yarennerkol
Bazı geceler vardır, gözlerin kapalıdır, aklın bulanık... Uyuyamazsın, ama uyanık da değildir zihnin kendi hayatının kabusunda uyanmak için uyursun. Kulaklarımı kanatan bir ses odama dolarken öyle bir gecenin sabahındaydım. Uyumama rağmen, gözlerim sımsıkı kapalıydı. Gözlerimi açmadan elimi komidine doğru uzattım. Fakat uzattığım yer boşluktu. Biraz yana kayıp tekrar denedim. Çalar saatin sesinden her zaman nefret ederdim, ama o gün başım ağrıdığı için iki kat nefret ediyordum. Sinirlenip gözlerimi hafifçe aralayarak saate doğru savurdum kolumu.Bakir saat düşüp zeminle buluştuğu saniye sustu.
Sessizliğe kavuştuğum an gözlerimi daha sikı yumdum. Yatmadan önce ağlamıştım. Dün makyajımı temizlemediğim için gözlerim kapalıyken bile canım yanıyordu. Ama gerçeği reddedebilecekmişim gibi sımsıkı yumuyordum gözlerimi. Ancak, gözlerimi kapatmam yeterli gelmedi. Çünkü pencereden süzülen yakıcı altin renk, zaten aciyan gözlerimi iki kat daha rahatsız ediyordu. organi tek hamleyle yüzümü örtecek bir şekilde yukarı çektim. "Karanlik geceyi terk edip zihnime doluştu," diye geçirdim içimden. Gündüzlerden tam da bu sebepten nefret ediyordum. Tüm acılarımız günışığına... Saklayamıyoruz ve saklanamıyoruz. Gözlerimi usulca açtım. Çocukken korkunca sığındığım yorganımın altında o gün kendimi çırılçıplak hissediyordum. Korunmasız ve çaresiz... Yutkundum. "Burası yeterince karanlık değil." diye kendi kendime mirıldandıktan sonra yorganı bir çırpıda üzerimden attım. Mor çarşafımdan destek alarak yatağımdan doğruldum. "Selam ruhsuz duvarlar, merhaba sevgili dolabım. Sana da günaydın aynam." Ayaklarımı yatağın kenarından sarkıttığım an, bir önceki gece ağrı kesici içmek için yanıma koyduğum ancak sonra unuttuğum içi solu su bardağımı devirdim. "Sana da merhaba." Halıya doğru akan suyun üzerine basarak yatak odasınd