nalagerhoa
O'nu gören herkes imreniyordu. En nihayetinde yolundan dönmez, doğrusu tektir dedikleri ahlak timsali adam karısını o'nun için terketmişti. İsmiyle müsemma diye fısıldarlardı onca güzellikteki kadınlar ardından... O'ndan nefret edenler, O'nu küçümseyenler bile ardından nedeni bilinmez bir saygıyla bahsederlerdi. Herkesin rüya zannettiği şeyin kabusun içindeydi halbuki..
Nereden bileceklerdi; Belkıs'ın kabusunu, her gün neye uyandığını?
Kral Süleyman kadar zengin dedikleri adamın sırrını omuzlarında taşıdığını..
Öyle ya "herkes'e göre" tanışmaları bile masalsı...
Sahi "herkes" gerçeğin ne olduğunu biliyor muydu ki?