Beni hatırladın mı?
Kelimelerde karşılaşmıştık.
Bulutlu bir gündü hani,
Mavide tanışmıştık.
Deniz kokan cümlelerde...
Mavi kadar derin,
Gökyüzü kadar sonsuz umutta...
Hatırlıyorsun değil mi?
Mavi herşeydi.
Mavi, sen...
Mavi, umut...
Nedir aşk denen lanet? Dünyanın var oluşundan bu yana süre gelen bu vahşet nedir? Gülün dikeni, şarabın sarhoşluğu mudur aşk? Acının panzehiri olmakla birlikte acının ta kendisi olmak da nedir? Birbirinden siyah ve beyaz kadar uzak olup bütünleşebilmek...
Aşk nedir bilirmisin küçüğüm? Aşk aslında küçük bir cam parçasıdır. Küçük camdan bir kalenin içerisine hapsedilmiş en az kale kadar kırılgan, narin olan eşsiz bir parça... Ona gözün gibi baktığında ışıldayan ve parlayan... Sonra çok sevip de sıkıca sarıldığında paramparça olup kalbinin her bir noktasına saplanan küçük cam kırıntılarıdır.
Aşk tanrının bize cezasıdır. Kavuşamayacağını bildiği halde neden aşık olur ki yoksa insan? Neden bile bile acının pençesine koşsun ki bu en akıllı sayılan aptal varlık? Aşk dünya hayatında cehennemi yaşamaktır belki de. Artık ne büyük günah işlemişse bilmeden şu insanoğlu... Ne büyük günahtır ki o bunca acıya, ateşe atılmıştır küçük kalpleri... Aşk yanmaktır küçüğüm. Alev alev sonsuza kadar...
Yine bir uçurtmanın kanatlarına takılıyım,
Eteklerim yeryüzünde,
Uzansam dokunacağım,
Farkındayım…
Gel,
Rüzgarlara karşı uçuyorum,
Bir elimde sevgiyi tutuyorum,
Diğeri senin!
Al,
Benimle kal!…
...İleride bir mesafede, parlak bir ışık gördüm
Başım ağırlaştı ve görüşüm bulanıklaştı
Gece için durmalıydım
Orada, o kapı girişinde durdu
Görev zilini duydum
Ve kendi kendime düşünüyordum ki
'Cennet de olabilir bu, cehennem de'
Sonra o bir mum yaktı ve bana yolu gösterdi
Koridorda sesler vardı
Sanırım onların şöyle dediklerini duydum
California Oteline hoşgeldiniz
Ne kadar hoş bir yer
Ne kadar hoş bir çehre...
Bu benim burada yayınladığım ilk hikayem umarım beğenirsiniz :)