acemiyazar_44
[BxB]
"Geçmişin tozlu raflarında aradığım her şey, şimdi boğazıma dayanmış bir mızrağın ucundaydı."
Börü Akbel, 30 yaşında; hem bir tıp doktoru hem de bir tarihçi. Hayatı, toprak altındaki hatıraları aramakla geçerken, Osmanlı'nın kuruluş bölgesindeki gizli bir mağarada bulduğu sıradan bir çakıl taşıyla hayatı kökünden değişti.
O gece ,taş, onu sadece on yaş gençleştirmekle kalmadı; zamanın büküldüğü mavi bir ışığın içinde kendini 700 yıl geriye, Osmanlı'nın şafağına, Kayı Obası'nın tam kalbine fırlattı!
Gökten bir yıldız gibi Kayı Toyu'nun ortasına düşen bu kızıl saçlı, tuhaf dilli genç adam için artık ne tıp diplomasının bir hükmü vardı ne de modern dünyanın konforunun.
Bir yanda; cebinde şarjı bitmekte olan bir telefon ve karınca bile incitmemiş bir vicdan...
Diğer yanda; tarihin kurucusu Osman Bey, geleceğin ilk veziri Alaeddin, cihan fatihi Orhan Bey ve bakışlarıyla dünyasını sarsan Pazarlı Bey...
"Gelecekten geldim dersin Şemsihan... Peki o gelecekte, bir bakışıyla insanın aklını başından alan adamlar da var mıdır?"
"Gelecekte çok şey var Pazarlı Bey'im. Ama senin gibi inadıyla dağı taşı eriteni henüz ne okudum ne de gördüm!"
Börü, bildiği tarihi gerçekleri bir sır gibi saklayıp sessiz mi kalacak, yoksa ısırgan otu kadar yakıcı zekasıyla bu kadim hanedanın kaderine dokunan bir elçi mi olacaktır?
Bala Hatun'un şefkati, Alplerin sert talimleri ve tarihin devleri arasında, Börü kendi destanını kanla değil, bilgiyle ve imkansız bir aşkla yazmaya başlıyor.
"Sen hangi kitabın içinden fırlayıp geldin Şemsihan? Ve neden her bakışın kalbimde yeni bir yara açar?"
Not: Gay karakterlerim mevcuttur. Hikayem tamamen kurgu bir evrende geçip, hayal ürünüdür. Ona göre okuyunuz.