nurHlc
- Reads 1,094
- Votes 120
- Parts 23
Acınası hıçkırıklarla ağlıyordu Poyraz. Nasıl gidebiliyordu arkasına bakmadan böyle. Durdurmak istiyordu onu. Hiç mi yaşanmışlık yoktu? Durduramıyordu ama. Gururu el vermiyordu durdurmaya.
Elini uzatsa tutabilecekti kalbini. Yapamıyordu. Nasıl bir şeydi bu? Nasıl bir histi? Sanki kalbi ona ait değilmiş gibi çırpınıyordu. 'Gitme' demeye cesareti yoktu. Bir şeyler yapması gerekiyordu. Ona yöneldi ve koşmaya başladı. İki eliyle belinden yakaladı. Sarıldı bir daha bırakmak istemiyorcasına.
Şila bu dokunuşla gözlerini kapattı. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Titriyordu sanki. Poyraz Şila'yı göğsüne iyice bastırdı. O bastırdıkça Şila korkudan terliyordu. Bırakamayacağını hissetmekten nefret ediyordu. Bu koca adamı nasıl itekleyecekti?
Şila ne yapacağını bilmiyordu. Dönüp ona sarılsa mıydı yoksa yoluna devam etse miydi? Nasıl sarılabilirdi ki? Nasıl unuturdu yaşananları? 'Gitmeme izin ver' diyebildi güçlükle. Poyraz'ın göz yaşları Şilanın boynuna damladı. Şila boynunun her ıslanışında ne kadar yorulduğunu bir kez daha hissediyordu.
Şila kendine daha fazla direnemedi. Boynuna düşen bir damla sonrasında tutmaya çalıştığı gözyaşları önce sağ gözünden yavaşça yanağına doğru süzüldü. Daha sonra ise sol gözünden... Kollarını kaldırıp gözyaşlarını silemiyordu çünkü Poyraz öyle kuvvetli sarılmıştı ki ona arkasından hareket etmesi olanaksızdı.
Peki Poyraz ne yapacaktı? Şila'nın ağladığını duyduktan sonra onu bırakması daha zordu. Böyle gitmesine nasıl izin verebilirdi?