Okuma Listesi (Okunacaklar)
64 stories
Yazgının Oyunu by silentsey
silentsey
  • WpView
    Reads 1,403,949
  • WpVote
    Votes 71,224
  • WpPart
    Parts 26
Birbirinden hiç hoşlanmayan iki insan, yakın arkadaşlarının düğününde yolları kesişince istemeden de olsa aralarında bir çekim yaşanır. Tek seferlik yaşanan bir ilişkinin sonunda hayat onları hiç beklemedikleri bir sürprizle karşılar. Bir bebek... Bu minik mucize, iki yabancının kaderini birbirine bağlayarak onları hem kendileriyle hem de duygularıyla yüzleşmeye zorlar. Beklenmedik hamilelik, yeni bir başlangıcın kapılarını sonuna kadar aralar...
İS KOKAN ZEYTİN AĞACI by sulisindunyasi
sulisindunyasi
  • WpView
    Reads 2,591,689
  • WpVote
    Votes 227,807
  • WpPart
    Parts 59
"Benim topraklarımda ölmek için özel bir nedene gerek yok." Mihra Elnurova, Türkiye'nin güneyinde yer alan, ufak bir Türkmen ülkesi olan Karahan'da yaşamaktadır. Sıcacık bir ailede büyüyen Mihra, hayatın sert ve acımasız yüzüyle henüz tanışmamıştır. Ta ki ülkesinde baş gösteren iç savaşa kadar. Ülkenin çeşitli bölgelerinden ayaklanma, silahlanma haberleri gelirken hiçbir sorun olmadığına inanarak yaşayan genç kız, bir sabah bulundukları kasabaya ülkesini ve kendi topraklarını korumak için Türkiye'den askerlerin gönderildiğini öğrenir. Bu askerlerin arasında hayatının aşkının da olacağından bihaberdir. Yağmurlu bir günde şarkı söyleyip kendi kendine eğlenirken çitlerin arkasından kendini izleyen Türk askeri Yusuf Agâh Demiral'ı görünce Mihra'nın kalbi o zamana dek hiç atmadığı kadar kuvvetli atmaya başlar.
Trabzon Güzeli by bilgeliyazar
bilgeliyazar
  • WpView
    Reads 3,915,630
  • WpVote
    Votes 6,342
  • WpPart
    Parts 2
Bu kitap, "Hiçbir üzüntü, mutsuzluk ve acı olmadan bir hayat sürülemez ve böyle bir kitap bile yazılamaz." diyen edebiyat hocama tepki olarak yazılmıştır. Trabzon Kurgusu olup, herkesin okuyabileceği ful mutlu, mutsuzluğa dair tek cümle bile barındırmayan bir kitaptır... Bu kitapta ne üzüntü ne mutsuzluk ne acı, ne sıkıntı, ne dert, ne de keder hiçbiri yok. Bu kitapta ölüm bile yok. Kötü kız ve ya kötü çocuk da onların çevirdiği dolaplar da yok. Bu kitapta mutluluk, kahkaha, sevinç ve tüm olumlu duygular var. Bu kitaptaki esas kız o kadar zeki ki diğer kitaplardaki klişe şekilde gözünün önündeki görmeyen kızların aksine her şeye bir fikri olan en olmadık şeyi bile tahmin edip bölümler hakkında spoiyi kendisi veren bir kız. İlk bölümden son bölüme kadar mutsuzluğa dair tek bir cümle dahi yok bu kitapta. Bunun garantisini verebilirim. Ve tüm ömür garantili. Böyle iki yıl garantili falan da değil. Memnun kalmazsanız anında iade edilir. Böyle sürekli mutluluk dedim diye vıcık değil. Okuyun ve test edin. Konusuna gelecek olursak, Açın ve tanıtımın tamamını okuyup fikir sahibi olun ♥ 》Tüm hakları bu hırçın yazarın masum ruhunda saklıdır. İsminde Trabzon geçen ve ful mutlu kurgu olarak yazılmaya başlanmış ilk kitaptır. Alıntı, "ESİNLENME" ve ya çalma durumlarında gerekli hassasiyeti o kişilere göstereceğim Trabzon'un hırçın bir kızı olarak... (Ve şahsen noterden kendi adıma tasdik edilmiştir)
Son Hıçkırık (Savcı ve Komutan güçlü kadın serisi) by NesrinSelviCiger
NesrinSelviCiger
  • WpView
    Reads 1,633,873
  • WpVote
    Votes 115,711
  • WpPart
    Parts 75
"Bu kadar hak, hukuk zırvalığı yaptıktan sonra bu son yaptığınız ile çelişmedi mi sizce de Savcı Hanım? " " Siz kim oluyorsunuz da, benim savcılığı mı eleştiriyorsunuz? " Genç komutan alaycı bir şekilde gülümser. Nedenini bilmediği bir şekilde bu kadını, ilk gördüğünden beri içinde anlamlarıramadığı kıpırtılar oluyordu ve bu hislerin karmaşıklığı geç adamı öfkelendiriyordu. "Hakkınızda konuşulanların doğru olduğunu açıkçası kanıtlıyorsunuz? Söyler misiniz? Sırf arkanız sağlam olsun diye babanız yaşındaki adamın metresi olmak nasıl bir duygu..." Genç savcının elini kaldırması ve karşısındaki hadsiz adamın yanağı ile buluşturması saniyelerini almışdı. Bu mesleğe başladığından beri buna benzer yakıştırmalar değişik medyalarda okumuştu. Bu olay ise çok farklıydı. ilk defa genç kızın konumundan korkmadan düşüncelerini dile getiren bir şahsiyet olmuştu. Genç savcı işaret parmağını karşısındaki adama doğru uzatıp, göğsüne üst üste vurup son sözlerini söyleyerek bulunduğu yerden uzaklaştı. "Siz bayım, gerçekten tanımadığınız hiç kimseye böyle ithamlarda bulunmamalısınız. Sonrasında aşılmaz bir vicdan azabı ile size geri döner ... "
Yağız Yerin Gökçeni by cresercen
cresercen
  • WpView
    Reads 1,619,835
  • WpVote
    Votes 60,059
  • WpPart
    Parts 35
Mahalle hikayesi. Tamamlandı. "Gökçen," dedi içli içli. "yanıyorum görmüyor musun da." Sıcak nefesi eğildiği için dudaklarıma vurmaya devam ederken siyah olan gözlerinin yoğunluk ile daha da karardığının farkına vardım. Uzaklaşmam gerekiyordu, uzaklaşmak zorundaydım ama bir eli belimde dudakları bu kadar yakınımdayken kendimi kıskaca alınmış gibi hissediyordum. "Uiy," diye duyduğum sesle gözlerimi yumdum. Sanırım Gülcan teyzeye basılmıştık, umarım sadece Gülcan teyzeye basılmıştık.
EMANET by aysegulkalayzengin
aysegulkalayzengin
  • WpView
    Reads 2,440,887
  • WpVote
    Votes 92,906
  • WpPart
    Parts 51
Bebeği lösemi olan Arslan ile kardeşinin beyninde tümör olan Ayşegül, çaresizlik dolu bir dönemde kaderin ağlarını örmesiyle karşılaşır. Onların çaresizlikten başlayan zoraki evlilikleri, acaba güçlü bir aşka yuva olabilecek miydi? "Sakin misin?" diye sorduğunda, iyice yaklaştı. "Sakinim." Onun sözlerinden cesaret alarak, dudaklarıyla dudaklarına dokundu ama ansızın yüzüne yediği tokatla, şaşkına döndü. Ayşegül'ün tedirgin bakan ela gözleri, kırpışan kirpiklerinin altında fazlasıyla masum duruyordu. "Özür dilerim." "Önemli değil... Şimdi ben seni tekrar öpeceğim ve sen bana tokat atmayacaksın." "Sen öpeceksin, ben tokat atmayacağım." "Aynen öyle..." "Tamam." "Öpüyorum." "Öp..." "Tokat yok?" "Tokat yok." Arslan, dudaklarını hafifçe onun dudaklarına değdirdiğinde, Ayşegül istemsizce geri çekildi. Onun gerilemesiyle, Arslan ona doğru yaklaştı. "Kaçarsan olmaz." "Kaçmamam lazım, evet!" "Ayşegül, sakin kal..." "Sakinim. Gayet sakinim!" Karısının titreyen ellerini tuttu ve dudaklarına götürüp öptü. Onu yatıştıracak başka bir çare bulamamıştı. Onun derin bir şekilde nefes almasıyla, rahatlamaya çalıştığını gördü ve tekrar denedi. Dudaklarını onun dudaklarına yakınlaştırdı ve ansızın Ayşegül'ün onu öpmesiyle şaşkınlığa uğradı. Geri çekilen Ayşegül, telaşla söylendi. "Çok pardon! Sen öpecektin, ben tokat atmayacaktım! Ben yanlışlıkla öptüm!" Arslan, kıza şaşkınca baktı. Bu kız gerçek miydi? "Biz öpüşmeye bu kadar zaman harcadıysak, gerisi..." diyen Arslan, geri çekilip önüne döndü. Ne yapsaydılar acaba? Sakin yaklaşınca, becerememişlerdi. Bir anda mı olsaydı? Bir de onu denemek isteyerek tekrar karısına döndü ve ansızın dudaklarına yapıştı. Uzun öpücüğü, nefes almak adına sonlandığında, tekrar yanağına yediği tokatla şaşkınlığa uğradı. "Ayşegül, tokat yok demi
Dünya Ellerimde 'Vatan Uğruna'  by _beyzanurcgrmn_
_beyzanurcgrmn_
  • WpView
    Reads 2,523,978
  • WpVote
    Votes 114,262
  • WpPart
    Parts 79
"Çocukken yanağıma kondurduğun öpücük sayesinde tüm acılarım geçmişti. Şimdi ben senin kalbinden öpsem geçer mi? Tüm acıların diner mi?" İlk görüşte değil, her görüşte aşkı yaşadım ben. "Kendini sev çünkü ben seni seviyorum." (17.04.2021 📝)
+15 more
FIRTINA ZAMANI by DuruMavii
DuruMavii
  • WpView
    Reads 1,954,940
  • WpVote
    Votes 118,870
  • WpPart
    Parts 30
Lüks ve ihtişam içinde büyüyen Melek, babasına meydan okumasının ardından kendini Karadeniz'in bir dağ köyünde öğretmenlik yaparken bulduğunda kaderin ona sarsıcı bir sürprizi vardır. Yıllar önce acımasızca reddettiği silik ve sessiz bir genç olan Tahir'in şimdi karşısında Fırtına lakabıyla dağları kasıp kavuran bir yüzbaşı olarak durması tüm dengeleri alt üst eder. Yıkım Timi'nin karizmatik ve disiplinli komutanının gözleri Melek'in hatırladığından çok uzakta, buz gibi keskin ve acımasızdır. Aralarındaki çatışma kısa sürede alev alarak, yerini inkâr edilmesi imkânsız bir çekime bırakırken Karadeniz'in hırçın dalgaları, sert rüzgârları ve samimi insanlarıyla sınandığı bu yeni düzen; onun için hem gülümsetecek bir savruluş hem de yüreğinin hikâyesini Karadenizli bir adamla yazacağı bir yolculuğa dönüşecektir. Yürek mevzilerinde sipere yer yok be öğretmen hanım. Düştüğün an esirsin. Ben de esirim artık, Hem Karadenize hem bir çift ela göze...
Kül Kapanı | Mahalle Kurgusu by yamurblog
yamurblog
  • WpView
    Reads 4,597,941
  • WpVote
    Votes 193,820
  • WpPart
    Parts 31
Bir mahalle hikâyesidir.
AY IŞIĞI VE YAKAMOZ by umrantan
umrantan
  • WpView
    Reads 227,710
  • WpVote
    Votes 17,684
  • WpPart
    Parts 25
Bir üsteğmen ve aşık olduğu komşu kızının hikayesi... Aşkından habersiz olduğu adam için kalbi atmaya başladığında 20 yaşındaydı Gülce. Çocukluğunu geçirdiği Bozcaadada beraber büyüdüğü adamla aynı kişiydi bu: Sancak Erkuran. Sonra bir gün karşısına geçmişti Sancak ve gözlerinin içine baka baka "Bana artık abi deme," demişti. Tek bir cümleyle kalbini altüst etmeyi başarmış ve bildiği her şeyi değiştirmişti. Aynı günün gecesinde ise gitmişti Sancak Erkuran. Çünkü işi ve aşkı arasında bir tercih yapmak zorunda kalmış ve hayatını, vatanı uğruna feda etmişti. Yıllardır içinde büyüttüğü sevdasının küllerini kalbine hapsedip öylece gitmişti.