değişmişti. Hayatımın dümeni son hızda ve benden bağımsız bir şekilde ani bir manevra ile döndürüldüğünde kendimi Karadeniz'in bağrında ve Trabzon'un eşsiz yaylalarında bulmamla başladı herşey. Tek bir bakış, insanın içini çürütecek zehirli bir aşk ve zor bir adamla başa çıkmak hiç kolay değildi. En azından benim için.. Barut ile tanışma hikayemiz tam olarak bir fiyaskoyla başlamıştı. Ben onu tanıdıkça bugüne kadar boş yaşadığımı hissetmiş ve insanlığı keşfederek hayatı yeni emeklemeye başlayan bir bebek kadar heyecanla öğrenmeye çabalamıştım. O ise beni tanıdıkça, benden nefret etmişti. Çünkü; beyin yerine balya balya saman(ya-da tomar tomar para da olabilir ki- her ikisinin de ham maddesi aynı kapıya çıkıyordu-) taşıyacak kadar gerizekalı düşüncelere sahiptim. Tüm ümitlerimin bittiğini düşündüğüm anda gökten üç elma düştü. Ve olan da esasen o an da oldu. Her veda yeni bir başlangıçtı ya... Barut'ta aldığı şiddetli darbeyle sebebiyle, sarsıntı yaşamış olacak ki aklı kısa devre yapmıştı. Bana göre balataları sıyırmış olmalıydı. Bunun başka açıklaması olamazdı. Benim gibi abuk sabuk bir kıza ilan-ı aşk ettiğinde ise ne mi oldu? Eh, bir zahmet onu da okuyarak öğrenirsiniz artık!
YAZ ÖKÜZÜ by berilwho
berilwho
  • WpView
    Reads 38,813,768
  • WpVote
    Votes 1,776,497
  • WpPart
    Parts 61
Hikayeyi güncellemeyi unutmayın
Kaknüs by Kaktustugce
Kaktustugce
  • WpView
    Reads 49,937
  • WpVote
    Votes 5,597
  • WpPart
    Parts 29
Tarihî ve askerî bir kurgudur.. Tamamen kurgusaldır, herhangi bir kurum veya kuruluşla ilgisi yoktur! Gözlerim Baybars'ın gözleriyle buluştuğunda onun gözlerinde yanan öfkenin ateşini gördüm. Yüzü ne kadar ifadesiz olsa da gözlerine yansıyan duygularını görebiliyordum. Gözlerimi kapatıp sakinleşmek için derin nefesler almak istiyordum ancak birkaç dakikalığına bile olsa Baybars'ı göremeyecek olma düşüncesi beni daha da endişelendirdi. Giderse ölürüm düşüncesi sinsi bir yılan gibi zihnimin kıvrımlarında dolaşmaya başlamıştı bile. Hayatım için beklentiye girdiğim kişinin Baybars olması ise tamamen hayatın bana oynadığı tatsız bir şakadan ibaretti. Kaçtığım şeylerin ayağıma dolanmak gibi bir huyu vardı, nedense. Adamın havada asılı kalan kelimelerine karşılık boğazıma daha sıkı bastırılan bıçakla yüzümü buruşturdum. Son iki gündür vücudum yeterince hırpalanmıştı. Fiziksel acılar konusunda tecrübesiz ve bir o kadar da dayanıksız olan vücudum için bu iki günde yaşadıklarım bile fazlaydı. "Acı çekerek ölmek istemiyorsan kızı bırak." Sesi, duruşu kadar sakindi. Vücudunun bir parçasıymış gibi rahatça kavradığı kılıcı hemen sağındaydı. Duruşu ise nasıl tarif edebilirdim ki? Dümdüzdü. Öylece bir duvar gibi duruyordu. Aşılması mümkün olmayan bir duvar gibi...
AYRAÇ by tesellikoleksiyonu
tesellikoleksiyonu
  • WpView
    Reads 7,160
  • WpVote
    Votes 358
  • WpPart
    Parts 19
O bir kurak topraktı. Ne ben onun toprağında yeşermekten vazgeçebildim ne de o kurak toprağından sıyrılabildi. Zülayn Akdemir & Alparslan Dağhan ---- Dudaklarıma baktığında duvara olabilirmiş gibi daha fazla yaslandım. "Dediğimi yap, sonucunu düşünme." diye dudaklarıma üfleyerek konuştu. Geri çekildiğinde sesli soluk verdim. Bedenimi baştan aşağı süzdüğünde ona ters bir ifadeyle baktım. "Yiğit'e bir şey yapma Alparslan. Niyeti kötü değildi." Başını omzuna eğdi. "Bu herif sana aşık değil mi? Daha kötü ne olabilir?" Yutkundum. "Senden önce hayatımda o vardı." dediğimde çenesi kasıldı. "Yalan mı? Sırf onun sözlüsü olduğumu düşündüğün için beni kaçırmadın mı?" Alparslan bana doğru atıldığında elimi kaldırdım. "Dur orada! Bir haddin hududun olsun. Yaptığının arkasında dur. O adam beni gerçekten sevdiği için senden kaçırmaya kalktı. Peki ya sen? Başkasının sözlüsünü elinden aldın. Bu şerefsizlik değil mi Alparslan Dağhan?" Ellerini sıktığında ellerine baktım. Parmak boğumları hep yara içerisindeydi. Yiğit'i ağır darbelerle dövmüştü. Sonra da adamları onu almıştı. Kim bilir ona ne yapacaktı? Göğsüm hızla inip kalkıyordu. "Benimle evlendin. Kendi yöntemlerinle bu meselenin üstünü kapattın. Bırak, gitsin. Dediğini yapıp şoförle gitmeyi kabul giderim." Yine bana doğru adım attı. Adımları ağır ve sertti. Kendimi yine duvara yasladım. Kollarını iki yanımda duvara yasladı. "Meselenin üstünü kapattım, öyle mi?" Başını omzuna eğdi. "Emin misin?" Gözlerinin içine baktım. "Babasını bulamadın. Sende Yiğit'ten intikam almaya çalıştın ve benimle evlendin. Benimle kapattın." Yüzümün her noktasını incelediğinde bedenim ısındı. "Benim Yiğit'le olan meselem ne zaman biter, biliyor musun?" Gözlerinin içine baktığımda gülümsedi. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. "Sen benim çocuğuma hamile kal
İNTİKAM NİKAHI by elifderlerr3
elifderlerr3
  • WpView
    Reads 19,692
  • WpVote
    Votes 1,409
  • WpPart
    Parts 29
Aynı toprakta büyüyen iki köklü Karadeniz ailesi... Aynı denizin hırçınlığıyla beslenen iki soyadı... Ve yıllardır üzeri örtülmüş bir kan gerçeği. Sırlar iki köklü soyadın üzerinde akıp giderken, zaman yalnızca iki insanın kalbinde durur. Karadeniz birinde hırçınlık, birinde sessizlikten ibarettir. Ve koca konak, iki cinayetin sır perdesini bir imzayla aralayacağından habersizdir. İki farklı insanın yolu, aynı yeminde birleşir ve intikam yemini, onları intikam nikahına oturtur. Yelda, düşmanının kapısını aşk için değil, hesap sormak için çalar. Teklif ettiği şey bir evlilik değil; bir anlaşmadır. Aynı çatı altında, aynı soyadıyla, aynı yatağın iki ucunda iki düşman... Biri gerçeği bulmak için, diğeri geçmişini temize çıkarmak için nikâh masasına oturur. İntikam Nikâhı, aşk ile nefret arasındaki o ince çizgide yürüyen iki yaralı ruhun; kan davası, aile sırları ve saklanan gerçeklerle örülü hikâyesi. Bu nikâhta şahitler susacak, ama geçmiş asla susmayacak.
PUSU by Peeraa
Peeraa
  • WpView
    Reads 128,275
  • WpVote
    Votes 6,335
  • WpPart
    Parts 40
"Birimiz yaralı bir askerdi, diğerimiz onun yaralarına dokunmaktan korkan bir doktor... Ve o dağ başında, bizi birbirimize mahkum eden dört kış gecesi." Kaçmak için sığındığı o sağlık ocağında, hayatını kurtaran kadının esiri olacağını tahmin edemezdi Yüzbaşı. Dört günlük bir mahsur kalış, onları sadece fırtınadan korumadı; geri dönüşü olmayan bir yola, ucu açık bir anlaşmaya sürükledi. Önce zorunluluk, sonra bir imza... Söz bitti, esaret bitti ama oyun yeni başladı. "Bu evlilik ikimiz için de sadece bir kamuflaj, Doktor. Sakın sınırları geçme @Peeraa kalemi ile..
Sarı Bela by Jamiryoo
Jamiryoo
  • WpView
    Reads 4,511,751
  • WpVote
    Votes 160,875
  • WpPart
    Parts 61
NADİDE (TAMAMLANDI) by Mavili_Yazarr41
Mavili_Yazarr41
  • WpView
    Reads 5,311,505
  • WpVote
    Votes 202,386
  • WpPart
    Parts 55
"KÜFÜR VE YETİŞKİN UNSUR İÇERİR!" 'KİTABIMDA KÜFÜR ETMEYİN!' Nadide ŞAN. Seyyid Ali YILMAZ. Bir silah, bir kaza, bir ölüm, bir intikam ve tutkulu bir sevda... *** Seyyid Ali, "Birincisi sana dokunmayacağım ve asla benim kadınım olmayacaksın!" Bunu demesiyle Nadide gözle görülür bir vaziyette rahatlamıştı. "İkincisi asla anamın sözünden çıkmayacak ve ona karşı gelmeyeceksin. Her ne derse yapacaksın." dedi Seyyid Ali. "Üçüncü ve sonuncu ise," dedi ve kıza yaklaştı. Kızın buram buram yasemin kokusu burun deliklerine dolmaya başlamıştı. Nefesini tutup, "Aileni unutacaksın!" der demez Nadide'nin kalbi acıyla kasıldı. Böyle bir istek olmazdı, olamazdı. Bu nasıl bir vicdansızlıktı? Mavi gözleri yaşlarla dolmaya başlamıştı. Başını iki yana salladı. "Hayır, böyle bir şeye hakkın yok!" dedi Nadide. Seyyid Ali kızın böyle cesaretle konuşmasına öfkelenmişti. "Senin o it babanın da beni babasız bırakmaya hakkı yoktu ulan!" diye bağırdı. Nadide irkilmiş ve sesli bir şekilde ağlamaya başlamıştı. O tüm bunları hak etmiyordu. "Benim babam... Babam hakkında doğru konuş!" dedi kekeleyerek. Korkuyordu amma söz konusu babası olunca, herşeyi unutuyordu. Sinirden gözü dönen Seyyid Ali ileri atıldı ve kızın omuzlarını tutup, onu sertçe sarstı. "Savunma lan o soysuz iti! Savunma!" demiş ve kızı yere fırlatmıştı. *** "Bu bir sabır ve emek hikayesidir."🌼 90'lar yılında Adıyaman'da geçen, tutkunu olacağınız bir hikaye. Kitapta 'yetişkin unsurlara' yer verilecektir. KURGUM TAMAMEN BANA AİTTİR. HERHANGİ BİR (Ç)ALMA VEYA KOPYALAMA DURUMUNDA GEREĞİ YAPILACAKTIR. Mavili Yazar 💙
AZE by kelebekleroldu1
kelebekleroldu1
  • WpView
    Reads 1,678,543
  • WpVote
    Votes 86,073
  • WpPart
    Parts 56
PANOMDA VE KİTABIMDA REKLAM YAPANLARI ENGELLİYORUM, YORUMLARINI SİLİYORUM. *** "Tahsin amca kim bu herif?" diye sordum. Kara gözleri avına odaklanmış bir aslan gibi keskince benim ürkek yeşillerime odaklıydı. "Behzat Kıvançlı'nın büyük oğlu Halil İbrahim Kıvançlı." dedi sesinde bariz bir gerginlik vardı. Benim tanımadığım bu adam etrafımdaki herkesi fazlasıyla germiş durumdaydı. "Onlar Karadenizli değiller mi? Ne işi varmış bu topraklarda?" diye sordum. Gözlerimi zar zor kopardım kara gözlerinden. Göz göze geldik Tahsin amcayla, "Onun olanı almaya gelmiş babandan, öyle diyorlar..." Anlamaz bir şekilde kaşlarımı çattım, "Onun olan ne varmış burada acaba? Bizim topraklarımızda hükmü geçmez onun!" dedim çirkefçe. "Benim hükmümün geçmeyeceği bir toprak yoktur küçük hanım." Arkamdan duyduğum sesle irkildim, bu kalın ve sert ses Halil İbrahim denen adama ait olamazdı değil mi? Tahsin amcanın gözlerinden dehşet geçti, arkamdaki adamın önünde hemen ellerini birleştirip başını eğdi ne oldu bilmiyorum ama sessizce yanımızdan sadece birkaç adım ayrılıp bizi baş başa bıraktı ama hala köşede tetikteydi. Cesaretimi toplayarak döndüm ona. Yakın mesafeden gördüm kara gözlerini şimdi daha bir karanlık bakıyordu. "Topraklarınızda gözüm yok. Ben benim olanı almaya geldim." dedi karanlık çıkan ses tonuyla. Yutkundum, sesimin titrememesine özen göstererek, "Senin olan neymiş?" diye sordum. O an gözlerinin parladığına yemin edebilirdim. "Aze, Aze diye bir kadın. Bey kızı Aze derlermiş buralarda ona." Gözlerim istemsiz irileşti, buzlu suyun içine düşmüş gibi titredim. Aze kızdım ben. Yüreği yiğit, gözleri güleç Aze kızdım... Bey kızı Aze derlerdi bana. *** BU KİTAPTA GEÇEN OLAYLAR VE KİŞİLER TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA ALAKASI YOKTUR.