Okuma Listem
3 histoires
Sana Nasıl Öldüğümü Anlatacağım par nisangorgulu
nisangorgulu
  • WpView
    LECTURES 39,205
  • WpVote
    Votes 2,387
  • WpPart
    Chapitres 8
"Artık ölmek kulağıma o kadar kötü gelmiyor." Onun on iki kuralı vardı. Hayatıma girdiğinde öğrendiğim o on iki kural. Gerçekleştirmek için oldukça az vaktimiz olmuştu. Ama tamamlayabilmiştik. Sanki tüm olacakları hissetmiş gibi hepsini tam zamanında bitirmiştik. Benim gerçekten hayatı tadımlamama vesile olacak on iki kuralı gerçekleştirdiğim gün kapadım gözlerimi. Bir daha da açamadım. Bu bir başlangıcın değil, sonlanışın hikayesi. Şimdi, sana nasıl öldüğümü anlatacağım.
+22 autres
ASEL par kitaplarvesozleri
kitaplarvesozleri
  • WpView
    LECTURES 1,890,164
  • WpVote
    Votes 97,228
  • WpPart
    Chapitres 30
Cennetteki ırmağı kirleten her kötülüğe... "Vicdan, varlığında tedirgin ederken yokluğunda ağır gelirdi. En savunmasız anınızda içinizde yükselip tüm bedeninizi ele geçirirdi. Çaresizce geçmişe dönüp vicdanınızı sızlatan anı yok etmek isteseniz de asla oradan ayrılmaz daha da acımasızlaşırdı. Her şeyin yoluna girdiğini düşündüğünüz o küçük anlarda bile bir şekilde ortaya çıkıp nefesinizi keserdi. Elinizden hiçbir şey gelmezken acının azalması için her şeyi göze alabileceğinizi bilirdiniz."
SOKAK NÖBETÇİLERİ par asliaarslan
asliaarslan
  • WpView
    LECTURES 58,741,396
  • WpVote
    Votes 2,260,388
  • WpPart
    Chapitres 63
16 Mayıs 2021 güncellemesi: Bölüm yorumlarında fazlasıyla spoiler olabilir, eğer hoşlanmıyor ve keyif alarak okumak istiyorsanız yorumlara bakmayın. Bütün Sokak Nöbetçileri'nin gözleri benim üzerimdeydi, benim gözlerim ise onun turkuaz rengi gözlerinden ayrılmıyordu. Hepimiz yine bir amaç uğruna toplanmıştık. "Sokak çocuklarını her gördüğünüzde saçlarını okşayın," dediğimde gözlerim onun kumral saçlarına kaydı, alnına bir tutam saç düşmüştü ve her zamanki gibi dağınık, özensizdi. "Onları sevin, gülümseyin. Bir gün o çocukların büyüyeceğini ve karşınıza çıkacağını unutmayın." Hafifçe tebessüm ettiğimde canım hiç olmadığı kadar fazla yanıyordu. "Büyüdüm, büyüdün, büyüdük." Ona doğru bir adım attım ve başımı kaldırıp "Keşke hiç büyümeseydik," diye fısıldadım. "Keşke büyümeseydin. Keşke o sokaklara ait kalsaydık." Öfkeli değil, bıkkındı. Ruhsuz değil, tepkisizdi. Yalnız değil, kimsesizdi. "İçimi sokaklara çevirmenin bir yolu var mı?" diye sorduğunda sesinde ilk defa başkaldırı yoktu, vazgeçiş vardı. "Kendimi değil ama seni o sokaklarda yaşatıp gizlemek istiyorum."