;)
4 stories
Enkaz Altındakiler by beyzaalkoc
beyzaalkoc
  • WpView
    Reads 9,292,858
  • WpVote
    Votes 574,176
  • WpPart
    Parts 54
Gözlerinizi açtığınızda yıkılmış bir evde uyanacaksınız. Tek çıkış yolunuz yerin altı olacak. Kendinizi bulduğunuz çıkış noktası her bir yanı kameralarla çevrili, her yeri izlenen bir plato. Tek amacınız ise alandaki ipuçlarını takip edip evinizi bulmak. Tüm yarışmacılar evlerini bulduğu an, kazanan belirlenmiş olacak. Öyleyse, sizi kaybetmemizi ister misiniz?
Kalbimin Kusursuz Şüpheleri by thealbatrosss
thealbatrosss
  • WpView
    Reads 80,453
  • WpVote
    Votes 7,902
  • WpPart
    Parts 26
Omuzlarım yenilgiyle düşerken gözlerimi kapıyorum. Sevdiğim adamı düşünüyorum. Bana şefkatla, merhametle yaklaşan adamı. Dokunuşunda her zaman incelik barındıran, etrafında olduğuma bir türlü inanamayan o adamı. Hiçbir zaman bağrıma basamadığım, doya doya sarılamadığım, öpüşünde kaybolamadığımı. Yaşlar yüzümü ıslatmaya başlarken derin bir nefes alıyorum. Gözlerimi açmayı sonsuza kadar reddetmeyi ölesiye isterken canavarlardan ve savaşlardan korkmayan biri olduğum aklıma geliyor. Ulaş'ın yokluğu, gidişi, yanında götürdüğü. Bütün bunlar gözlerimi açtığım anda göğsüme baş edilemez bir ağrı olarak çöküyor ama derin bir nefes alıyorum. Her şeyin devası olacakmış gibi bir tane daha. Ellerimin tersiyle gözlerimdeki yaşları silerken ona söylediğim şeylerde en ufak bir yalan barındırmadığımı hatırlatıyorum kendime. İstediği kadar kaçsın, küçük zaferlerin, reddedilmiş yenilgilerin koynunda kendini saklasın bu ihtişamlı zaferin; yenilmiş dahi olsam gücünün sonuna kadar savaşmış olmanın verdiği görkemin sahibi her zaman ben olacağım. *laviniapiaf'a ithafen.
Kafes by laviniapiaf
laviniapiaf
  • WpView
    Reads 489,279
  • WpVote
    Votes 48,100
  • WpPart
    Parts 90
İlk kez koca koca adamların kelamlarını takip etmek için siyah masanın etrafındaki koltuklardan birine oturduğumda on dokuz yaşındaydım. O kadarcık kızın öyle takım elbiseli, ciddi suratlı, ağır laflı adamların içinde ne iş yaptığını sorgulayan düzinelerce insana rastlayabilirdim. Bazıları yüzüme bakmışlardı; söylenilenleri buradan çıkınca aklımda tutabilecek miyim diye. Bazıları gözünü gözüme değdirmemişti; hiçbir sözcüğün bende yankı uyandırmayacağını düşündüğü için. Bunların içinden bazıları durup sadece bakışlarıyla demişlerdi ki; çoluğunuzu çocuğunuzu masanın etrafından toplayın. Kadınlarınıza sahip çıkın. Kızlarınızı zapt edin ey ahali. Bizi susturmaya kalkan, bize böyle bangır bangır bağırarak bakan, yokmuşuz gibi lafımızı kesen, yetmeyip ahkâmını da o çirkin ağızlarıyla kesmeyi erkekliklerine bir borç bilen insan müsveddelerine rağmen sırtımızı dönemezdik. Bizi görmek istemedikleri için yok olamazdık. Veyahut görmek istedikleri yerlerde var olmaya devam edemezdik. Biz istediğimizi yapar, istediğimiz yolu yürür, gövdemizi parçalamalarına izin vermezdik. Sessiz kalmazdık. Zapt edilecek bir varlık değildik. Hiç olmamıştık. Yine olmayacaktık. Boynumuzda bir yular varmış ve hâkimiyeti kendilerindeymiş gibi davrananların karşısında başımızı hep yukarıda tutacaktık. Birileri bir şeylere geç kalmanın bedelini bize ödetmeyi deneyeceklerdi. Zaten mutlaka bedel ödetmek isterlerdi. Fakat zaman akışkandı. Aklımızın alamayacağı kadar geç kalmışlık vardı. Bir yerlere yetişmenin bazen hiçbir öneminin olmayacağını düşünecek seviyede geç kalmışlıklardan bahsediyordum. Neyin erken neyin geç olduğu sonuca ulaştığımızda farkına varacaktık. Aceleye gerek yoktu. Biz başarırdık. Yine başaracaktık. *Betül'e, namı diğer Thealbatrosss'a ithafen.*
Sarı Puantiyeli Şemsiye by visnelikapkekk
visnelikapkekk
  • WpView
    Reads 417,703
  • WpVote
    Votes 10,000
  • WpPart
    Parts 7
Genç, erkek. Küllü kumral rengi saçlarının kabardığı tespit edildi. Göz alıcı dişleri ve her an çok komik bir şey söyleyecekmiş gibi görünen bir ifadesi var. Boyu tahminen 1.83 Ayakkabı numarasının 44 olduğunu düşünüyorum. Geniş omuzları sayesinde tişörtü onu epey çekici göstermiş. Göz rengi ela olarak kaydedildi. Hedef 8 adımdan sonra kafeye girip bir kahve istiyor. Önüne bilgisayarını ve dosyalarını açarken tahminen telefonu titrediği için cebinden telefonunu çıkarıyor ve ekranda gördüğü şey onu güldürüyor. Bir saniye, o da ne? Bu beklenmedik bir durum merkez. Tetikçi tehlikede. Bize onun gülüşüyle insanları felç edebildiğini söylememiştiniz! Hedef başını sallayarak telefonu elinden bırakıyor ve kahvesini getiren garsona teşekkür ediyor. Bilgisayarı açılırken not defterini açıp kalemini eline alıyor. Dosyasını inceleyerek kalemi elinde çevirip dururken diğer tarafta tetikçi yavaşça hayata dönmek için çabalıyor ama görünen o ki hedefin hipnoz yeteneği de var. Kalem hedefin uzun parmaklarının arasında çevrildikçe tetikçinin zihni bulanıyor çünkü. Bu görevden çekilmek zorundayım merkez. Sanırım onunla evleneceğim.