dontparanoia's Reading List
40 stories
GÜNEŞ VE AY - AH SENDE 2  (TAMAMLANDI) by asosyalimbenn
asosyalimbenn
  • WpView
    Reads 476,878
  • WpVote
    Votes 26,156
  • WpPart
    Parts 47
''Çok özledim seni.'' Mihri dilini tutamayıp kalbinden konuştu. Zaten onun yanında aklı çalışmıyordu ki! ''Ben de...'' Bir ağabeyin kardeşine verebileceği normal bir cevaptı aslında bu. Ama ne Arslan Mihri'nin ağabeyiydi, ne de Mihri Arslan'ın kız kardeşiydi. Mihri doğduğu gün Arslan ağabeylikten azad edilmişti. Zaten ondan değil miydi Ahsen'in oğluna hasreti... Zaten ondan değil miydi Arslan'ın sebepsiz kaçışı... Liseden beri uzak duruşu... En çok ihtiyacı olduğunda ailesine uzaktan bakışı... Kalbin atışı kaderin sesiydi ve kader konuşunca insan hep susardı. Arslan da susmuştu. Kaderine boyun eğip, geri çekilmişti. Başka şansı yoktu. ''Bir daha gitmezsen özlemezsin...'' Mihri'nin söylediğine tepkisiz kalan Arslan sıkıntılıydı. Çünkü biliyordu ki kalıcı olarak gelmemişti buraya. Bu gün değilse yarın dönecekti. ''Ee hediyemi görebilir miyim?'' Sessizlik hoşuna gitmeyince istemese de ayrıldı Arslan'ın kollarından. Arslan da toparlanıp az önce duvara dayadığı çerçeveyi eline aldı. Mihri'ye uzatırken sanki gözleriyle kalbindekileri söylüyordu. Gözleri sevdiğini haykırırken dili susuyordu. Kalbi bas bas bağırırken, aklı öylece duruyordu. *** Ah Sende'nin yakışıklısı Yavuz Arslan Miroğlu ve güzel karısı Ahsen Karahan Miroğlu'nun çocuklarının hikayesi... Ay'ın Güneş'e olan imkansız aşkının hikayesi... NOT: AH SENDE adlı kitabın devamıdır. Konular birbirinden bağımsızdır. Sadece karakterleri ortaktır. Önce onu okumanızı tavsiye ederim. Fakat okumadan da anlayabilirsiniz. ~~Tüm hakları saklıdır, herhangi bir çalınma, izinsiz kopyalanma durumunda tarafımdan yasal işlem başlatılacaktır. ~~
TRABZON BURMASI ( TAMAMLANDI ) by aslihanyokus
aslihanyokus
  • WpView
    Reads 945,638
  • WpVote
    Votes 62,916
  • WpPart
    Parts 67
Mizah#7 Aslı ile Ali'nin hikâyesi, kuymağa gevrek banmak gibiydi. 《《《《《《《》》》》》》》 İzmir'in boyozundan gevreğine, denizinden midyesine delicesine sevdalı olan, mahallesinin atanamayan deli dolu müzik öğretmeni Aslı MENEMEN. Trabzonun kuymağından karalahana sarmasına, horonundan mis gibi demli çayına delicesine sevdalı, ailesinin tek oğlu, tam bir Karadeniz uşağı olan, matematik öğretmeni Ali YAYLACI. İkisi de yamurlu bir İzmir sabahında, iş başvurusu yaptıkları özel İzmir'im Kolejinin bahçesinde, hiç de hoş olmayacak şekilde karşılaştı. Aslı Ali'ye, Panda yavrusu, Ali Aslı'ya, İzmir cadısı dedi. İki inatçı keçi masalındaki keçilerden bile daha inatçı olan bu iki zıt karakter'in sessiz savaşı nasıl sonuçlanacak dersiniz? Aslı, Ali'nin herkesten sakladığı yarasını bir şekilde öğrenebilecek mi? Ali, Bela makinesi ve deli dolu Aslı ile nasıl baş edecek? Peki ya bu soğuk savaşa aileler ve okuldaki herkes de dahil olursa? Bu hikâyenin sonunda her an herşey olabilir. İlk yayınlanma tarihi: 09.01.2017
İÇİNDE BİR SEN by binnurnigiz
binnurnigiz
  • WpView
    Reads 55,900,647
  • WpVote
    Votes 1,677,085
  • WpPart
    Parts 59
Sen hiç bir kitap karakterine âşık oldun mu? O, oldu. Asıl tuhaf olan ise... Kitap karakteri de ona âşık olmuştu. "O gece bir kitapla tanıştım. Kaderime giden yolda bana rehber olacak bir kitapla." (DÜZENLENİYOR.) © Tüm Hakları Saklıdır! ©
ÇÜRÜK VİŞNE by matmazelhayalleri
matmazelhayalleri
  • WpView
    Reads 24,578,816
  • WpVote
    Votes 18,257
  • WpPart
    Parts 1
Ölümün sıcak nefesi ensesini okşarken günahın harlanan ezgisi balçıkla sıvanmıştı. Babasının gölgesi ve esareti altında yaşama tutunan, sol yanındaki acılarıyla perçinlenip, kozasındaki duvarları tırnaklarıyla kazıyan bir kız. Avuçlarında kırık kanatları, ruhuna satır satır işlenen bir aşk. Tüm hayatının çetrefilli yollarında düşe kalka yaşarken, lisenin ona getireceklerinden habersizdi. Nefretin soylu nefsi yaşamın içinden kopup gelen vaveylaydı. Ruhunun dibini günahlarıya boyamış, cehennem azabıyla yanmıştı. Kaçınılmaz sonun şafağında öfkesini ve nefretini harlarken planlarında olmayan tek şey ruhu yaralı bir kızın pençelerindeki tutkuyla bezenmiş ihtirastı. "Ruhumu ruhuna diktim. Bir daha ne sen çözebildin o ilmikleri ne de ben."
Sahra by Merfck
Merfck
  • WpView
    Reads 6,292,690
  • WpVote
    Votes 78,417
  • WpPart
    Parts 20
- 19 Mayıs 2015 tarihinde yayımlanmaya başlanmıştır - Yaşayacağım hayatı biliyor olsaydım yine doğmak ister miydim, çok merak ediyorum. Öyle bir kozanın içinde açtım ki gözlerimi, kapkaranlık, dapdar. Nefes alsam yok olacakmışım gibi. Her geçen gün biraz daha küçük gelen, öyle ki hareket etmemi bile engelleyen bir koza. Beni korumak için değil de hapsetmek için etrafıma örülmüş duvarların arasında kalakaldım. Ve bir kelebek bir günlük de olsa tadacağı özgürlük için o kozayı yarıp hayata kavuşabilirken, benim bir kelebek kadar bile umudum yok. Benim adım Sahra. Adım artık annemin kaderi değil benim hikayemin ön sözü.
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek by AnitaFelipova
AnitaFelipova
  • WpView
    Reads 1,301,207
  • WpVote
    Votes 74,693
  • WpPart
    Parts 47
Bir şeyi çok isteyince, sahiden olur mu?
İHTİLAL by binnurnigiz
binnurnigiz
  • WpView
    Reads 24,988,365
  • WpVote
    Votes 1,113,607
  • WpPart
    Parts 53
O gece yağan yağmur, yer ve göğün yerini değiştirmişti. O geceden sonra bir daha şafak sökmemeli, güneş doğmamalı, sabah olmamalıydı. O gece şafak söktü, güneş doğdu, sabah oldu. Olmamalıydı.
AHZAR by izgocean
izgocean
  • WpView
    Reads 3,798,586
  • WpVote
    Votes 184,903
  • WpPart
    Parts 42
Zorluklarla ayakta kaldığı hayatında bir de bursla kazandığı üniversitesini ilerletmeye çalışan Yağmur, hayatının en büyük pişmanlığını yaptı... Birine aşık oldu. O adam ondan sadece kalbini almadı... ama geride yalnızca pişmanlıklar kaldı. Peki yıllar sonra, bir anda karşılaştıklarında; her şey hâlâ aynı mıydı? *
SERÇEYİ ÖLDÜRMEK by bosverdilan
bosverdilan
  • WpView
    Reads 11,130,845
  • WpVote
    Votes 595,419
  • WpPart
    Parts 83
Efsun Zorlu; atandığı Urfa'da mecburi hizmetini yapan tıp fakültesinden yeni mezun, çiçeği burnunda bir hekimdir. Daha mesleğinin ilk günlerinde, henüz on sekizine yeni girmiş bir hastanın intihar vakasıyla karşı karşıya kalır. Hastasının vücuduna bırakılan izler onu adım adım kendi geçmişine götürürken, geleceğini aniden tanımadığı insanların dudakları arasında bulur. Asla geçmemiş geçmiş, verilmiş sözler, kurtarılan hayatlar, doğrultulan namlular, yalanlar, fermanlar ve aşk. Devrim gibi bir kadın, Urfa'nın göbeğinde destan gibi bir sevdanın koynunda bulur kendini. Koca düzene baş kaldırıp o düzenin minnet ettiğine yenilmekse ne aklının ne de kalbinin kabulüdür. *** "Ağlarsam ölürüm." derken sesim düz, çoktan kabullendiğim bu gerçeği ilk defa dile getirişime rağmen sakindi. Çoktan. Saatlere dökülürdü ama bana şehirler aştıracak kadar çok gelen o vakit. Vücudumun ağrısı ruhumun sancısının çok altındaydı. Onun gözleri bende olsa da ben boşluğa odaklanmıştım. Üzerimde olan bakışlarının ağırlaştığını hissettim. Fetih bana çok ağır bakıyordu. Sırtıma yüklenen çuvallar biraz daha bel bükmeme sebep oldu. "Neden," dediğinde ne dediğimi çok iyi anlamış da yersiz bir sorgulayışa bürünmüş gibiydi. "serçe misin sen?" Kaşlarım hafifçe havalandı, başımın ağrısı belirginleşti. Uzun süreden sonra ona bakan ben oldum. Söylediği şeyin altındaki anlamı yakalamaya çalışıyordum ama buna çok uzaktım. Bunu anladı ve dudakları kıvrılacak sandım. Halbuki gülümsemeye çok uzaktık. "Serçeler," yüzünü hafifçe yüzüme yaklaştırdı. "Ağlayınca ölürlermiş. Bu yüzden mi bunca zamandır gözlerinin kuruluğu?" Bu konuşmadan sonra onun serçesi olacağımı, hatta olduğumu bilemezdim. Tıpkı bu topraklarda serçeyi öldürmenin kadını ağlatmak olduğunu bilmediğim gibi.