Nurdan's Reading List
18 story
GGK 3 - Gecikmiş Hayaller Kulübü بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 5,709
  • WpVote
    صوت 1,190
  • WpPart
    أجزاء 17
Güzel Günler Kulübü ve Gerçek Aşklar Kulübü hikayelerinin devamı niteliğinde, serinin son kitabı. Önceki kitapları, özellikle de Gerçek Aşklar Kulübü'nü okumayı öneriyorum çünkü bazı karakterlerdeki detaylar soru işaretleri ile kalabilir. Ne yazık ki yazarken bağımsız gibi düşünerek yazamadım. Sanki okurlar ufak detayları zaten biliyormuş gibi yazdım biraz :/ Eğer detaylara takılan biri değilseniz, diğerlerini okumadan da bunu rahatça okursunuz. Olaylar bağımsız çünkü. *** Çağatay ve Başak Demiral'ın güzeller güzeli kızı Ahu Demiral, çocukluk hayali olan savcılık mesleğinin zorunlu görevini ailesinden uzak Tatvan'da yapmaktadır. Bir gün karşısına gelen dosyada gördüğü isimle, Tatvan'daki durağan hayatı canlanır. Çünkü dosyada seneler önce ayrıldığı eski sevgilisi Kaan'ın adı vardır. Tekdüze hayata hiç alışkın olmayan ve heyecansız yaşayamayan Ahu için bu karşılaşma, bir dönüm noktası olacaktır. Kaan'ın hayatına tekrar girişinin hemen akabinde, bir de karşısına ruh eşinin çıkacağından bihaberdir. Ve kendisine taban tabana zıt, bambaşka kafalarda, bambaşka bir hayat yaşayan bu adama aşık olmaya hiç hazır değildir. Hele de hala Kaan'la tam olarak çözemediği detaylar zihnini meşgul ederken... *** Bu hikayedeki tüm karakterler ve olayların gerçek kişi ve kurumlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
Küçük Bir Macera بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 22,413
  • WpVote
    صوت 3,842
  • WpPart
    أجزاء 31
Daha önce yolu hiç İzmir'den aşağısına düşmemiş olan İstanbullu Damla, arkadaşlarıyla gittiği maceralı Akdeniz tatilinde, onu bekleyen asıl 'maceranın' tatilden çok daha fazlası olacağını tahmin edemezdi. Bugüne kadar hayat gailesine düşmüş bir halde yaşamaktan, aşık olmaya hiç fırsat bulamamış olan Damla'nın kapısını aşk, çok olmadık bir yerde, olmadık şartlar altında çalacaktı. Damla gelenin aşk olduğunu anlayamayacak kadar mantığına düşkün bir hayat sürdürürken, aşk gümbür gümbür ona anı yaşamayı ve kalbini dinleyerek hareket etmeyi öğretme niyetindeydi. Damla mantığını bırakıp kalbini dinlemeyi öğrenebilecek miydi? İşte orası çok muammaydı!
Uçurtma Masalı بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 37,367
  • WpVote
    صوت 5,419
  • WpPart
    أجزاء 35
Bodrum'da yaşayan ve ailesinin sözünden hiç çıkmayan esnaf bir kızla, bir İngiliz dükünün torununun yolları nasıl kesişir? Kesişirse ne olur? Birbirlerini anlamakta bile tereddütleri varken, ortak paydada buluşmaları mümkün mü? Aşk her şeyi mümkün kılabilir mi? Uçurtma Masalı bu sorulara yanıt olurken, aradığınız tatlış yaz aşkı hikayesini de ayağınıza getiriyor!
LÜZUMSUZ SAVAŞ (3) بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 94,934
  • WpVote
    صوت 10,099
  • WpPart
    أجزاء 38
Bir iddiayla başlayan savaş, şu hayatta mümkünatı olmayan her şeyi mümkün kılabilir miydi? Yalçın Saral, Türkiye'nin, hatta Ortadoğu ve Balkanların en iyi senaristlerinden biriydi. Yazdığı o aşk sahneleriyle insanların aklını başından alır, bunun ekmeğini de sevimli kadınlarla yemeyi severdi. Zaman içinde aşka olan inancını kaybetmiş, o duygunun yokluğundan da pek etkilenmemeye başlamıştı. Ta ki o düğünde Nurdan'la karşılayınca dek! İlk savaşı başlatan kendisi olmuştu. Nurdan Özkan, Türkiye'nin ya da Ortadoğu'nun, veyahut Balkanların en iyilerinden biri değildi, kendince. Oysa ki çok ünlü bir blogu, makyaj videosu çektiği, orta halli takipçileri bulunan bir Instagram hesabı vardı. Henüz okulu bitmemişti ve bunun için pek de çaba sarf ettiği söylenemezdi. Düzensiz bir iş hayatıyla ve fıkra gibi birleştikleri ev arkadaşlarıyla kendi halinde yaşıyordu. Ta ki o düğüne gidip zaten altüst olan hayatını, iyice altüst hale getirene kadar kendi halinde yaşıyordu. Birbirlerinden farklı iki kişinin hayatı bu düğünde kesiştiğinde, aralarında patlak verecek olan güç savaşı kaçınılmaz olmuştu. Tutkunun savaşının en derin ve en güzel halini tenlerinde sorunsuzca yaşarken; gerçek hayattaki savaşları onları hep bir çıkmaza sürükledi. Kıskançlıklar, çekememezlikler, itirazlar, fikir ayrılıkları onlara aşmaları gereken bir sürü engebe sundu. Hayattaki en klişe ama onlar için en beklenmedik sayılan sürprizle yüz yüze geldiklerinde, ya bu savaştan ikisi de galip çıkacaktı ya da ikisi de yenik çıkacaktı. Peki onlar ne mi yaptı? Sadece lüzumsuz bir savaşın içinde debelenip durdular.
Etkili Anlaşma بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 178,717
  • WpVote
    صوت 17,034
  • WpPart
    أجزاء 36
Seçil'in son zamanlarda ihtiyacı olan çok şey vardı. Ama ihtiyacı olan şeyleri halledebilmesi için asıl tek bir şeye ihtiyacı vardı: Cesaret. Onu ise nasıl edinebileceğini bilmiyordu. Tabii yardım ayağına gelene kadar. Aris ise hayatından gayet memnundu. En azından memnun olduğunu düşünüyordu. Ta ki insan kaynakları ona içeride tamı tamına 186 gün izni olduğunu hatırlatana kadar. İşte o zaman hayatında bir şeylerin yanlış olduğunu sezmişti. Fakat bu gerçek de onu harekete geçirmeye yetmezken, başka bir dert ayağına dolanınca mecburen harekete geçmek zorunda kalmıştı. Seçil'in hoşlandığı adama, yani Ersin'e giden yolu; çalıştığı şirketin genel müdürünün, yani Aris'in, yani kendisine kıl kapan adamın odasından geçiyordu. Eğer becerebilirse Aris'ten öğrenecek çoook şeyi vardı. Fakat asıl ilginç gerçekse, Aris'in de Seçil'den öğrenmesi gereken çok şeyin olduğu gerçeğiydi! Ve ne yazık ki bu ikili, aralarında bir anlaşma yapmadan pek arkadaş olabilecek gibi değillerdi. Aris mecbur olmasa hayatta Seçil gibi biriyle arkadaşlık edemezdi. Eh, Seçil de kendisini sevmeyeni sevecek değildi. Maaşı o kişiden geliyor olsa bile! Ama belki de bu ikilinin arkadaş olması gerekmiyordu ve bundan daha kendilerinin bile haberleri yoktu...
YAŞANMAMIŞ YILLAR بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 75,417
  • WpVote
    صوت 7,842
  • WpPart
    أجزاء 29
Nilüfer için hayat hiç kolay değildi. Otuz beş yıllık ömrü boyunca sadece Görkem'le olduğu on ay boyunca mutlu olabilmişti. Hepi topu on ay. Ne öncesinde yüzü gülmüştü, ne de sonrasında. Görkem için de durum aynıydı. Nilüfer'i tanıyana kadar mutluymuş rolü yaparak yaşadığını onunla anlamıştı. Çünkü Nilüfer hayatına girince gerçek mutluluğu tatmış, Nilüfer gittikten sonraysa bir daha rol bile yapamamıştı. Bu muhteşem on aydan sonra yaşanan yirmi yıllık mutsuzluk, beklenmedik bir günde bitecekti. Ya da yerini daha büyük bir mutsuzluğa bırakacaktı. Görkem ve Nilüfer seneler sonra tekrar karşılaşmışlardı. Ama çok büyük bir sorun vardı. Görkem'in yanında Nilüfer'in bu hayattaki en yakın arkadaşı vardı. *** "Bilmiyor, değil mi?" diye sordu. Nilüfer ilk anda onun ne demek istediğini anlamadı bile. "Hı?" Güçsüz bir sesle kafasını Görkem'e çevirmek gibi bir hata yaptı. Çok fazla yakınlardı. "Çisil... Bu kadar yakın olmanıza rağmen, beni, yani bizi bilmiyor. Hiç anlatmadın mı?" "Kısmen," dedi robotik bir hızla Nilüfer. "Kimseye detaylı hiçbir şey anlatmadım ben. Lisede bir erkek arkadaşım olduğunu biliyor ama fazla detay bilmiyor." Boğazı acıyarak yutkunurken önüne döndü. Görkem'se hafifçe başını sağa doğru eğmiş, hala onun yüzüne bakıyordu. Aslında Çisil Nilüfer'in Görkem'den sonra hiç erkek arkadaşı olmadığını bildiği için Görkem'in önemine vakıftı. Sadece Görkem'i bu kadar önemli kılan süreci detaylarıyla bilmiyordu. "Ha ama!" diye ekledi aceleyle Nilüfer. Bakışları Çisil'in üstündeydi. Hala çocuklarla konuşuyordu. "Adının Naci olduğunu biliyor. Defterlerimin arasında doğum günümde hediyeye yazdığın notu görmüştü. Hatırlıyor mu bilmiyorum ama... görmüştü." "Hala duruyor yani? Atmadın." "Ne? Neyi? Notu mu?... Tabii ki atmadım! Hiçbir şeyi atmadım."
YILDIZLARA DOKUNMAK (2) بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 26,230
  • WpVote
    صوت 3,291
  • WpPart
    أجزاء 21
Herkesin sadece bakarak taklit edilmesi mümkün olmayan ve ne yaparsan yap, dışarıdan bakıldığında anlaşılmayan bir hayat hikayesi vardı. Ne kadar süre olduğunu bilemediğim bir süredir yalnızdım. Aslında herkes vardı, aile, arkadaşlar, sevgililer, hayranlar, hatta evcil hayvanlar... ama bu benim yalnız olduğum gerçeğini değiştirmiyordu. Bu düzene de alışmıştım. Yalnızlığımı biliyor, umursamıyordum. Çok zor olmuştu lakin kabullenmiştim. Sonra bir gece onu gördüm. Elif'i. Kabullendiğim yalnızlığımın içinde, onun da en nihayetinde diğer herkes gibi olacağına emindim, hele de kuzenimin sekiz yıllık kız arkadaşıyken aksi olması mümkün değildi. Yoksa mümkün müydü? Her zaman komşunun örnek gösterilen mükemmel oğlu olmayı başarmış olan ben, başkalarının hayat hikayelerinde iyi bir kahramanken, kendi hikayemin kötü kahramanı mıydım?
MESAJIN VAR بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 73,383
  • WpVote
    صوت 8,208
  • WpPart
    أجزاء 31
Selam! Dünyanın en talihsiz kızıyla, yani benimle tanışmaya hazır mısınız? Doğduğum gün hastanede karışmamdan, bugün iş yerinin en çalışkan ama en dikkat çekmeyen elemanı oluşuma kadar uzanan talihsizliklerle dolu hikayemi dinlemenizi isterim. İşler tam yoluna giriyor derken bile sarpa sarar benim hayatımda. Daha aksinin olduğunu hiç görmedim. Örnek vermem gerekirse, senelerdir yanık olduğum yöneticim, en sonunda beni fark ettiğinde tutar başkası hayatıma girer mesela! Tam iyi bir şey oluyor derken, hoop! Yine kötü bir şey. Hiç sekmez! Hem de bu kez çok kötü bir şey oluyor... Çok da emin değilim ama sanırım olmamam gereken birine aşık oluyorum. Yani galiba oluyor gibiyim... Neyse! Yaşayıp göreceğiz :)
AŞİYAN بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 102,124
  • WpVote
    صوت 9,115
  • WpPart
    أجزاء 32
Pınar sakin olmaya çalışarak "Merhaba," diye fısıldadı. Bundan daha fazla muhabbet etmek istemiyordu lakin bunun kaçınılmaz olduğunu da biliyordu. "Merhaba." Selçuk'un yüzünde şaşkın bir gülümseme ağır ağır peyda oldu. Sanki yüzünden hızlı hızlı hisler ve ifadeler geçiyormuş gibi yüzü dalgalanıyordu. Pınar'a doğru bir adım yaklaşmak istedi ama hemen durdu. "Ne zaman geldin?" Selçuk'un gözleri Pınar'ın hatırladığından da güzeldi. Ya da belki de daha güzeldi artık. Yaş almak yaramış olmalıydı. Bu yüzün her bir zerresine bakarken nasıl kalbinin aşkla çarptığını dün gibi hatırlıyordu. Hala aynı güzel yüzdü işte! Daha sakallı, bir iki ufak çizgisi vardı ama onlar da ona ayrı bir hava katmıştı. Deniz yeşili gözlerinin etrafındaki çizgiler mesela... olgunluk katmıştı. Siyah, sık sakallarına rağmen onların arasında görünen gamzelerinin etrafındaki çizgiler... nasıl da güzellerdi. Muntazam bir yüzü vardı. "Dün," derken sesi çatallaştı Pınar'ın. Hemen genzini temizledi. Bunu yaparken de gözünü kaçırma fırsatını değerlendirdi. "Sen ne zaman geldin? Burada olmadığını sanıyordum?" dedi bunu ümit eder gibi. Sesindeki bu temenniyi saklayamadı. Selçuk da fark etmişti o ses tonunu. Yine de aklına gelen ilk şeyi hemen uzaklaştırdı. Kendini tek parça halinde tutmaya gayret etti. "Ben ne zaman gittim ki?"
İKİLİ DELİLİK بقلم sezgisalman
sezgisalman
  • WpView
    مقروء 54,809
  • WpVote
    صوت 6,474
  • WpPart
    أجزاء 31
Yıllardan 2008, Mayıs ayının sonu Fethiye'de Sımsıcak bir yaz gelmek üzere! Merih ve Venüs ikiz kardeşler, doğma büyüme Fethiyeliler. Büyüdükleri yere aşıklar. Küçük yerin; malum en eski ve en popüler tek yumurta ikizidirler. Bütün Fethiye onları bilir ve sever. Venüs kendi gezegenin temsil ettiği her şeyi temsil eden tarafken, Merih'in kendi gezegenini ne kadar temsil ettiği tartışmalıdır. Venüs, her ne kadar Merih'in dayanıklılığın, sabrın ve mücadelenin gezegeni olan marsın tüm özelliklerini taşıdığına inansa da, Merih bu konuda kendinden emin değildir. Ama o kardeşinin venüs gezegenin tüm özelliklerini taşıdığında yüzde yüz kalıbını basar. İkili ilişkilerdeki muhteşemliği, dış görünüşte en ufak detaylarına kadar birbirlerine benzemelerine rağmen güzellik ve zarafeti temsil edişi ve aşk konusundaki başarıları... Venüs her şeyiyle adının hakkını veriyordur. Tüm bu dengelere rağmen, Venüs'ün hayatı Merih'in başına belalar açarak geçmiştir. Ne zaman her klasik kardeş gibi başlarına bir talihsizlik gelecek olsa, bu talihsizliğin anahtarı hep Venüs'ün elindedir. Bu muhteşem 2008'in Mayıs ayında, yine başlarına bir talihsizlik kuşu konuyordur. Hem de bu kez kuş çok büyüktür. Venüs yaptığı bir davranıştan ötürü mahkeme kararıyla bir kamu cezası almıştır ve iki ay huzurevinde çalışması gerekiyordur. Deli doluluğun tek adresi Venüs, uyuşuk yaşlıların olduğu ortamda çalışarak güzelim yaz mevsimini harcamayı hiç istemiyordur. Bu cezayı çekmemek için yapmayacağı hiçbir şey yoktur. Hukuku, hatta daha fazlasını bile kandırmayı göze almıştır. Bu yüzden kardeşine bu cezada kendi yerine geçmesi için bir teklifle gider. Fakat Merih asla böyle bir şeyi karşılıksız yapmayı kabul etmeyecektir, değil mi? O yüzden Venüs'ün, onu ikna edecek iyi bir 'geri iyiliğe' ihtiyacı vardır.