"Ee, işe alındım mı?" diye sordum rahat bir tavırla. Alt dudağını dişlerinin arasına aldı ve burnundan sert bir soluk verdi. "Artık benimlesin." dedi ve önüme kağıt parçalarını uzattı. Bunlar sözleşmeler oluyordu. Başarmanın verdiği rahatlıkla gülümsedim ve uzattığı kalemi elinden aldım. Bundan sonra sevdiğim adamı koruma görevi bana düşüyordu ve ben bunu layığıyla yapacağıma adım gibi emindim.
İsmimin yazılı olduğu yere imzamı attım ve yeni hayatıma kısık bir sesle merhaba dedim.
Gerçekten böyle olmak zorunda mıydı? Eskiden kendinden daha çok umursadığın insanla birlikte olmak yorur muydu bir insanı bu denli? Kendine nefret etmesine neden olur muydu? Büyük aşkının bittiği düşüncesi aşka olan inancını bitirebilir miydi?