mermaidyes
Lalisa için hayat, hep önceden yazılmış kurallardan ibaretti.
Nasıl oturacağı, nasıl konuşacağı, kimi seveceği... hatta kimi sevemeyeceği bile.
Zengin, güçlü ve kusursuz görünen bir ailenin tek varisi olarak büyüyen Lalisa, duygularını yıllar önce kilitlemişti. Soğuk, kontrollü ve mesafeli duruşunun ardında ise yalnızca yorgun bir kadın vardı; yaşamayı unutmuş, sadece "doğru olanı" yapan biri.
Jeon Jungkook ise tam tersiydi.
Hayatı kurallarla değil, anlarla yaşayan; küçük bir kafede sahne alan, müzikle nefes alan, kahkahasını saklamayan bir adam. Dağınık, neşeli, özgür... ve Lalisa'nın düzenli dünyasına ait olmayan her şey.
Yıllar önce Tayland'da yapılan eski bir anlaşma, iki farklı hayatı birbirine bağlamıştı. Bir hayat borcu karşılığında verilen söz: torunların bir gün evleneceği.
Zaman geçti. İnsanlar öldü. Servetler büyüdü. Ve herkes bu eski sözü unuttuğunu sandı.
Ta ki bir gün o söz kapıya yeniden gelene kadar.
Lalisa'nın ailesi bu evliliği kabul etmek istemez. Modern bir dünyada, geçmişten kalan böyle bir borca boyun eğmeye niyetleri yoktur. Sorunu çözmek için karşı ailenin yaşadığı ülkeye gitmeye karar verirler.
Lalisa için bu sadece kısa bir yolculuktur. Ciddiye alınmayacak kadar eski, kapanacak kadar basit bir mesele.
Ama o yolculukta biriyle tanışır.
Bir tren kompartımanında başlayan tesadüf, onun yıllardır bastırdığı her şeyi yüzeye çıkarır. Çünkü o genç adam; fazla rahat, fazla neşeli ve fazla gerçekti. Lalisa'nın tüm duvarlarına rağmen içine sızmayı başaran bir yabancı.
Ve yolculuk bittiğinde, en büyük sürpriz onu bekliyordur.
Ailesinin evlenmesini istediği kişi...
Trende tanıştığı o adamdır.
Jeon Jungkook.
Bazı yüzükler sadece bir parmağa değil, kaderin tam ortasına takılır.
Ve bazı insanlar, hayatınıza geç kalmış gibi değil...
tam zamanında girer.