yelkenlersuya
Artık toplum "hizmetlerin değişimine değil, hayranlıkların ya da eleştirilerin, lehte ve aleyhte yargıların değişimine" dayanmaktadır.
Bu sayede coğrafik tesadüflere değil, insan doğasındaki sosyal yeteneklerin çeşitliliğine uyumlu uluslar ortaya çıkmış oldu.
Burada kişi, gerçekte kendi dengi insanlar tarafından ve çalışmalarına göre değerlendirilir, yetersiz kişilerce ya da seçim başarılarına göre değerlendirilmezdi.
Kurmaca bir yapıttan söz edeceğiz ama yazarı bir hukukçu ve sosyolog. Gabriel De Tarde felsefe ve sosyal bilim ilişkisi açısından önemli bir isim.
Sosyolojide Durkheim ile yaptığı tartışmayla anılmış biri; Durkheim'ı yöntemsel olarak geliştirdiği ayrımı ontoloji alanına taşımakla eleştirmiş.
Haklı görünüyor: Durkheim toplumdan ayrı bireyler, bireysel ilişkilerden soyutlanmış bir toplum fikrine varıyor.
Tarde ise Leibniz ve Spinoza'dan besleniyor felsefi olarak (yakın zamanlarda Tarde'ın yeniden öne çıkmasında bu felsefi hattın önemli olduğu ortada.
Leibniz-Spinoza izleyicisi olduğu kadar Bergson tarafından izlenen yakın zamanda da Deleuze tarafından anılan bir isim).
Leibniz felsefesinden türettiği "bireyselleştirme ilkesi"ni, sosyal psikolojinin temel yöntemsel ölçütü olarak ortaya koyuyor.