nayinomucore61
- Reads 3,964
- Votes 469
- Parts 13
Zaman, Karadeniz'in hırçın dalgaları gibi çarpmıştı Esme'nin kıyılarına; her darbede biraz daha eksilmiş, biraz daha kimsesiz kalmıştı. İki yıl boyunca yüreğinde bir bebeğin soğuk nefesini ve bir adamın dinmek bilmeyen öfkesini taşımıştı. Adil, demir parmaklıklar ardında sadece özgürlüğünü değil, Esme'ye olan inancını da bırakmış; dışarı çıktığında bulacağı tek şeyin intikam olduğunu sanmıştı. Oysa kaderin, otogar kalabalığında, egzoz dumanları ve veda gürültüleri arasında onlara hazırladığı oyun çok başkaydı. Esme için o gün sadece bir "görüp gitme" tesellisi değil, iki yıl boyunca sırtında taşıdığı kanlı sırların, zoraki evliliğin ve toprağa verdiği minicik bir canın hesabını verme günüydü. Göz göze geldikleri o ilk an, havada asılı kalan sadece nefret değil, yıllanmış bir hasretin ve söylenmemiş gerçeklerin yakıcı kokusuydu. Şimdi, bir mezar taşının başında birleşen elleriyle, geçmişin küllerinden yeni bir yangın başlatmaya hazırlanıyorlardı; bu sefer ne Şerif'in tehditleri ne de ailelerin kan davası, toprağın altında yatan Aleyna'nın hatırasından daha güçlü olmayacaktı.