Genç adam biraz kafasını toplayınca genç kıza baktı. Sanki ilk defa görüyordu genç kızı. Savaşın Aslarından biri. Altın Üçlü’nün dayanağı. Lordun en çok nefret ettiği ama zekasına saygı duyduğu kız. Savaş başlar başlamaz ölüm emrini ilk alacak insan. Ama bu kız her şeyi göze alarak hayata gülmüyor muydu? Ölüme bile bile meydan okumuyor muydu? Umudu temsil eden her şey genç kızda birleşmişti adeta.
Yalnızlık...Yalnızım ben.Hep yalnızımdır zaten.Sende yalnızsındır aslında ne kadar inkar etsende öylesindir kimsesiz bir ucube.En azından ben kendimi öyle avutuyorum.Bende başka ucubelerde var kimsesiz annesi babası tarafından sevilmemiş bir yetimhaneye terk edilmiş.Sırf farklı diye...Ben siz sıradan insanların değimiyle bir hokkobazım...O küçük beyinlerinizde beni hokkobaz olarak görüyor olabilirsiniz ama bana göre sizi birkaç asa hareketim ile yerlebir edecek yaşıtları arasındaki en güçlü cadıyım.Belki beni tanımıyorsunuzdur ama artık çok geç artık beni tanımak zorundasınız.Ben HERMİONE JEAN GRANGER...
Draco Malfoy, yıllar önce kaybetmiş olduğu en yakın 'arkadaşını' tekrar karşısında gördüğünde hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını tahmin edebiliyordu.