MRTY✨
5 stories
in another life ㅡ bokuaka (çeviri) ✓ by minchiyo
minchiyo
  • WpView
    Reads 401,766
  • WpVote
    Votes 38,544
  • WpPart
    Parts 21
Uyku artık eskisi kadar kolay gelmiyordu. Bokuto bunun farkındaydı, şimdi Akaashi de öyle... Bokuto Koutarou + Akaashi Keiji (Haikyuu!!) ✧ THIS IS A TRANSLATION! The original story is by LittleLuxRay on Archive of Our Own. Bu bir çeviri kitabı, orijinal hikâye Archive of Our Own sitesindeki LittleLuxRay kullanıcısına ait. [ kapak fotoğrafı © ilovehina, wattpad┊fanart © bikku__2, twitter ] In Another Life'ın ilk Türkçe çevirisidir. ✧ gördüğü en yüksek tagler: bokuaka#1 sad#1 haikyuu#1 angst#1
İNTİHAR DÜKKANI (AĞIR PSİKOLOJİ)  by ursuula1
ursuula1
  • WpView
    Reads 4,701
  • WpVote
    Votes 304
  • WpPart
    Parts 11
Genç kız şubat soğuğunda ayakları altında ezilen kar ile birlikte, ellerinde tuttuğu ipe korkak ama kararlı bakışlarını gezdiriyordu. Ağlayıp, sızlanıyor yüreğinin ortasında sıkıca işlenmiş acıyı kendisi ile birlikte ellerinde tuttuğu ipe asmak istiyordu. Yarım kalan bir ressamın resmiydi sanki, ressam tam güzel bir şeyler hayatına karalamaya başlarken boyası bitmiş gibiydi. Şehir, şehir gezdi intihar dükkanına ölümünün oyuncağını bulabilmek için, yüzünde ki yorgun tebessüm ile girdi ama istediğini bulamadı. Çok duyduğu bir ölüm yolu denemek için evinden uzaklara sürüklendi ölümün işlediği kötü his bile güzelliğini kaybettirmeye yetmemiş o deniz süslü uçurumu buldu, ta ki yaşlı bir adam ona bir bardak çay ikram etmek isteyene dek. Ama bu kez karşısında ki genç kadın dişli çıktı Don Ritchie sabaha kadar kıza çay ikram ederek, intihardan vazgeçirmeye çalışsa dahi durum düzelmedi. " İntihar ruhu ölen kişiler için tatlı bir sondan başka bir şey değildir. " ❗️Yayında
Mahalle [bxb] by jasminlaila
jasminlaila
  • WpView
    Reads 601,923
  • WpVote
    Votes 34,991
  • WpPart
    Parts 47
Eğer mahallenin abisine aşıksanız bu kötüydü ama mahallenin abisine aşık bir erkekseniz bu daha da kötüydü. bxb
BİR KÜÇÜK TÜRK KIZI 1  by ursuula1
ursuula1
  • WpView
    Reads 26,507
  • WpVote
    Votes 2,261
  • WpPart
    Parts 19
Cahiliyet. Bir halkın kendi kendisini yok etmekte, dış politikalara bile gerek kalmaksızın halkını ahmaklaştırmaya çalıştığı ve başardığı bir oyundur. Sistem ve suyun çarkı böyle işler, bu çarka değen ve durduran taş olsa dahi saniyesinde parçalanır uyuyan halkın gözünü açmasına izin vermezdi. Biz kadınlar bu çarktan akan su, erkekler ise çarkı döndürmeye yarayan manyetizmaydık. Onların gözlerinde değersiz ezilmeye layık bir böcek, başımıza aklımızın yarısını örtsün diye verilen bez parçasıydık.Bu döngü içerisinde sıkışıp kalmış binlerce kadından birisiydim anneler, genç kızlar, küçük kız çocukları hepimiz bu çarkta heba edildik. Gizli gizli Medreseye gider, öğrenim almaya çabalar ama eninde sonunda yakalanırdık. Ben bu çarkın suyu olmaktan sonunda sezdim ve çarktan akan başka bir yol buldum, şimdiyse bulduğum yol Türk olduğum gerçeğini saklamakta ve bu döngünün çarkına taş olmaktan geçiyordu. ❗️Bu kitap tarihi kaynaklardan ilham alınarak yazılmıştır. Kaleme alınan savaş, harem, eğitim ve medrese hayatı tamamen bilir kişi ve araştırmaya dayalıdır. Araştırmaya ve kurguya yardımcı olan isimler: Atilla Kağan Kaya Salih Cerrahoğlu Ve İlber Ortaylı eserleri.
MEDUSANIN ÖLÜ KUMLARI (Kitap Oldu) by Maral_Atmc6
Maral_Atmc6
  • WpView
    Reads 9,406,302
  • WpVote
    Votes 729,280
  • WpPart
    Parts 72
Elzem Akay'ın sıradan ama güzel bir hayatı vardı. En iyi okullarda okumuş, en güzel oyuncaklara ve kıyafetlere sahip olmuştu. En değerli mücevherler daima onun boynunu süslemiştir. Lüks içinde yaşarken hayatta istediği her şeye kolayca sahip olmuştu. Üzerine titreyen iki abisi, onu hep güldüren kız kardeşi, iyi bir yengesi ve onu sürekli çıldırtan bir hizmetçisi varken hayat ona karşı fazlasıyla cömertti. Tüm bunları ne bozabilirdi ki? Bir gece korkunç bir ritüele kurban edildiğinde gözlerini bambaşka bir dünyada açar. Orta Çağın hiyerarşisinin içinde kalmışken eve dönmek hiç kolay değildi. Kendi dünyasında bir öğretmenken Ölümsüzlerin akademisinde bir hizmetçi olunca, sınıf farkının acımasız gerçekleriyle yüzleşir. Burası onun dünyası değildi, burası barbarların hüküm sürdüğü Araftı ve o, hayatta kalmak istiyorsa lüks alışkanlıklarından ödün vermeyi öğrenmeliydi. *** "Medeniyet yoksunu, vahşi barbar!" diye ona sesimi yükselttiğimde çatılan kaşları umurumda bile değildi. Tüm gün kuyudan su çeken o değildi. "Şu sivri dilin bir gün başına bela olacak." Sert bakışlarla beni uyardıktan sonra merdiveni işaret etti. "Kahyadan fırça yemek istemiyorsan işinin başına dön." "O kadın bir cadı." Ondan bahsederken bile tiksintiyle yüzümü buruşturdum. "Bence benden nefret ediyor." "Hayret." Kaşları alayla yukarı kalktı. "Oysaki çok sevilesi bir kadınsın." İğneleyici sesiyle ters ters ona baktım. "Sizde öyle Savcı Bey," dedim oyunbaz bir ifadeyle. "Sizi görenlerin yüzünde güller açıyor." "Bunu inanarak söylemiyorsun." "Tabii ki inanarak söylemiyorum." Gülerek bana ikinci kez merdiveni işaret etti. "İşinin başına dön aksi taktirde yarın seni sınıfıma almam. Bir hizmetçiye ders verdiğim için yeterince sorun yaşıyorum." Bu vahşiler kendi dünyamda ne kadar zengin ve asil olduğumu anlamak istemiyordu.