"Aklım almıyor," diye söylendi kendi kendine, beni aniden kavradığı elimden yeniden kendine çekti ve dudaklarını saçlarıma bastırdı. "Ben sana böyle his-," duraksadı. "İnsanlar nasıl seni yaralayabiliyorlar?"
Konuşma engelli bir kız ve onun için işaret dili öğrenen bir adamın hikâyesi...
Her insanın hayalleri,umutları vardır.Ve bu hayalleri gerçekleştirecek bir şehir...
Peki ya bu hayallerin yanına psikopat bir aşk da eklenirse ne yapardınız?
Duygularını rafa kaldırmayı hayat biçimi olarak seçen genç adam, sevmenin ne demek olduğunu bilse de sorumluluğunu almak istemez. Kendisi için biçtiği gelecek yalnızlık üzerine kuruluyken, hele kendi şeytanlarıyla savaş verirken hiç istemez.
Tabi mecbur kalmazsa!.. Yaşantısının içine kötü bir tesadüf eseri giren Gülizar'ın, sorumluluğunu almak zorunda kalana kadar. İstemese de koruyup kollayacağına ant içene kadar. Gül'e ait tek varlık, kurtarıcısı, meleği olana kadar...
Jenna Collins Gizemli Kasaba'ya taşındığında olacaklardan habersizdir. Birçok yeni insan tanıyacaktır. Peki ya tanıdığını sandığı insanlar gerçekte öyle değilse?
NOT: HİKAYENİN KİTAP OLMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR/ OLAMAZ.
Başlarda acemi olduğumu biliyorum. İleride bölümleri düzenleyebilirim umarım. İyi okumalar..
"Ve ateş kül oluncaya dek yanmaya devam etti. Su ise buhar olacağını bilmesine rağmen savaşından vazgeçmedi.''
Masal on sekiz yaşını doldurduğunda kaldığı yetimhaneden ayrılmak zorunda kalmıştı. Bu arada eski yurt müdürü tarafından ona İstanbul'da bir kolejde burs ayarlanmıştı. Kendine kalacak bir yer bulması gerekiyordu artık. Bir yandan da İstanbul'a geldiğinde etrafında ilgiyle dolaşan insanlar ve karşısında köle olacak bir beyaz atlı prens hayal ediyordu.
Ancak ne yazık ki hayat masallardaki gibi değildi. Zaten "Bir varmış bir yokmuş" yerine "Lanet olsun!" ile başlayan bir masaldan ne beklenirdi ki?
Masal, karşısına çıkan, sırlarla dolu, karanlık Rüzgar'ın gizemini çözmeye çalışırken kendini ona âşık buluverecekti.
Bu kitap 2015 yılında Epsilon Yayınevi ile raflarda yerini aldı.