tgceymn
- LECTURAS 895
- Votos 274
- Partes 3
1812 İngiltere'sinde bir kadının kaderi kalbiyle değil, soyuyla yazılırdı.
Margaret Hayes bunu herkesten iyi biliyordu. Yorkshire'ın rüzgârlı tepelerinde büyümüş, gölgede kalmaya alışmıştı. Ne göz kamaştıran bir güzelliği vardı ne de Londra salonlarında fısıldanacak bir serveti. En yakın arkadaşı bir kont kızıydı; Meg ise yalnızca onun yanında duran silik bir eşlikçi.
Ta ki Londra sezonu başlayana kadar.
Işıltılı balolar, kristal avizeler ve kusursuz reveransların ardında evlilik pazarlıkları dönüyordu. Genç kızlara tek bir şey öğretiliyordu: doğru adamı seçmek. Daha doğrusu, seçilmek.
Meg'e ise başka bir öğüt verilmişti:
Asla bir Dük'e aşık olma!
Çünkü dükler kalple evlenmezdi. Güçle, soyla ve kusursuz ittifaklarla evlenirlerdi.
Fakat kimse ona bir Dük'ün bakışlarının nasıl hissettirdiğini anlatmamıştı.
Soğuk ve ulaşılmaz görünen o adam, salona her girişinde havayı değiştiriyordu. Hakkında fısıltılar dolaşıyor, kadınlar adını temkinle anıyordu. O ise kimseye gerçekten yaklaşmıyor, kimseye gerçekten bakmıyordu.
Meg hariç.
Bir bakışla başlayan şey, bir skandala dönüşebilir miydi?
Bir Dük, kuralların dışına çıkabilir miydi?
Ve Meg, kalbini koruyabilecek miydi?
Çünkü Londra affetmez.
Toplum unutmaz.
Ve bazı aşklar, yaşanırsa her şeyi yakar