Başlangıç Yayınları
14 stories
Gör by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 79
  • WpVote
    Votes 2
  • WpPart
    Parts 2
"Kadının beyni bu iğrenç düşüncelerle doluydu. Annesi bugünleri görebilseydi hiç düşünmez, bu insan artığının adını "Günah" koyardı. Çünkü Allah'ın günahı kadar kötü ve çirkindi. "Zamanı geldi." dedi kararlı bir şekilde. Üzerine, uzun zamandır giyilmekten iyice eprimiş yeleğini geçirdi. Kocası zaten oralı değildi. Yine de "Ben gidiyorum." diye seslendi. Nemrut adam yine yanıtsız kaldı. Sanki kalan birkaç dişi de vereceği cevapla birlikte ağzını açar açmaz, ağzından düşecek diye korkuyordu. Günah, ayaklarına terliklerini giydi ve on günlük bebeği kucağına alıp kendini sokağa attı. Daha evvel bu bebeği yok etmekle ilgili aklından onca şey geçirmişti. Boğmayı düşünmüştü, bıçaklamayı... Hatta uzak bir araziye götürüp toprağa diri diri gömmeyi... Belki bu kadar kötülük onun için bile fazla idi."
Belgelerle İstiklal Marşı Tarihi by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 19
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 2
"O sırada Gazi beni Ankara'ya çağırmıştı. Gittim, görüştük. İstanbul'daki müessesenin Ankara'ya naklini emir buyurdular. Bu uzun bir hikâyedir. Çünkü henüz İstanbul'da bulunan Sultan Vahdettin'in haberi olmadan nakil işini yapmak lazım geliyordu. Bir hayli korkular geçirerek nihayet öylece yaptık. 150 kişilik heyeti bütün levazımıyla dört vagona yükleyerek Ankara'ya naklettik. Hiç unutmam, Ankara İstasyonu ambarlarının birindeki alt kata yerleşmiştik. Üst katta da muhafaza taburu vardı. İşte o esnada Ankara'da ilk balo veriliyordu. Gazi gelirken orkestraya bu marşı çaldırdım ve gittim kendisine: 'Paşam, marşınız budur.' dedim. Verdikleri cevap aynen şu olmuştu: 'Allah razı olsun Zeki Bey. Çok beğendim, aferin!..' Bir lahza susarak düşündü ve şöyle devam etti: 'Kendi eserimi methetmek bana düşmez ama anlayanların ittifakla tasdik ettiklerine göre bu marşımız, bütün marşların içinde en güzelidir. Şimdi bunu biz kendimiz fenalaştırmak mı istiyoruz, anlamıyorum... Hem bu kadar münakaşaya ne hacet?.. Güfte meydanda... Daha iyisini yapsınlar.'" Osman Zeki Üngör
Nizamülmülk by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 57
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 2
Nizamülmülk, şehri dolaşmak için dışarıya çıktı. Saray ortamında son zamanlarda çok sıkılmaya başlamıştı. Kendisini ve kendisi ile birlikte olanların güvende olmadıklarını düşünüyordu artık. Devletin zor durumda kalmasını isteyen güçlerin işbaşında oldukları aşikârdı. Şimdiye kadar birçok defa böylesi durumlarla karşılaşmıştı ama kısa zamanda çözülmüştü her şey. Sultan Alp Arslan zamanında, her yandan akın akın gelmeye başlamışlardı. Savaş meydanlarından çok içerideki hainlerle uğraşmaya harcamıştı hizmetinin büyük bölümünü. Ancak düşman hiçbir zaman boş durmaz ve devleti yıkmak için sürekli plan yapardı, şu an olduğu gibi. Nizamülmülk, devleti yıkmak isteyenlerin yine işbaşında olduklarını biliyordu ancak onlarla mücadelede kime ya da kimlere güveneceğini bilmiyordu. Üstelik Sultan Melikşah'ı her türlü tehlikeden haberdar etmek ve onun can güvenliğini sağlamak gibi bir sorumluluğu vardı.
Ahi Evran by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 24
  • WpVote
    Votes 3
  • WpPart
    Parts 2
Ahiliğe, yani cömertliğe, eli açık olmaya, kardeş yaşamaya, devletin huzuru için ne gerekiyorsa cesurca yapmaya harcanan bir ömür, her anı dolu dolu destansı bir mücadele, yok oluşa boyun eğmeden, yeni doğuşa inanarak dirilişe yapılan haykırış ve daha birçok şey. Yani Ahi EVRAN... Okurken birçok yerde nefesinizin kesildiğini hissedeceksiniz. Allah, insanı medeni tabiatlı yaratmıştır. Bunun açıklaması şudur: Allah; insanları yemek, içmek, giyinmek, evlenmek, mesken edinmek gibi birçok şeye muhtaç olarak yaratmıştır. Hiç kimse kendi başına bu ihtiyaçları karşılayamaz. Bu yüzden demircilik, marangozluk, dericilik gibi çeşitli meslekleri yürütmek için birçok insanın gerekli olması gibi bu meslek dallarının gerektirdiği alet ve edevatı imal etmek için de insan gücüne ihtiyaç vardır. Bu yüzden toplumun ihtiyaç duyduğu ürünlerin üretimi için lüzumlu olan bütün sanat kollarının yaşatılması şarttır. Bununla da kalmayıp insanların sonradan doğacak ihtiyaçlarını karşılamak için yeni sanat dallarının meydana getirilmesi gerekmektedir. "AHİ EVRAN"
Kan Kokan Topraklar by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 19
  • WpVote
    Votes 2
  • WpPart
    Parts 2
Dede Yusuf silahına sımsıkı sarılmıştı, onunla bir bütün gibiydi ama göz bebeklerindeki canlılık yavaş yavaş kayboluyordu. Bakışlarının puslanmasına rağmen Yüzbaşı Sadık'ı tanıdı. Gülümsedi, derince bir nefes aldı ve zor da olsa konuştu: ⎯ Emrettiğiniz gibi tepeyi ele geçirdik komutanım. Yüzbaşı Sadık, askerinin alnından öptü. Hani hayat bazı şeyleri hiç unutturmazdı ya bizlere, işte Yüzbaşı Sadık da hayatı boyunca hiç unutamayacağı bir anı yaşıyordu: ⎯ Kahraman askerim benim, senden de bu beklenirdi zaten. Yüzbaşı Sadık, avazı çıktığı kadar haykırmak istiyordu. Gurur duy ey vatan demek istiyordu. Varlığını canımızdan aziz bildik, düşünmeden düştük toprağına. Sen yeter ki sağ ol demek istiyordu ama boğazına dolanan kelimelerin çıkmasına imkân yoktu. Yusuf'u sonsuzluk çağırıyordu. Yüzbaşı Sadık ise askerini hıçkırıklarıyla uğurluyordu. Hıçkırıkları öylesine şiddetliydi ki bedeniyle birlikte dağlar bile sarsılıyordu.
Ömrüme Hüzün Yağdı by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 7
  • WpVote
    Votes 2
  • WpPart
    Parts 2
Göz kapaklarının ağırlaştığını hissediyor, buna rağmen elindeki kitabı bırakmak istemiyordu. Bir sayfa daha okusa ne olurdu ki sanki? Romandaki kız, sevdiği erkeğe yalvarmaktaydı bırakıp gitmemesi için. Onsuz yaşayamayacağını söylüyordu çaresizce. "Gitme," diyordu, "gidişini kaldıramam, sensizliği taşımak kolay değil. Yapabiliriz, mutlu olmayı başarabiliriz." diye çırpınıyordu. Sevdiği erkeği geçmişte yaşanan güzel günlere, kurulan hayallere götürmek için verdiği mücadelede başarıp başaramayacağına olan merakı Meryem'i oldukça heyecanlandırmıştı. Demek ki hayat gidenler ve gidenlere gitme diye yalvaranların oluşturduğu bir zaman diliminden ibaretti. Kendisi hiçbir zaman giden olmamıştı, üstelik gidenlere gitme diyecek fırsatı bile bulamamıştı. Meryem hayatındakilerin gidişlerini bile görememişti. Keşke görseydim, belki onları durdurabilirdim diye garip bir iç çekişten sonra gözlerini ahşabı eskiyen pencereden dışarıya çevirdi. Gökyüzünü kaplayan sayısız yıldızın içinde kendi yıldızını aradı. Meryem'in uykusuz gecelerinde kendisine gülümseyen bir yıldızı vardı. Diğer yıldızların aksine soluk ve çok zor seçilen bir parlaklığı olan bu yıldızı nedense kendisine çok yakın hissetmekteydi. Gökyüzü çok berraktı bu gece. Meryem bir süre bakındıktan sonra yıldızını göremeyeceğine dair bir endişe hissetti yüreğinde. Bu kadar fazla ve parlak yıldızın arasında bu soluk ve hâlsiz yıldızı görmesine imkân yoktu. Nemlenen gözleriyle daha bir dikkatle aramaya başladı. Yoksa o da mı bırakıp gitmişti, başka diyarlara giderek kendisini daha fazla parlak hissedeceği bir yer mi bulmuştu kendisine? Meryem, okuduğu romandaki kızın yalvarışları gibi ürkek bir şekilde yıldızına seslendi: - Gitme... Sen de gitme!
Aşk Bir Varmış Hiç Yokmuş by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 17
  • WpVote
    Votes 0
  • WpPart
    Parts 2
Derince çekmeye başladığım nefesi yarıda keserek geriye dönüyorum. Birden yüreğimde cehennem ateşi yanmaya başlıyor. Ellerimde yıllardan beri var olan nasırların dayanılmaz sızısını hissediyorum. Gözlerime yalvarıyorum, gördüklerim bir hayalden, bir rüyadan, hatta koca bir yalandan ibaret olsun diye. Benliğim kara fırtınaların ortasında yapayalnız, çaresizliğin ortasındayım. Yarım bıraktığım nefesi tamamlamak için ne kadar uğraşsam da nafile, nefes alamıyorum. Ölüyorum galiba. Belki de öldüm, cehennemde yanmaktayım. Evet evet, öldüm ben. Yoksa Sevda'm böyle çıkmaz karşıma benim, yıllardır onu bekleyerek yanıp küle dönen yüreğimi savurmaz bilinmez kasırgalarda. Allah'ım bu Sevda olmasın, Allah'ım uyuyorsam uyandır beni. Hatta ölmüşsem ve burası cehennemse bile benim cezamı bu şekilde verme bana.
Kod Adı Engerek by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 10
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Parts 2
Tuğra, Hilay'ın başına dayanan silahı gördüğü anda bedenindeki bütün damarlardan kanının çekildiğini hissetti birden. İçine tarifsiz bir öfke doldu. Kendisine gülümseyerek bakan bu çirkin adamın gözlerine kenetledi gözlerini. Tuğra'nın elindeki silahın namlusu, adamın alnının tam ortasına nişan almıştı ama ikinci adam bütün planları alt üst ediyordu. Tuğra, kendince küçük bir hesap yapmaya başladı. Eğer mermiyi Hilay'ı tutan adamın çenesinin altına isabet ettirirse bu adam bir saniyede kendinden geçer, beş saniye içinde ölürdü. Ancak diğer adam bu esnada tetiğe basabilirdi, söz konusu Hilay olduğu için bu düşüncesinden anında vazgeçti. Hilay'ın, boğazını sıkan bu kollardan dolayı nefes almakta zorlandığı belliydi. Tuğra, içinin sızladığını hissetti. Adamın, Hilay'ın boynunu sıkmasını kabul edemiyordu. Kin dolu gözleriyle baktı. Acaba Hilay korkuyor muydu? Karşısındaki iki silahın birisi Hilay'ın kafasına, diğeri kendisine doğrultulmuştu. Bu durumdan bir şeyler yapıp kurtulmaları gerekiyordu. Acaba risk almalı mıydı? Ya Hilay'a bir şey olursa, ya Hilay zarar görürse? O zaman bunun hesabını asla kendisine veremezdi. Bu kim olduğu bilinmeyen adamların çok ciddi oldukları belli oluyordu. Dikkatini adamın gözlerinden Hilay'ın gözlerine çevirdi. Karanlık bile olsa gözlerindeki parlaklığı görebiliyordu. Böyle bir hâlde de olsa yine içine tarifsiz duyguların dolduğunu hissediyor ve yüreğinin titremesine engel olamıyordu.
Uzaktaki Papatya by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 16
  • WpVote
    Votes 1
  • WpPart
    Parts 2
Cenk yalnızdı, kızgındı, üzgündü. Birçok duyguyu bir arada yaşamaktaydı. Yalnızlığına arkadaş olan kaldırım taşlarıyla dertleşerek yürüyordu. Belediye, tozmasın diye mi sulamıştı yoksa Cenk ile birlikte mi ağlıyorlardı? Masmavi berrak gökyüzü, yağmur bulutlarına bırakmıştı Ankara semalarını. Melike gitmişti, hiç beklenmedik bir şekilde bitmişti her şey. Peki unutabilecek miydi Cenk? Araya uzun yollar ve anlamsız ihtiraslar girmişti şimdi, gereksiz bir hırs ve rahat yaşama özlemi. Böyle bitmemesi gerekiyordu bu aşkın, son perde böyle oynanmamalıydı. Cenk, hüzün ile beraber bu ansızın bitişin şaşkınlığını da yaşamaktaydı. Başındaki ağrılar giderek artıyordu. Kaşlarını çatarak ağlamasına engel olmaya çalışıyor fakat olmuyor, yine de ağlıyordu. Yıllardır, tatlı bir duygu ile yanan sevda ateşinin bir anda küllenip bitmesine, bir çırpıda unutmasına imkân yoktu. Canı yanacaktı, gözlerindeki yaşların tamamıyla kuruması ve bu sevdayı unutması zaman alacaktı. Kim bilir, belki de ne gözündeki yaşlar kuruyacaktı ne de içindeki ateş sönecekti.
Aynı Geceye Uyanmak 1. Cilt by SoysalYayinGrubu
SoysalYayinGrubu
  • WpView
    Reads 15
  • WpVote
    Votes 2
  • WpPart
    Parts 2
Size miras olarak özel bir uçak kalsaydı ne yapardınız? Siz bu soruyu düşünürken ben ne yaptığımı söyleyeyim. Yarım kalmış bir hikayeyi tamamlamak için uzuuuun bir yolculuğa çıktım. Ben yeryüzünden bağımsız gökyüzüne aşık Ada, uçağımın adı Halley. Aslında Halley'in sadece yarısına sahibim. Diğer yarısı ise... her neyse neler olduğunu merak ediyorsan okumaya başla. Hayatımda şu an çok garip şeyler oluyor.