Sağ tarafta beni bekleyen adamı gördüğümde adımlarım durdu. Buz gibi mavi gözler bedenimi baştan aşağıya süzerken bakışlarımı adamın yüzünden ayıramadım. Kendi ten rengimin soluk bir beyaz olduğunu ve benim kadar açık bir tene sahip hiç kimsenin olmadığını düşünürken onun teni bir heykeli andırıyordu.
Beyazdı. Sadece beyaz.
Teninde tek bir kusur bile yoktu. Bulutların arasından hafifçe sızan güneş sayesinde teni parlıyordu. Tek bir şey hariç baştan aşağıya beyazlar içindeydi. Omuzlarına doğru gelen ince siyah saçları vardı ve buz mavisi gözlerini daha da ortaya çıkarıyordu.
"Dışarıda bunun için idam edilebilirsiniz."
- BUZ KRALLIĞI SERİSİ (+18)
(yetişkin romantik)
"Kapımın önünden başka bayılacak yer bulamadın mı?"
"Sen ne kadar kaba bir adamsın ya? Sanki ben seçtim bayılacağım yeri! Hatta inanır mısın? Kapının önünden geçerken dedim ki burası bayılmak için çok uygun bir yer. Burada bayılırsam dağdan inen bir takım elbiseli ayı gelir ve beni kurtarır! O ayı da sen oldun!"
"Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Bana ayı mı dedin sen?"
"Ben sana takım elbiseli ayı dedim. Sadece niye bir kısmını alındın ki?"
*
"Bu yazı da ne?"
"Dikkat! Mafya var!"
"Hadi ya! İyi ki okudun! Benim okuma yazmam yoktu zaten"
"Sen kültürsüz bir mafya mısın? Hiç yakıştıramadım! Çok ayıp! İstersen öğretebilirim!"
"Hay Allah'ım sen bana sabır ver! Sülük gibi yapıştın bir de gitmiyorsun ya! Ben sana ne yazıyor demedim! Niye arabamın camındaydı bu?"
"Hani bebek olan arabalara yazıyorlar ya 'dikkat! Bebek var!' ben de düşündüm ve dedim ki mafya olan arabaya 'dikkat! Mafya var' yazmak gerekir? Kötü mü düşünmüşüm?"