_Aytac_
- Reads 27,956
- Votes 2,412
- Parts 44
Kaskatı yüzüyle yolu izleyen Demir dizlerinin üzerindeki ellerini yumruk yapmıştı. Yine... Mahalledeki kutlamada olduğu gibi yine sevdadan bahsedildiğinden ciğeri yanıyordu belki de. Sanırım ona ne olduğuyla ilgili bir tahminde bulunabilirdim. Bulunabileceğimi biliyordum da, o tahmini yapmaya gönlüm el vermiyordu.
Aldığım kan tadıyla direksiyonu biraz daha sıktım. Dudağımı bu kadar sert ısırdığımın farkında değildim. Bakışlarım kısacık bir an acıdan kavrulan Demiri bulduğunda boynuna doğru akan damlayı görmek dilimin kilidini çözdü. Göğsümdeki sızı artarken "Beni davet edemediğin cenazeni kaldıran sevda mıydı, sırık?" derken buldum kendimi. Ne Demirin yarasını deşmek ne de göğsümdeki sızıyı artırmak istiyordum ama kilit bir kez kırılmıştı işte.
"Sen söyle, huysuz şirin. Az çok tanıyorsun düşman bildiğin adamı. Benim gibi birinin boynu neden bükülür?"
"Düşmanımken bile bir yanım sana hayrandı, sırık. Mahalledeki herkesin benim gibi hissettiğine eminim. Geçtiğin yerlerdeki insanların yardıma ihtiyacı olup olmadığından emin oluyordun. Çocukla çocuk oluyordun. Bizim huysuz ihtiyarlardan herkes kaçarken sen gönüllerini hoş ediyordun. Lisedeyken arkadaş grubundan kimin kavgası olsa sorgusuz sualsiz en önde dururdun. En çok neye eminim biliyor musun? Bizim mahalledeki herkesin düştüğü, korktuğu an aklına gelen ilk kişi sendin. Demir kalkalım diye el uzatır. Demir yardım eder. Demir anlar. Sen herkes için başkaydın. Belki de seni düşman bilen benim bile düşeceğim zaman yaslana bileceğim dağ gibiydin, sırık. Senin gibi bir adamın boynunu ancak sevda bükebilir."
{02.01.2022}