Kütüphanemin en güzel kitapları💙
40 stories
Turuncu Balonlar & Sonsuz Yalanlar  by cakltasi
cakltasi
  • WpView
    Reads 404,353
  • WpVote
    Votes 26,182
  • WpPart
    Parts 64
Bir kere daha başımı geri yatıracak büyüklükte bir kahkaha attım ve omuzlarımdan sıyrılan montu tutmak için bir hamle yaptım. Bir şemsiyenin altında, artık o kadar da yabancı olmayan bir yabancının kapkara gözlerine bakarken derin bir nefes aldım. "Peki Aladağların Turan'ı. O zaman, benim hakkımda bilmen gereken ikinci şeyi açıklıyorum." Turan çenesini havalandırıp gözlerini kıstı. "Gönder gelsin." Şemsiyeyi başımızın üzerinden çekip kapattım ve ikimizi de tatlı ama epey güçlü yağan bir yağmura hapsettim. "Bana gölge eden, hiçbir şeyden hoşlanmam." Uyarım açıktı. Oldukça da net. Mevzunun şemsiye olmadığını anlayacak bir adama bu cümleyi kurduğumu biliyordum. Üzerinde yalnızca gömlekle dururken ve o gömlek saniyeler içinde ıslanırken göz temasımızı kesmemek için olası manzaramı elimin tersiyle ittim. Turan yavaşça gülümsedi ve bir kez başını eğdi. Caddede, nereden geldiğini bilmediğim, piyanoya eşlik eden bir erkek sesi vardı. Üzerimizden en sevdiğim bahar yağmurları akıp giderken, Turan elimi bırakmadan yürümeye devam etti. Biliyordum. Bu anı, bu yağmuru, bu şarkıyı hiçbir zaman unutmayacaktım. Sen yanımdayken O tozlu yollar aşka gider Ah sen, Sonunuzu yazsan inan dayanamam ölürüm ben.
Başka Dünyanın Mavisi  by cakltasi
cakltasi
  • WpView
    Reads 5,592
  • WpVote
    Votes 755
  • WpPart
    Parts 7
Turuncu Balonlar & Sonsuz Yalanlar kitabındaki Mavi Aladağ'ın hikayesi 🦋
Leyla'ya Kadar by cakltasi
cakltasi
  • WpView
    Reads 301,464
  • WpVote
    Votes 15,633
  • WpPart
    Parts 35
31.01.2025 Cuma akşamı bölümler kaldırılacak, 03.02.2025 pazartesi günü ilk bölümün düzenlenmiş hali ile yeniden burada olacağız! ♥️♥️ Merhaba desin diye bekledim. Ben geldim ya da döndüm. Hoş geldin diyebilir miydim bilmiyordum ama böyle bir şey bekledim. Ali Kemal, gözlerindeki derin ifadeyle, ki ben o ifadeye bir anlam yüklemekten korkmasam kesinlikle hasret derdim, gözlerime tutundu ve başını omzuna düşürdü. Yüzünde beliren buruk bir gülümseme ile göz kırptığında her şeye rağmen, onun yüzündekinin bir yansıması gibi benimkinde de bir gülümseme belirdi. Bana ne merhaba dedi, ne de gidiyorum demediği gibi döndüm dedi. İçimde büyük bir yangının fitilini ateşlemek ister gibi kırptığı gözünün hemen ardından asla cevabını bilemediğim o soruyu sordu. "Bulabildin mi, ne renkmiş gözlerim?"
Şehrin En Güzel Kızı by cakltasi
cakltasi
  • WpView
    Reads 120,156
  • WpVote
    Votes 7,354
  • WpPart
    Parts 31
Herkesin birbirini tanıdığı, düğünlerin de cenazelerin de aynı anda bütün evlere dağıldığı, gündüz vakti kapıların üstünden anahtarların alınmadığı ve o bahçeli evlerin kapılarının asla kilitlenmediği bir mahalle. Birbirine bağlı kız çocuklarının kendilerinden büyük sevdaları, birbirlerine yaslanıp dünyalara kafa tutmaları, direne direne bütün zorluklardan daha güçlü çıkmaları var bu hikayede. Bir de o imkansız aşkların tatlı tatlı heyecanları. Bir de acıları. O çok güzel acıları. E tabi benimle buluştuysanız sesi asla düşmeyen şarkıları. Eğlenesim var benim. Becerebilirsem bu defa öyle kaosa falan bulaşmayan, sıcacık bir topluluk sığdıracağım buraya. Birlikte eğlenelim istiyorum. Faysal'ın dünyasının en güzel kızını tanıyalım istiyorum. Ahu İlay'ı. Arkadaşlarını sonra. Nasıl direndiklerini okuyalım nasıl güçlendiklerini görelim istiyorum. Başlayalım mı? 🤍
Lahza(Kitap Oldu) by humeyraao
humeyraao
  • WpView
    Reads 3,710,037
  • WpVote
    Votes 269,691
  • WpPart
    Parts 34
Benim yıllar önce gördüğüm o belli belirsiz çizgiyi dahi bir ihtimal olarak kabul etmediğini gösterircesine bıçağın keskin ucunu gözlerimin içine bakarak kendi avcuna bastırdı ve aşağıya doğru çekti. Oluk oluk akan kan beyaz gömleğine süzülmüş, yüzünde acıyı gösteren tek bir mimik bile oynamamıştı. ''Ne bu kan akmayı durdurdu...'' dedi Ferman'ı tutan elimi bir hışımla çekerek. Avcum ellerinin arasındayken sıcak kanı buz gibi tenimde süzüldü. Ben yıllar önce bitti diye haykırırken o bizim sonumuzun daha gelmediğini belirtircesine o kanlı bıçağı avcumun içine bıraktı. Bu beni öldür demekten başka bir şey değildi. ''Ne de bu can bu bedenden çıktı.'' Dedi düşüncemi doğrulamak ister gibi. Parmaklarımdan süzülen, tenime bulaşmış kanıyla birlikte avcumun içine baktım. Bizim sonumuz yine benim ellerimin arasındaydı fakat bu sefer ima ettiği son çok daha başkaydı. -Hikaye içerisinde yetişkin içerikler bulunmaktadır.
SESSİZLİĞİN ARDINDAN by incompatiblewriter
incompatiblewriter
  • WpView
    Reads 1,277,138
  • WpVote
    Votes 80,985
  • WpPart
    Parts 53
Kader, saatin ibresini hayatımın ortasına sapladı. Zaman durdu, zaman aktı, zaman kayboldu. Sustum, konuşturdular. Konuştum, susturmaya çalıştılar. Dilime vurulan paslı prangaları kırılan tırnaklarımla açtım, parçaladım. Parçaladığım her prangayı, beni susturmaya çalışanların dudaklarına taktım. Ortada bir ateş vardı; yakan bendim, yanan bendim. Ortada bir deniz vardı; sönen bendim, ölen bendim. Ortada bir oyun vardı; şah bendim, piyon bendim. Ortada bir sevda vardı; yıkan bendim, döken bendim. Yüzüme baktı; dudaklarıma, elmacık kemiklerime, burnuma, gözlerime. En çok gözlerime baktı, öyle derin baktı ki; cenneti gördüğünü düşündüm. "Kadere çok kızgınım," dedi gözlerimdeki bakışlarını çekmeden. "Seni bana üç yıl önce verip, üç dakika sonra aldığı için çok kızgınım." Not: Sessizliğin Ardından isimli ilk hikâyedir. Bölümler her çarşamba günü yayımlanmaktadır. 19.01.2023
Gözyaşı Kadehleri by dusklavande
dusklavande
  • WpView
    Reads 1,450,472
  • WpVote
    Votes 97,324
  • WpPart
    Parts 43
*Yetişkin içerik barındırır. *Nefretten aşka/anlaşmalı evlilik kurgusu --- "Kimi öptüğünün farkında bile değilsin," dedim üzerime tüm ağırlığıyla kapanan bedenini omuzlarından hafifçe iterek. Yüzlerimiz arasında bir nefeslik mesafeden fazlası yoktu. Aldığı her nefes benden doğuyor, aldığım her nefes ondan kopuyordu. Az önce dudaklarıma dokunan dudaklarını diliyle ıslattı ve ardından göğsü şişerek göğsüme yaslandı. Altında ezilmeye, o isteyerek üstümden kalkmadıkça son veremeyeceğimi biliyordum. Yatakla arasında kalan bedenimi kıvrandırıp yormak yerine onu ikna etmek için dudaklarımı araladım. "Sarhoşsun, farkında bile olmadan beni öptüğün için pişman olduğunu haykırdığın bir sabaha uyanmak istemiyorum." "Kim olduğunun farkında olmadığımı mı sanıyorsun?" diye sorarken sarhoşluğunun izlerini taşıyan sıcak nefesi yüzümü okşadı. "Karımı öptüğümün farkında olmadığımı mı sanıyorsun?" İrkilerek gözlerimi kırptım birkaç kez. Etrafta birilerinin olup olmadığını görmek için delice odaya bakındım. Kimse yoktu. Cevahir Avcıoğlu'nun beni 'karısı' olarak benliğine katmasına sebep olacağı oyunumuzun seyircilerinden hiçbiri burada değildi. Dudaklarını biraz önceki hafif baskıdan çok daha yoğun bir biçimde yeniden dudaklarıma bastırdığında zihnim binlerce soruya aynı anda yanıt aramaya başladı. Bizim dünyamızda her şey sahteydi. Her şey oyundu. Seyirciler gittiğinde perde kapanır, oyuncular birbirlerinin yanından hızla kaybolurdu. Ama şimdi ilk kez, hatta belki de son kez seyircisiz oynuyordu oyununu. Avcıoğlu'nun kurallarına kendisinden başka kimse karşı çıkamazdı. Bizim için yıkımı getirecek olan da, işte bu nedenle, bizzat kendisi olacaktı. --- '260224
YABAN  by papatyakorusu
papatyakorusu
  • WpView
    Reads 5,001,694
  • WpVote
    Votes 271,453
  • WpPart
    Parts 61
<Güzel sevmek üzerine bir hikâye... > - Yaş farkı vardır- Mahalledeki gençler olarak uzak tavırları, suskunluğu, sert mizacı sebebiyle aramızda onun adı "Yaban"dı. Beş yıl sonra mahalleye geri döndüğünde hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Özellikle benim için. * (Nisan 2021)
Viraha +18 by ecoolayn
ecoolayn
  • WpView
    Reads 17,899
  • WpVote
    Votes 1,471
  • WpPart
    Parts 43
"Kartlar yeniden dağıtılsa ne fayda, Sil gözyaşlarını, sana yazılmış masalı oynamaya başla, Çok zor olmasa gerek, Nasıl olsa adın bile yabancı sana." O gece, şeytanın dizeleriyle dolunay ikiye bölündü. Işığının yarısı kurtlar sofrasına ihanet, diğer yarısı aşıkların kalbine ölüm olarak düştü. İhtiyar kurt Feridun Yarkı'nın, hedefine ulaşmak için üzerine planlar kurduğu Farin Soysal, bu kez kendi düzeneğini kurdu. Plan basitti. "Yarkı'dan kurtul, Faryalı'dan kaç, Şeytanı sustur, anneni bul..." Ancak hesaplar karıştı, kaderler çakıştı. O gece, Moskova'dan İstanbul'a kırmızı bir ip salındığında birbirinin adını dahi bilmeyen iki yabancının üzerinden bir oyun kuruldu. Bu bir oyundu. Kaybedenin kazanandan kaçtığı bir oyun... "Taş, kağıt, makas... Kaybeden; kazanandan kaçar. Ben kaybettim Kenan, ama bu defa sen kaç..." ‼️UYARI: YETİŞKİN ÖGELER VE BAZI DEĞER ÇAKIŞMASI YAŞANABİLECEK OLAYLAR MEVCUTTUR. Hiçbir kurum, kuruluş ve gerçek kişilerle ilgisi olmayıp tamamen hayal ürünüdür! Viraha: Yaşanan ayrılık sayesinde anlaşılan aşk demektir. Yayınlanma Tarihi: 4.12.2023
BÜLBÜL by papatyakorusu
papatyakorusu
  • WpView
    Reads 208,875
  • WpVote
    Votes 17,046
  • WpPart
    Parts 25
*avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum,neden sana vurgunum? -bir mahalle hikâyesi- 18/05/2023 " Dökme yüzünü." dedi. Yüzüne vuran kızıl ateşlere bakarken gözlerinde kararlı bir ifade vardı. Kurşuni bulutlar, karşıdaki binaların silüetlerin üzerine yığılmışlardı ve akşamın alacasına güneşin son kızıllıkları karışıyordu. Hafif bir rüzgâr çıkmıştı. Sesi, bulanıklıktan uzak, net ve kendinden emindi. Hiç tereddütleri olmamıştı zaten. Şimdi oturduğumuz bu tenhalıkta, gözleri yerdeki ateşin kızıllığındayken düşen yüzümü, incinen kalbimi nasıl fark etmiş, nasıl sezmişti bilemiyordum. Beni şaşırtmaya devam ediyordu. Kemikli yüzündeki kararlı ifadeye baktım. Gözleri ateşten uzaklaşıp bana döndüğünde yanağında şimdi sakalların gizlediği yara izini ve sebebini düşünüyordum. Yaralar her zaman görünür değildi, olamazdı ama sanki onun yaraları gördüğümden daha derinlerde bir yerlerde gibi geliyordu bana. Gözleri, uysal bir kuştan uzak, gelip gözlerime ilişti. Bakışları karanlık bir orman gibiydi ama tekinsiz değildi. Alaz alaz bir ifade vardı. Hummalı, sert ve kendinden emindi. Kaşlarının arasındaki çukurlar inen akşamla karanlık çizgilere dönmüştü. Garip bir şekilde yanında kendimi hiç olmadığı ölçüde güvende hissettiğimi fark ediyordum. Bana bakarken gözünü bile kırpmıyor, bakışlarındaki bir şey beni gözlerimi kaçırmaya hatta buradan çıkıp ardıma bile bakmadan kaçmaya zorluyordu. Ama direniyordum. Ne gözlerimi mızrak gibi saplanan bakışlarından çekebiliyordum ne de koşup uzaklaşmaya derman bulabiliyordum. " Dökmedim." dedim inkar ederek, az önceki sözünü esasında kendime hatırlatmak için. Elindeki uzun çubukla ateşi karıştırırken tüylerimi diken diken eden ifadesini de çekip almıştı üzerimden. " Döktün. Ama sen yine de dökme yüzünü. O yüz, dökülecek yüzlerden değil."