ironiprensesi
Birgün oturmuş, asırlar önce bitmiş olan Kavak Yelleri'nin tekrar bölümlerini izlerken (ve konunun Kavak Yelleri'yle hiçbir alakası yokken) yine kendime aynı soruyu sordum "Lan ben bu gerizekalıyı niye unutamıyorum?" ... Sonra yine her zamanki gibi bitmiş hikayeyi başa sararak hayal ettim(yaşanmış şeyleri de hayal edebiliyorum ben) ve sonunu yine aslında olduğu gibi değil de olmasını istediğim şekilde bitirdim. En son zihnimin gereksiz köşelerinde "Mutlu Son" dan sonra jenerik akmaya başlamışken bir anda sanki başımın üstünde bir ampul yandı ve belki de bu hikayeyi böyle bitirmeliyim dedim. Tabi ki telefonu elime alıp O'nu arayıp "Tülay aşkım geri döööeen" klasiğinden yapmadım. Onun yerine O'nunla başlayan hikayenin tamamını karakterlerin isimlerini değiştirip yeniden yaşar gibi yazdım ve sonunu da istediğim gibi bitirdim (Yani daha bitirmedim, ama bitireceğim inşallah)."Ee, kendi yaşadıklarını anlatıyorsun, nerede bunun esprisi, nerede bu işin yazarlığı?" diyenlere de bir cevap buldum : hepsini hayatın bana kurguladığı, sıkıcı şekliyle anlatmayacağım tabi sayın sevgili okuyucu ; öyle anlatacak olsam bu kadar uzun bir önsözü buraya kadar okurken sıkılmaz mıydın? (Sıkıldıysan bile çaktırma lütfen, okumaya devam et.)Dediğim gibi bu hikayenin ana hatlarını bana hayat çizdi, ben sadece üstüne kurgu yazdım.