hülya
3 stories
ATLANTİSİN SINIRLARINDA +18 by havinnsuu
havinnsuu
  • WpView
    Reads 2,220,140
  • WpVote
    Votes 80,437
  • WpPart
    Parts 29
(18+ cinsellik ve şiddet içerir.) Başımızın üstünde ki elçilik binasının içinde bir ses yankılandı. "Şuandan itibaren; Onun tek bir saç teline zarar gelirse, sizden başlayarak tüm ülkenizi kana boğarım." Kalın erkeksi sert ses, kaya kadar keskin bir gerçeklik. Gökyüzünde ki bulutlar kadar haşin, fırtına gibi merhametsizdi. Nişanlım buradaydı. "Oraya geldiğimde, çok değil sadece bir kez canının yandığını söylerse, geriye kalan her şeyinizi unutun." İnsanlar cennete gitmek için yaşar. Biz ise beraber kalabilmek için dünyada cehennemi yaratmıştık.
Masumiyet (Tamamlandı) by murekkep_yurek
murekkep_yurek
  • WpView
    Reads 697,175
  • WpVote
    Votes 29,443
  • WpPart
    Parts 65
Nereden bile bilirdi ki Erva, hayatının tek bir gecede bu kadar değişebileceğini. Biri söylese gülüp geçerdi. Bir anda kendini Barış denen adamın esiri olarak buldu. Babasının kumar borcu yüzünden kendisine bir mal gibi el koyuldu. İşte O gün hayatının başlangıcı olan adamla tanıştı. Batuhan Kılıç gözleri yeşilin en güzel tonu olmasına rağmen etrafta öfke saçarak gelmiş ve Erva'yı oradan kurtarmıştı. Bunun sebebi neydi? Neden onu oradan kurtarmıştı? Erva'ya Sana acıyorum diyordu. Ama erva gün geçtikce bu aşkın tek kelimesine inanmayan adama aşık olmuştu. Kadınlara zerre güvenmeyen bir adam Batuhan. Peki erva ne yapacaktı? Savaşmalı mıydı? Yoksa bu adamın aşkını kazanmalı mıydı? Bu hayatta hazır mıydı? Kirli ve pis işlere, her dakika canı tetikte yaşamaya katlanabilir miydi? Ya da kaçıp gitmek bir çare miydi? Barış erva'ya takıntılı durumdaydı. Batuhan'ın yanından ayrılsa onu anında bulurdu. Erva cehennem ve cennetin tam ortasında arafta kalmıştı. Adeta çıkış yolu yoktu. Erva uçurumun kenarındaydı.
Görücü Usulü Aşk by kalemesevdali
kalemesevdali
  • WpView
    Reads 1,430,767
  • WpVote
    Votes 46,417
  • WpPart
    Parts 78
Çocukluğumda öğrendim ben. Doğan güneşin batmaya mahkum olduğunu ve her yazın sonunda çetin bir kışın beklediğini... Güller bin bir hevesle açsa da nihayetinde kuruduğunu ve gecelerin soğukluğunu... Çocukluğumda öğrendim ben ölümün o soğuk yüzünü. Annemi kaybettiğimde daha yas tutamayacak kadar küçüktüm. Anlık tutulmayan yaslar zamana yayıldığında acıyı hafifletmiyormuş meğer. Aksine vedasız gidişler daha çok hüzün olup çörekleniyormuş yüreğin bir köşesine. Acılar yüreğimin bir köşesinde her daim nöbet tutarken zamana yenik düşüp ben de büyüdüm. Artık genç bir kızım. Hem de en evde kalmışından... Çok mu çirkinim? Ya da bahtsız... Kader yolunda ilerde benim için hazırlanmış imtihanlardan bi haber acılarımı yudumlayarak yürüyordum. Zamanın içinde beni nelerin beklediğinden habersiz... Üvey annemin 'Evde kaldın! Başıma kaldın!' sözleriyle beni iğnelediği bir sabah kapıma gelen görücüyle hayat imtihanım şekillenmeye başladı. Sonra belki de hayal bile edemeyeceğim bir hayatın ortasında buluverdim kendimi. Aşk denen kavramla tanıştım önce. Sonra şükrettim daha önce acı diye yüreğimde büyüttüklerime... Ve aşkın şarabından yudumlayıp sarhoş olduktan sonra öğrendim hayatımı değiştirecek o büyük sırrı...