B_Anemoia
- Reads 14,554
- Votes 781
- Parts 64
Annelik; bu hayatta bir kadının başına gelebilecek en güzel fakat aynı zamanda en korkutucu his. İçinde kendi kanınla, canınla besleyip büyüttüğün minik bir canlıyı taşımak bir mucize olabilir. Ancak o küçük melek için iyi bir gelecek sunamayacak veyahut onu bile bile kendi zevklerin ya da bencilliğin için bir karanlığa mahkûm edecekseniz, doğurmamanın daha doğru olacağını bilmeniz gerekliydi. Lale bunu yapmamıştı. Sadece anne olmak istiyordu, verdiği kararın arkasında nasıl bir yıkım yaratacağından, en kıymetlilerinin o enkazda kalacağından habersizdi.
Her doğum gününe annesinin mezarı başında giren Güneş, hayatını kurtardığı yabancı ile birlikte hayatıda yeni bir döneme girecekti. Kendi sırlarının ağırlığını taşımakta bile zorlanırken kendinden saklananların ağırlığıyla yüzleşmeye hazır mıydı?
Babasının nefretle baktığı, "katil" diye damgaladığı Güneş, gerçekte kimdi? Dost bildikleri düşmana, düşmanlarıysa dosta dönüşürken, bildiği her şeyin büyük bir yalandan ibaret olduğunu fark edecekti. Yirmi üçüncü yaş gününde, annesinin mezarı başındayken yükselen silah sesleriyle hayatı geri dönülmez biçimde değişecek, o kurşunlar yalnızca geçmişini değil, geleceğini de şekillendirecekti.
BU KİTAPTA YER ALAN KİŞİ VE KURUMLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR. GERÇEK KİŞİ VE KURUMLARLA OLAN HERHANGİ BİR BENZERLİK TAMAMEN TESADÜFDÜR.